

Marilyn Monroe

Sir Laurence Olivier

Colin Clark

Milton Greene

Roger Smith

Sir Owen Morshead

Arthur Jacobs

Hugh Perceval

Vivien Leigh

Cotes-Preedy
Genç ve sinema tutkunu Colin Clark (Eddie Redmayne), efsanevi aktör Sir Laurence Olivier’nin (Kenneth Branagh) yönettiği ve başrolünde yer aldığı The Prince and the Showgirl filminin setinde üçüncü asistan olarak işe girer. Filmin asıl yıldızı ise tüm dünyanın gözdesi Marilyn Monroe’dur (Michelle Williams).
Marilyn, sete geldiği andan itibaren hem Olivier’nin disipliniyle çatışır hem de kendi içsel güvensizlikleri ve Hollywood baskısıyla boğuşur. Bu gergin ortamda Marilyn, kendisine saf bir hayranlıkla yaklaşan Colin ile yakınlaşır. Film, Colin’in gözünden Marilyn’in kameralar arkasındaki o çocuksu, yaralı ve gerçek halini; birlikte geçirdikleri o sihirli "bir haftayı" anlatır.
Film, kadrosunda günümüzün iki önemli yıldızını, kariyerlerinin farklı noktalarında bir araya getiriyor:
Emma Watson (Lucy): Watson, setteki gardırop asistanı Lucy karakterini canlandırıyor. Colin’in flört ettiği ama Marilyn’in gelişiyle ikinci plana itilen Lucy rolünde, Watson’ı Harry Potter dışındaki ilk ciddi yetişkin rollerinden birinde görüyoruz. Kısa ama etkili bir performansla dönemin zarafetini yansıtıyor.
Lucy Boynton: Bu filmde küçük bir rolde karşımıza çıkan Boynton, yıllar sonra Bohemian Rhapsody ve The Politician ile yıldızlaşacaktır. İlginç bir not olarak; Emma Watson ve Lucy Boynton, bu filmden önce Ballet Shoes (2007) filminde de birlikte rol almışlardı.
Michelle Williams (Marilyn Monroe): Fiziksel benzerlikten öte, Marilyn’in ses tonunu, yürüyüşünü ve o hüzünlü bakışlarını muazzam bir başarıyla yansıtıyor.
Kenneth Branagh (Laurence Olivier): Disiplinli ve zaman zaman Marilyn’e karşı sabırsız olan büyük ustayı canlandırırken, dönemin İngiliz sinema dünyasının ağırlığını filme katıyor.
Film, bir biyografi filmi olmanın ötesinde, "efsane" ile "insan" arasındaki o ince çizgiyi sorguluyor. Editoryal açıdan; 1950’lerin İngiltere atmosferi, Pinewood Stüdyoları’nın büyüsü ve Marilyn’in yarattığı o karşı konulamaz aura, filmi izlemesi çok keyifli bir nostalji yolculuğuna dönüştürüyor.
Michelle Williams’ın Sanatı: Marilyn Monroe gibi taklit edilmesi çok zor bir figürü, karikatürize etmeden canlandırması tek başına izleme sebebi.
Set Arkası Merakı: Bir filmin çekim sürecindeki egoları, zorlukları ve o dönemin sinema dünyasını görmek çok ilginç.
Hüzünlü Bir Romantizm: Gerçekleşmesi imkansız ama bir o kadar samimi bir bağın hikayesi kalbinize dokunacak.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...