

Chela

Chiquita

Angy
Pati
Pituca
Carmela
Cesar
Interna Principal
Rita
Panchero
Paraguay’ın üst orta sınıfına mensup olan Chela ve Chiquita, otuz yılı aşkın süredir birlikte yaşayan bir çifttir. Ancak yıllarca süregelen borçlar ve kötüleşen mali durumları, hayatlarını altüst eder. Chiquita dolandırıcılık suçlamasıyla hapse girdiğinde, Chela hayatında ilk kez yapayalnız kalır. Daha önce tüm işlerini partnerine devretmiş olan bu içe dönük kadın, hayatta kalabilmek için babasından kalan eski Mercedes’i ile mahalledeki zengin hanımlara gayriresmi taksi şoförlüğü yapmaya başlar.
Bu zorunlu değişim, Chela’yı kendi korunaklı dünyasından çıkarıp gerçek hayatın içine iter. Bu süreçte tanıştığı genç ve hayat dolu Angy, Chela’nın yıllardır bastırdığı arzularını ve kendi kimliğini yeniden keşfetmesine neden olur. Dram filmleri kategorisinde sınıflandırılan yapım, aslında bir kadının geç gelen büyüme ve özgürleşme hikâyesini fısıldıyor.
Filmin merkezinde, Chela karakterine muazzam bir derinlik katan Ana Brun yer alıyor. Brun, sadece bakışları ve sessizliğiyle karakterin iç dünyasındaki fırtınaları izleyiciye geçirmeyi başarıyor; bu performansıyla Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü alması hiç de şaşırtıcı değil.
Chiquita rolünde izlediğimiz Margarita Irún, Chela’nın aksine daha baskın ve dışa dönük bir figür çizerek hikâyenin dengesini sağlıyor. Chela’nın hayatına yeni bir soluk getiren Angy karakterinde ise Ana Ivanova, enerjisiyle filmin durağan yapısını kırarak katalizör görevi görüyor. Kadronun tamamı, Paraguay toplumunun sınıfsal kodlarını ve kadın dayanışmasını yansıtmada son derece başarılı.
Yönetmen Marcelo Martinessi, ilk uzun metrajlı filminde son derece rafine bir iş çıkarıyor. Film, büyük patlamalar veya dramatik çığlıklar yerine sessizliğin gücünü kullanıyor. Mekân kullanımı, özellikle Chela’nın evindeki loş ışık ve eşyaların giderek azalması, karakterin içsel boşluğunu metaforik olarak destekliyor. Dünya sineması içinde Paraguay’dan gelen bu etkileyici ses, sınıfsal çöküşü kişisel bir özgürlük hikâyesine dönüştürmeyi başarıyor.
Karakter odaklı, ağır tempolu ve psikolojik derinliği olan yapımlardan hoşlanan izleyiciler bu filmi mutlaka listesine almalı. Özellikle toplumsal cinsiyet rolleri, geç yaşta gelen değişimler ve sınıf farklılıkları üzerine düşünmeyi sevenler için Las Herederas, en iyi yabancı filmler arasında kendine yer buluyor.
Filmi izlemek için en geçerli sebep, Ana Brun’un minimal ama sarsıcı oyunculuğudur. Ayrıca Latin Amerika sinemasının alışılagelmiş klişelerinden uzak durarak, iki kadının hikâyesini ajite etmeden, son derece zarif bir dille anlatmasıdır. Ödüllü filmler meraklıları için Berlin Film Festivali’nden aldığı prestijli ödüller, filmin kalitesinin bir tescili niteliğindedir.
Kişisel Özgürlük: Konfor alanının dışına çıkmanın getirdiği korku ve beraberinde gelen özgürleşme.
Sınıfsal Çöküş: Maddi gücün kaybıyla birlikte toplumsal statünün nasıl değiştiği.
Geç Gelen Uyanış: Hayatın her evresinde insanın kendini yeniden keşfedebileceği gerçeği.
Yalnızlık ve Dayanışma: Kadınlar arasındaki karmaşık ilişkiler ve yalnızlığın farklı yüzleri.
Bu filmin yarattığı melankolik ama umut verici atmosferi sevdiyseniz, sınıfsal farklılıkları ve hizmetçi-işveren ilişkisini ustalıkla işleyen The Second Mother (İkinci Anne) veya bir kadının geç yaştaki duygusal yolculuğunu anlatan Gloria filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca Sebastian Lelio imzalı A Fantastic Woman da kimlik üzerine benzer derinlikte bir anlatı sunar.
Film, Paraguay’ın Oscar adayı olarak seçilmiştir.
Yönetmen Marcelo Martinessi, senaryoyu yazarken kendi ailesindeki kadınlardan ve onların toplumsal baskılarla mücadelesinden esinlenmiştir.
Ana Brun, profesyonel bir oyuncu olmamasına rağmen sergilediği performansla uluslararası çapta büyük övgü toplamıştır.
Hayır, film romantik bir aşk hikâyesinden ziyade bir kadının kendi benliğini, arzularını ve hayata tutunma biçimini yeniden keşfetmesini odağına alır.
İspanyolca "Mirasçılar" anlamına gelir; bu isim hem maddi mirası hem de karakterlerin geçmişlerinden devraldığı toplumsal yükleri temsil eder.
Film, klasik bir mutlu son veya trajedi yerine karakterin içsel dönüşümüne odaklanan, izleyiciyi düşünmeye sevk eden ucu açık ama anlamlı bir final yapar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...