
Belgesel, Tarih, Komedi
Berlin Duvarı 1961 yılında inşa edildiğinde, Doğu ve Batı Berlin arasında kimsenin geçemediği "ölüm şeridi" adında devasa bir boşluk oluşur. Bu tehlikeli bölge, insanlar için bir hapishane olsa da yabani tavşanlar için dış dünyadan izole, yırtıcı hayvanların olmadığı ve taze otlarla dolu bir cennete dönüşür. Tavşanlar, duvarın her iki tarafındaki siyasi gerilimden tamamen habersiz bir şekilde bu ara bölgede hızla çoğalır ve kendi kapalı toplumlarını kurarlar.
Ancak bu sahte cennet, duvarın yıkıldığı 1989 yılına kadar sürer. Duvar ortadan kalktığında, yıllardır korunaklı bir alanda yaşamaya alışmış ve özgürlükle nasıl başa çıkacağını bilmeyen tavşanlar için asıl zorlu süreç başlar. Film, tavşanların bu trajikomik serüveni üzerinden Doğu Avrupa'daki totaliter rejimlerin yükselişini, halkın bu sistemlere adaptasyonunu ve aniden gelen özgürlüğün yarattığı şaşkınlığı hiciv dolu bir dille beyaz perdeye taşır.
Bu yapım bir belgesel olduğu için başrollerde Berlin’in tarihi sokaklarında ve duvar kalıntılarında yaşayan binlerce yabani tavşan yer alıyor. Yönetmen Bartosz Konopka, tavşanların doğal hareketlerini birer "oyuncu" performansı gibi kurgulayarak onlara insani karakter özellikleri yüklüyor. Filmin editoryal başarısı, hayvanların ürkekliğini veya rahatlığını birer siyasi metafor olarak sunabilmesinde yatıyor.
Filmin anlatıcısı (narrator), sanki bir vahşi yaşam belgeseli seslendiriyormuşçasına ciddi bir ton kullanıyor. Bu ciddi ses tonu ile perdedeki absürt durumlar arasındaki tezatlık, yapımın mizahi derinliğini artırıyor. Görüntü yönetmeni, tavşanların göz hizasından yaptığı çekimlerle izleyiciyi bu klostrofobik ama "güvenli" dünyanın içine çekmeyi başarıyor.
Polonyalı yönetmen Bartosz Konopka imzalı bu eser, 2010 yılında "En İyi Kısa Belgesel" dalında Oscar adaylığı elde ederek belgesel sinemasına yepyeni bir soluk getirmiştir. Film, tarihsel gerçekleri bir doğa belgeseli formatında sunarak izleyiciyi ters köşe yapan bir belgesel film örneğidir. Sinematografik açıdan arşiv görüntüleri ile güncel çekimlerin harmanlanması, Berlin Duvarı’nın soğukluğunu ve tavşanların masumiyetini ustalıkla birleştiriyor. Sadece 50 dakikada totalitarizm üzerine yazılmış en yaratıcı analizlerden biri olan bu yapım, metaforik anlatımıyla sinema tarihinde özel bir yere sahip.
Yakın tarihe ilgi duyan, toplumsal değişimleri farklı perspektiflerden görmeyi seven ve yaratıcı hikaye anlatımına değer veren herkes bu filmi izlemeli. Eğer standart tarih belgesellerinden sıkıldıysanız ve siyasi bir eleştirinin nasıl bir komedi filmi kadar ironik olabileceğini merak ediyorsanız bu yapım tam size göre. Hem doğa severler hem de siyaset bilimi meraklıları için çok katmanlı bir seyir zevki sunuyor.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, koskoca bir siyasi rejimin ve Berlin Duvarı gibi devasa bir yapının bir tavşan kolonisi üzerinden bu kadar yalın ve sarsıcı şekilde anlatılabileceğine tanık olmaktır. İnsanların özgürlük için canını verdiği bir yerde, bazı canlıların o tutsaklığı "güvenli bir konfor alanı" olarak görmesi, özgürlük kavramı üzerine sizi derin düşüncelere sevk edecektir. Görsel olarak hem estetik hem de tarihi bir belge niteliği taşıyan bu kısa film, sinema dilinin sınırlarını zorluyor.
Güvenlik ve Özgürlük Çatışması: Tutsaklığın getirdiği sahte güven hissi ile özgürlüğün getirdiği belirsizlik arasındaki denge.
Totalitarizm Metaforu: Tavşanların kapalı devresi üzerinden komünist rejim altındaki toplumların psikolojik analizi.
Adaptasyon: Canlıların en zorlu ve absürt koşullara bile zamanla nasıl uyum sağladığı.
Eğer hayvanlar üzerinden yapılan bu toplumsal hicvi sevdiyseniz, George Orwell’in klasik eseri Animal Farm (Hayvan Çiftliği) uyarlamalarını mutlaka izlemelisiniz. Berlin Duvarı ve o dönemin atmosferini daha dramatik bir dille anlatan The Lives of Others (Başkalarının Hayatı) veya absürt bir özgürlük hikayesi sunan Goodbye Lenin! da benzer temaları işleyen başarılı alternatiflerdir.
Film için kullanılan arşiv görüntülerinin bir kısmı, duvarın her iki tarafındaki gizli servislerin (Stasi vb.) gözetleme kayıtlarından elde edilmiştir.
Yönetmen, filmi hazırlarken Berlin halkıyla görüşmüş ve duvar zamanı tavşanların gerçekten de şehrin en popüler "vatandaşları" haline geldiğini öğrenmiştir.
Yapım, uluslararası festivallerde "En İyi Belgesel" dalında onlarca ödül kazanarak Polonya sinemasının dünyadaki temsilcilerinden biri olmuştur.
Evet, film gerçek arşiv görüntüleri ve duvarın yıkılmasından sonraki alanlarda yapılan çekimlerin birleştirilmesiyle oluşturulmuş gerçek bir belgeseldir.
Çünkü tavşanlar, duvarın yarattığı boşlukta çoğalarak sisteme uyum sağlayan ama sistem yıkıldığında dış dünyada nasıl yaşayacağını unutan kitleleri temsil eden en iyi canlı örneğidir.
Orijinal dili Lehçe olan film, anlatıcının sakin ve ciddi tonuyla Berlin'in tarihine hüzünlü ama bir o kadar da alaycı bir bakış açısı getirir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...