

Sultan

Reyhan

Nevzat

Refik

Hanife

Cavidan

Kemal

Rüstem

Muharrem

Hayriye
Mukadderat, Kastamonu’nun şirin ilçesi Cide’de yaşayan Sultan’ın, eşinin vefatının ardından geleneksel "dul kadın" rolünü reddederek kendi kaderini yeniden yazma çabasını konu alıyor. Sultan, kocasının kaybından kısa bir süre sonra çocuklarını ve kasaba halkını şaşkına çeviren bir duyuru yapar: Yeniden evlenecektir. Ancak bu karar, sadece bir eş bulma arayışı değil; Sultan’ın yıllardır içinde biriktirdiği özgürlük, var olma savaşı ve "ben de buradayım" deme biçimidir.
Kasabanın muhafazakar yapısı ve çocuklarının karşı çıkışları arasında Sultan, kendi adayını seçmek için kolları sıvar. Film, bir yandan Anadolu’daki aile dinamiklerini ve kadın üzerindeki toplumsal baskıları mizahi bir dille eleştirirken, diğer yandan yaşlanmanın bir "kenara çekilme" süreci olmadığını hatırlatıyor. Sultan’ın bu cesur yolculuğu, izleyiciyi "Kader (mukadderat) boyun eğmek midir, yoksa onu şekillendirmek mi?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
Filmin kalbinde, Sultan karakterine muazzam bir enerji katan Nur Sürer yer alıyor. Sürer, karakterin hem kararlı hem de naif yanlarını ustalıkla yansıtarak, Sultan'ı sadece bir "anne" değil, arzuları olan bir "kadın" olarak izleyiciye kabul ettiriyor. Ona eşlik eden Aslıhan Gürbüz ve Osman Sonant, Sultan’ın çocukları rollerinde günümüz neslinin ebeveynlerine olan bakış açısını ve kendi iç çatışmalarını başarıyla canlandırıyorlar.
Kadrodaki her bir oyuncu, kasaba yaşamının o kendine has samimiyetini ve yer yer boğucu olan meraklı atmosferini yansıtma konusunda oldukça başarılı. Oyuncu uyumu, filmin kara komedi tonunu destekleyerek dramatik anların etkisini artırıyor.
Yönetmenlik koltuğunda oturan isim, Cide’nin puslu ve eşsiz doğasını hikayenin melankolik ama umut dolu yapısıyla harmanlamış. Görsel dil, Sultan’ın iç dünyasındaki ferahlama ile paralel olarak filmin ilerleyen sahnelerinde daha canlı bir hal alıyor. Senaryonun en güçlü yanı, klişe bir "başlık parası" veya "zorla evlendirme" hikayesi anlatmak yerine, gönüllü bir evlilik arayışını bir özgürlük sembolü olarak sunması. Mukadderat, tempoyu düşürmeden hem güldüren hem de hüzünlendiren dengeli bir anlatıma sahip.
Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu hikayeleri sevenler ve Anadolu’nun yerel dokusuna sahip "hayatın içinden" yapımlardan hoşlananlar için bu film bir başyapıt niteliğinde. Eğer aile bağlarını, kuşak çatışmalarını ve toplumsal tabuların yıkılışını izlemekten keyif alıyorsanız, Mukadderat listenizin başında yer almalı. Ayrıca Nur Sürer’in oyunculuk şölenini kaçırmak istemeyen her sinemasever bu filme bir şans vermeli.
Film, kadınlara biçilen "fedakar anne" veya "yas tutan eş" rollerinin ötesinde bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor. İzleyiciye, kararlarımızın sorumluluğunu almanın ve başkaları ne derse desin kendi mutluluğumuzun peşinden gitmenin önemini hatırlatıyor. Samimi dili, abartısız mizahı ve derinlikli karakter analizleri filmi izlenmeye değer kılıyor.
Bireysel Özgürlük: Yaş ve statü fark etmeksizin kendi hayatı hakkında karar verme hakkı.
Toplumsal Baskı: Kasaba kültürü ve aile yapısının bireyin istekleri üzerindeki etkisi.
Yalnızlık ve Hayat: Yalnız kalmamak için değil, hayatı paylaşmak için kurulan bağlar.
Eğer Sultan’ın bu kararlı duruşunu ve kasaba atmosferini sevdiyseniz, yerli sinemadaki diğer karakter odaklı dram-komediler ilginizi çekebilir. Özellikle kadınların merkezde olduğu ve toplumsal normları sorgulayan başarılı yerli yapımlar, Mukadderat'tan sonra listenize eklemek isteyeceğiniz türden alternatifler sunacaktır.
Film, çekildiği yer olan Kastamonu-Cide’nin yerel halkının da katılımıyla oldukça doğal bir atmosferde tamamlandı.
Nur Sürer, bu filmdeki performansıyla sinema eleştirmenlerinden tam not alarak "yılın en iyi kadın oyuncu" adayları arasında gösterildi.
Senaryo, Erdi Işık tarafından gerçek gözlemlere ve trajikomik hayat hikayelerine dayandırılarak kaleme alındı.
Film, "kara komedi" türüne daha yakındır; yani hayatın içindeki üzücü durumları mizahi bir bakış açısıyla ele alır ancak duygusal derinliği olan sahneleri de oldukça fazladır.
Senarist Erdi Işık, karakteri yaratırken Anadolu’da rastladığı güçlü ve dik başlı kadın figürlerinden ilham aldığını belirtmiştir.
Filmin sonu, geleneksel bir mutlu sondan ziyade Sultan’ın kendi kararlarının arkasında durduğu, tatmin edici ve güçlendirici bir finalle bitiyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...