
Dram, Romantik

Lurene Hallett

Paul Cater

Jonell

Ray Hallett

Mrs. Enright

Mrs. Heisenbuttel

Hazel

Mechanic

Deputy Swinson

Lt. Galvan
1963 yılında, Dallaslı ev hanımı Lurene Hallett, Başkan John F. Kennedy ve eşi Jackie Kennedy’ye duyduğu hayranlıkla tanınmaktadır. Başkanın suikasta uğradığı haberini aldığında, ailesinin itirazlarına rağmen Washington’daki cenaze törenine katılmaya karar verir. Otobüs yolculuğu sırasında, küçük kızıyla seyahat eden sessiz ve gizemli bir siyahi adam olan Paul Cater ile tanışır.
Lurene’in meraklı doğası ve yardım etme arzusu, Paul’un sakladığı bir sırrı ortaya çıkarır ve bu durum ikiliyi polisten ve ön yargılardan kaçtıkları tehlikeli bir yolculuğa sürükler. Dönemin ırkçı atmosferinde beyaz bir kadın ile siyahi bir adamın yan yana seyahat etmesi, yollardaki her durağı bir tehdit haline getirir. Film, Kennedy’nin yasını tutan bir ulusun arka planında, iki yabancının birbirini anlama ve toplumsal bariyerleri aşma hikayesini konu alır.
Michelle Pfeiffer, Lurene rolünde sergilediği büyüleyici ve kırılgan performans ile hem Oscar hem de Altın Küre adaylığı kazanmıştır. Pfeiffer, 60'ların stilini ve Jackie Kennedy hayranlığını karakterin masumiyetiyle birleştirerek kariyerinin en iyi işlerinden birini çıkarır. Dennis Haysbert, Paul rolünde vakarını koruyan ve gücü temsil eden duruşuyla Pfeiffer ile harika bir tezat oluşturur. Bu iki oyuncu arasındaki sessiz ama derin bağ, filmin kalbini oluşturur.
Yönetmen Jonathan Kaplan, 1960’ların Amerika’sını sadece bir dekor olarak değil, hikayeyi şekillendiren bir engel olarak kullanıyor. Film, bir yandan Başkanın ölümüyle sarsılan ulusal bir dramı işlerken, diğer yandan ırk ayrımcılığının (Segregasyon) bireysel hayatlar üzerindeki yıkıcı etkisine odaklanıyor. Michelle Pfeiffer’ın performansı sayesinde yapım, sıradan bir yol filmi olmaktan çıkıp güçlü bir karakter analizine dönüşüyor. 1993 yılında Pfeiffer'ın Berlin Film Festivali'nden "En İyi Kadın Oyuncu" (Gümüş Ayı) ödülüyle dönmesi, filmin sanatsal başarısını perçinlemiştir.
1960’lar nostaljisinden hoşlananlar, sosyal adalet temalı dramları sevenler ve Michelle Pfeiffer’ın oyunculuk dehasını görmek isteyen her sinemasever bu filmi izlemeli. Eğer Driving Miss Daisy (Bayan Daisy ve Şoförü) veya The Green Book (Yeşil Rehber) gibi ırksal gerilimleri insani bir perspektifle işleyen filmleri seviyorsanız, Love Field size benzer bir duygu yoğunluğu sunacaktır.
Bu film, büyük tarihi olayların gölgesinde kalan "küçük insanların" hayatlarına ışık tuttuğu için izlenmelidir. Kennedy suikastı üzerinden toplumun nasıl bir kırılma yaşadığını gösterirken, aynı zamanda en karanlık dönemlerde bile insanlık onurunun ve dostluğun nasıl yeşerebileceğini anlatır. Pfeiffer'ın canlandırdığı Lurene'in naifliği ile dönemin sert gerçekleri arasındaki çarpışma, izleyicide derin bir empati uyandırır.
Yas ve Takıntı: Bir idolün kaybıyla gelen bireysel ve toplumsal boşluk.
Irk Ayrımcılığı: 1960'lar Amerika'sında siyahi ve beyaz bireylerin yan yana gelmesinin yarattığı toplumsal tehlike.
Kendini Bulma: Lurene'in kendi konfor alanından çıkıp hayatın gerçek zorluklarıyla yüzleşmesi.
Eğer bu filmin dokusunu sevdiyseniz, The Help (Duyguların Rengi) veya Hidden Figures (Gizli Sayılar) gibi 1960'lar Amerika'sındaki toplumsal değişimi anlatan yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca bir başka yol hikayesi olan Alice Doesn't Live Here Anymore da benzer bir karakter gelişimi sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...