

Romeo Aldea

Eliza

Magda

Chief Inspector

Procurorul Ivaşcu

Agent Sandu

Gelu

Doctorul Pandele

Doamna Bulai

Meșter Lăcătuș
Romeo Aldea, Romanya’nın küçük bir kasabasında yaşayan, hayalleri yarım kalmış bir doktordur. Tüm umudunu, zeki ve başarılı kızı Eliza’ya bağlamıştır. Eliza, İngiltere’de prestijli bir üniversiteden kabul almış ancak gitmesi için tek bir şart kalmıştır: Bitirme sınavlarından yüksek bir not almak. Romeo için bu sınav, kızının bu ülkeden kurtuluş bileti, kendi geçmiş hatalarının ise telafisidir.
Ancak sınavdan bir gün önce Eliza, okul yolunda kimliği belirsiz bir kişinin saldırısına uğrar. Fiziksel yaralarından çok psikolojik travmasıyla sarsılan genç kızın sınav performansı riske girer. Romeo, kızının geleceğini kurtarmak adına hayatı boyunca savunduğu dürüstlük ilkelerini bir kenara bırakır. Sistemin çarkları arasına girerek rüşvet, torpil ve küçük iyilikler ağında kızına avantaj sağlamaya çalışırken, aslında Romanya’nın yozlaşmış yapısının bir parçası haline gelir.
Filmin yükünü sırtlayan Adrian Titieni, Dr. Romeo karakteriyle izleyiciye ahlaki bir çöküşün anatomisini sunuyor. Karakterin içsel hesaplaşmaları ve soğukkanlı görünen çaresizliği Titieni’nin oyunculuğuyla devleşiyor. Eliza rolündeki Maria Drăguș ise travma sonrası bir gencin sessiz direnişini ve babasına karşı duyduğu karmaşık hisleri duru bir performansla sergiliyor.
Yardımcı kadroda yer alan Lia Bugnar, depresif anne Magda rolünde evin içindeki o boğucu atmosferi pekiştirirken; Romanya sinemasının tanıdık simaları, bürokrasinin ve polisin gri yüzlerini başarıyla canlandırıyorlar. Oyuncu kadrosunun bu kadar doğal olması, filmin belgesel vari gerçekçiliğini destekleyen en büyük unsur.
Cannes Film Festivali’nde "En İyi Yönetmen" ödülüne layık görülen Cristian Mungiu, bu filmle modern toplumun en büyük açmazlarından birini sorguluyor: "Çocuğun için ilkelerinden ne kadar vazgeçebilirsin?" Mungiu, uzun planları ve omuz üstü çekimleriyle izleyiciyi Romeo’nun peşinde adeta bir dedektif gibi gezdiriyor. Müzik kullanımından kaçınan yönetmen, çevresel sesleri ve sessizliği kullanarak gerilimi doğal bir yolla tırmandırıyor. Film, sadece bir aile dramı değil, aynı zamanda komünizm sonrası Romanya’nın bürokratik çıkmazlarına tutulmuş sert bir aynadır.
Etik ve ahlak üzerine düşünmeyi seven, yavaş tempolu ama derinliği olan Avrupa sineması tutkunları bu filmi mutlaka izlemeli. Özellikle aile bağları ve toplumsal yozlaşma konularına ilgi duyan izleyiciler için Mezuniyet, finalden sonra bile uzun süre zihni meşgul edecek bir yapım. Gerçekçi ve manipülasyondan uzak bir anlatı arayanlar için Romen Yeni Dalgası sinemasının bu seçkin örneği doğru bir tercih olacaktır.
Film, izleyiciye parmak sallamadan "Sen olsan ne yapardın?" sorusunu sorduruyor. Klasik iyi-kötü ayrımını yıkarak, karakterlerin motivasyonlarını o kadar insani bir yerden kuruyor ki, yapılan yanlışlara rağmen Romeo ile empati kurmamak elde değil. Sistemin nasıl işlediğini ve dürüst bir insanın bile bu çarklar arasında nasıl ezilebileceğini görmek adına son yılların en güçlü senaryolarından birine sahip.
Ebeveyn Sorumluluğu: Bir babanın, çocuğu için en iyisini isterken onun karakterine verdiği zarar.
Yozlaşma ve Etik: Dürüstlük ile pratik çözümler arasındaki o ince, tehlikeli çizgi.
Kuşak Çatışması: Eski neslin kurtuluş umudunu yeni neslin omuzlarına yüklemesi.
Sistem Eleştirisi: Kurumların işleyişindeki çarpıklıkların bireyleri suça itmesi.
Bir Ayrılık (A Separation): Ahlaki ikilemler ve aile içi gerilimi gerçekçi bir dille ele alan bu İran yapımı, Mezuniyet ile benzer bir tona sahip.
4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün: Yine Cristian Mungiu imzalı bu film, sistemin baskısı altındaki bireyin mücadelesini sert bir dille anlatıyor.
Satıcı (The Salesman): Travmatik bir olay sonrası değişen hayatlar ve adalet arayışı üzerine kurgulanmış etkileyici bir dram.
Yönetmen Cristian Mungiu, senaryoyu yazarken kendi babalık deneyimlerinden ve çevresinde gözlemlediği "kızını yurt dışına gönderme" takıntısından esinlenmiştir.
Filmdeki saldırı sahnesi, izleyicide klostrofobik bir etki yaratmak amacıyla dar açılarla ve ani bir şekilde kurgulanmıştır.
Mezuniyet, Romanya'nın Oscar aday adayı olarak seçilmiş ve eleştirmenlerden tam not almıştır.
Film bir polisiye gizeminden ziyade Romeo’nun tepkilerine odaklandığı için, saldırganın kimliğinden çok bu olayın tetiklediği ahlaki çöküş ön planda tutulur.
Film, bu sorunun cevabını izleyicinin yorumuna ve Eliza’nın kendi vicdanına bırakarak, etik kararların bireyselliğini vurgular.
"Bacalaureat", Romanya'da lise mezuniyet sınavlarına verilen isimdir; film bu sınavı sadece bir akademik test değil, bir hayat sınavı olarak sembolize eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...