
Yönetmen Sally Aitken, izleyiciyi Valerie Taylor’ın büyüleyici dünyasına davet ediyor. Valerie, 1950’li yıllarda Avustralya’da şampiyon bir zıpkın avcısıyken, sualtının güzelliklerini keşfettikçe öldürmeyi bırakıp korumaya karar veren devrimci bir ruhtur. Film, Valerie’nin bir avcıdan, köpekbalıklarını evrensel düzeyde savunan bir aktiviste dönüşme sürecini odağına alıyor.
Valerie ve eşi Ron Taylor, sualtı sinematografisinin öncüleri olarak tanınırlar. Hatta efsanevi Jaws filminin gerçek köpekbalığı sahnelerini çeken ekiptirler. Ancak Valerie, bu filmin köpekbalıklarına karşı yarattığı dünya çapındaki korku ve nefretten dolayı büyük bir pişmanlık duyarak hayatının geri kalanını bu canlıların aslında ne kadar narin ve önemli olduğunu kanıtlamaya adamıştır. Belgesel, Valerie’nin köpekbalıklarıyla kurduğu sıra dışı (bazen onlara elinden yemek yedirecek kadar yakın) bağı, muazzam arşiv görüntüleriyle sunuyor.
Bu bir belgesel olduğu için "oyuncu kadrosu" bizzat tarihin akışını değiştiren gerçek kişilerden oluşmaktadır:
Valerie Taylor: Filmin ana öznesi. 80'li yaşlarında olmasına rağmen hala dinmeyen enerjisi ve deniz tutkusuyla hikayeyi bizzat anlatıyor.
Ron Taylor: Valerie’nin hem hayat hem de iş ortağı. Arşiv görüntülerindeki ustalığıyla sualtı dünyasını evlerimize getiren isim.
Röportajlar: Dönemin diğer ünlü dalgıçları, bilim insanları ve sinemacıları Valerie’nin mirasını ve etkisini yorumluyorlar.
Film, teknik açıdan bir görsel şölen niteliğinde. Ron ve Valerie’nin 60 yıl boyunca çektiği ve daha önce hiç yayınlanmamış 16mm arşiv görüntüleri, belgesele paha biçilemez bir değer katıyor. Yönetmen Aitken, Valerie’nin hikayesini sadece bir biyografi olarak değil, aynı zamanda insanın doğayla olan ilişkisinin evrimi olarak kurgulamış. Valerie’nin köpekbalıklarına dokunması ve onlarla adeta dans etmesi, izleyicinin bu canlılara karşı beslediği korkuyu derin bir hayranlığa dönüştürüyor.
Deniz tutkunları, sualtı dünyasına meraklı olanlar ve çevre aktivizmiyle ilgilenen herkes için bu yapım bir başucu eseri niteliğinde. Eğer bir kadının erkek egemen bir dünyada (zıpkın avcılığı ve dalış dünyası) nasıl lider haline geldiğini görmek istiyorsanız, bu film önerisi sizi çok etkileyecektir. Ayrıca biyografik belgeselleri sevenler için de oldukça sürükleyici bir tempo sunuyor.
Köpekbalıklarını sadece "dişlerden ve kandan" ibaret canavarlar olarak görmeyi bırakıp, ekosistemin hayati parçaları olarak anlamak için izlenmeli. Valerie Taylor’ın cesareti, bize tutkunun dünyayı nasıl değiştirebileceğini kanıtlıyor. Ayrıca, Jaws gibi popüler kültür ikonlarının gerçek dünya üzerindeki beklenmedik etkilerini (köpekbalığı popülasyonunun azalması gibi) anlamak için önemli bir perspektif sunuyor.
Dönüşüm: Bir avcıdan, yaşam savunucusuna dönüşen vicdani yolculuk.
Kadın Gücü: 1950’lerin ve 60’ların kısıtlı imkanlarında denizin kraliçesi olan bir kadının azmi.
Doğa Korumacılığı: Okyanus ekosisteminin dengesi için köpekbalıklarının önemi.
Algı Yönetimi: Medyanın ve sinemanın vahşi yaşama dair yarattığı yanlış imgelerle mücadele.
Deniz ve doğa temalı belgeselleri seviyorsanız, bir ahtapotla kurulan bağı anlatan Oscar ödüllü My Octopus Teacher (Ahtapottan Öğrendiklerim) veya denizlerin korunmasına yönelik çarpıcı gerçekleri sunan Mission Blue sizin için harika birer film önerisi olabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...