
Dram
Türk sinemasının en provokatif ve estetik yapımlarından biri olan bu film, bir bankada çalışan ve son derece rutin bir hayat süren Nilgün’ün içsel dönüşümüne odaklanıyor. Nilgün, dışarıdan bakıldığında sessiz, sakin ve toplumsal normlara uygun bir yaşam sürse de, iç dünyasında fırtınalar kopmaktadır. Gerçek hayatın sıkıcılığı ve duygusal boşluğu, Nilgün’ü fantezilerle örülü gizli bir dünyaya iter.
Gündüzleri kurallara uyan bir çalışan olan Nilgün, geceleri veya hayal dünyasında sınırları zorlayan, tutkularının peşinden giden bir kadına dönüşür. Ancak bu iki farklı kimlik arasındaki denge, bir süre sonra bozulmaya başlar. Nilgün’ün gerçeklikle olan bağı zayıfladıkça, çevresindeki erkeklerle olan ilişkileri de karmaşık bir hal alır. Film, bir kadının cinsel uyanışını ve birey olma mücadelesini, toplumun ahlakçı bakış açısına meydan okuyan sarsıcı bir dille beyaz perdeye aktarır.
Müjde Ar, Nilgün karakteriyle sinemamızdaki "özgür kadın" imgesini bir kez daha zirveye taşıyor. Karakterin hem o kırılgan bankacı halini hem de fantezi dünyasındaki cüretkar tavırlarını muazzam bir yetenekle harmanlıyor. Müjde Ar, bu filmdeki performansıyla kadının sadece bir nesne değil, kendi arzularının öznesi olduğunu kanıtlayarak kariyerinin en unutulmaz işlerinden birine imza atıyor.
Tarık Tarcan, Nilgün’ün hayatındaki önemli erkek figürlerinden biri olarak, yakışıklılığı ve dönemin ruhunu yansıtan tarzıyla filme eşlik ediyor. Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan isimler ise, Nilgün’ün hapsolduğu o muhafazakar ve tekdüze sosyal çevreyi başarıyla yansıtan performanslar sergiliyor. Oyuncular arasındaki gerilim, filmin psikolojik derinliğini sürekli diri tutuyor.
Başar Sabuncu’nun yönetmenliğini üstlendiği yapım, 1980 sonrası Türk sinemasında yükselen "kadın ve cinsellik" temalı filmlerin en seçkin örnekleridir. Film, sinematografik açıdan oldukça şık ve karanlık bir atmosfere sahiptir. Nilgün’ün hayal sahneleri ile gerçek hayat sahneleri arasındaki geçişler, izleyicinin gerçeklik algısıyla oynayan bir başarıya sahiptir. Psikolojik dram türünün sınırlarını zorlayan yapım, toplumsal baskıların kadın ruhu üzerinde yarattığı tahribatı incelikli bir sinema diliyle eleştirir.
Sıradan bir hikayeden ziyade, karakter çözümlemelerine dayanan ve cesur sahneler barındıran yapımları sevenler bu filmi izlemeli. Müjde Ar sinemasının o "baş kaldıran kadın" evresini merak edenler ve sanat filmi estetiğinden hoşlanan izleyiciler için biçilmiş kaftandır. Özellikle toplumsal cinsiyet rolleri ve kadının iç dünyasındaki karmaşaya ilgi duyan sinemaseverler bu filmde derin bir anlatı bulacaktır.
Bu film, Türk sinemasında tabuların yıkıldığı bir dönemin en güçlü temsilcisi olduğu için izlenmelidir. Bir kadının kendi bedenini ve arzularını keşfetme sürecini, pornografik bir dille değil, sanatsal bir derinlikle anlatması onu benzersiz kılar. "Kadın evinin süsüdür" algısını yerle bir eden Nilgün karakteri, izleyiciyi kendi gizli dünyasıyla yüzleşmeye davet eder. Gerek çekim teknikleri gerekse ele aldığı konu itibarıyla, bugün bile modernliğini koruyan ve üzerine konuşulması gereken bir kült film niteliğindedir.
Kimlik Parçalanması: Modern kadının toplumsal beklentiler ile kişisel arzuları arasında bölünmesi.
Cinsel Özgürlük: Kadının kendi bedenini ve arzularını bir keşif alanı olarak görmesi.
Fantezi ve Gerçeklik: İnsanın mutsuz hayatından kaçmak için sığındığı hayal dünyasının yıkıcılığı.
Eğer bu yapımın psikolojik derinliği ilginizi çektiyse, Müjde Ar’ın yine benzer bir kimlik arayışını işleyen Aaahh Belinda veya Adı Vasfiye filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca bir kadının toplum içindeki yalnızlığını ve hapsolmuşluğunu anlatan Türkan Şoray klasiği Mine de bu türün en yakın akrabalarından biridir. Bu yapımlar, Türk sinemasının feminist sinema örnekleri olarak değerlendirilebilir.
Film, Fransız yazar Joseph Kessel’in "Belle de Jour" (Gündüz Güzeli) adlı romanından esinlenilerek sinemaya uyarlanmıştır. Dünya sinemasında Luis Buñuel tarafından da çekilen bu hikaye, Başar Sabuncu tarafından yerel kodlarla ve 80’lerin Türkiye atmosferiyle harmanlanmıştır. Yapım, yayımlandığı dönemde cesur sahneleri nedeniyle büyük tartışmalara yol açmış, ancak sinema eleştirmenlerinden tam not almıştır.
Film, Joseph Kessel’in dünya çapında ünlü olan "Belle de Jour" adlı romanının Türk sinemasına uyarlanmış versiyonudur.
Nilgün, gündelik hayatın getirdiği sıradanlık ve duygusal tatminsizlikten kaçmak, kendi bastırılmış cinselliğini deneyimlemek için fantezi dünyasında farklı bir kimliğe bürünür.
Müjde Ar, 80’li yıllarda kadın cinselliğini ve özgürlüğünü sinemada korkusuzca dile getiren bir ikon olduğu için bu rol ona biçilmiş kaftan olarak görülmüş ve performansıyla bu algıyı pekiştirmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...