
Koca Dünya, Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Reha Erdem’in imzasını taşıyan, gerçeklik ile rüya arasında gidip gelen sarsıcı bir "modern zaman masalı"dır. Hikâye, yetimhanede büyüyen ve birbirlerinden başka kimsesi olmayan Ali ve Zuhal’in etrafında şekillenir. Dış dünya onlar için tekinsiz, şiddet dolu ve yabancıdır. Ali, Zuhal’i içine hapsolduğu zor durumdan kurtarmak için bir suç işler ve iki genç, toplumun dışına itilerek uçsuz bucaksız bir ormana sığınırlar.
Orman, onlar için hem bir özgürlük alanı hem de bilinmezliklerle dolu bir hapishanedir. Medeniyetten uzakta, doğanın kalbinde hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da kendi içlerindeki masumiyeti koruma mücadelesi verirler. Ancak "koca dünya"nın karanlık gölgesi, sığındıkları bu vahşi cennette bile peşlerini bırakmaz. Reha Erdem, bu gençlik draması ile izleyiciyi insan doğasının en saf ve en vahşi yanlarıyla yüzleşmeye davet ediyor.
Filmin başrollerinde yer alan Berke Karaer (Ali) ve Ecem Uzun (Zuhal), ilk büyük sinema deneyimlerinde izleyiciyi büyüleyen bir doğallık sergiliyorlar. Ecem Uzun, Zuhal’in kırılganlığını ve aynı zamanda içindeki sessiz gücü o kadar etkileyici bir yerden yansıtıyor ki, performansı ona pek çok festivalden "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü getirdi.
Berke Karaer ise, Zuhal’i koruma içgüdüsüyle hareket eden, az konuşan ama her hareketiyle sadakatini kanıtlayan Ali karakterinde oldukça inandırıcı. Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan deneyimli isimler, ormanın dışındaki o tekinsiz "koca dünya"yı temsil ederken, genç oyuncuların yarattığı o izole atmosferi daha da belirginleştiriyorlar.
Reha Erdem sinemasının vazgeçilmez öğeleri olan doğa, hayvanlar, ses tasarımı ve ritim bu filmde zirve noktasına ulaşıyor. Florent Herry’nin görüntü yönetimi, ormanı sadece bir mekan değil, yaşayan ve nefes alan bir karaktere dönüştürüyor. Film, doğrusal bir olay örgüsünden ziyade duygu ve atmosfer üzerine kurulu; bu da onu izlemesi hem büyüleyici hem de yer yer zorlayıcı bir sanat filmi kılıyor. Venedik Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ile dönen yapım, Reha Erdem filmografisinin en lirik halkalarından biri.
Görsel hikâye anlatıcılığına önem veren, sembolizmden ve metaforlardan hoşlanan sinemaseverler için Koca Dünya eşsiz bir deneyim. Eğer Reha Erdem’in "Kosmos" veya "Jîn" gibi filmlerindeki o masalsı ve tekinsiz havayı sevdiyseniz, bu film sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Doğanın insan ruhu üzerindeki etkisini ve toplum dışına itilmiş bireylerin dramını merak eden her bağımsız sinema tutkunu bu yapıma şans vermeli.
Çünkü Koca Dünya, bize dünyanın ne kadar büyük ama içine sığınacak bir yer bulmanın ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Filmin ses dünyası (yaprak hışırtıları, rüzgarın sesi, hayvan sesleri) izleyiciyi meditatif bir ruh haline sokarken, hikâyenin trajik yönü bu huzuru her an bozmaya hazır bekliyor. İnsan elinin değmediği bir doğa güzelliği içinde geçen bu hüzünlü büyüme hikâyesi, sinemanın şiirsel gücünü hissetmek için ideal bir örnek.
Aidiyet ve Yalnızlık: Toplumda yer edinemeyen iki yetimin birbirine sığınma çabası.
Doğa ve Medeniyet Çatışması: İnsanın vahşi doğada mı yoksa modern toplumda mı daha güvende olduğu sorunsalı.
Masumiyetin Kaybı: Zorlu yaşam koşullarının ve dış dünyanın şiddetinin genç ruhlar üzerindeki yıkıcı etkisi.
Kardeşlik (veya Seçilmiş Aile): Kan bağından öte, ortak bir kaderle birbirine bağlanan ruhların dayanışması.
Eğer Koca Dünya’nın o mistik ve doğa merkezli atmosferini sevdiyseniz, yönetmenin bir diğer filmi olan Jîn (2013) filmini kesinlikle izlemelisiniz. Ayrıca doğada hayatta kalma ve büyüme sancılarını işleyen The Hunter veya orman atmosferini benzer bir tekinsizlikle kullanan Captain Fantastic, Koca Dünya ile benzer bir duygu dünyası paylaşan başarılı festival filmi alternatifleridir.
Film, 73. Venedik Film Festivali'nin "Ufuklar" (Orizzonti) bölümünde dünya prömiyerini yapmış ve Jüri Özel Ödülü'nü kazanmıştır.
Çekimlerin büyük bölümü Riva ve çevresindeki ormanlık alanlarda, son derece kısıtlı bir ekiple ve doğal koşullara uyum sağlanarak gerçekleştirilmiştir.
Reha Erdem, filmdeki müzik kullanımı yerine doğal sesleri ön plana çıkararak izleyicinin karakterlerle birlikte o ormanın içine hapsolmasını hedeflemiştir.
Filmin büyük bir bölümü İstanbul’un kuzeyindeki ormanlık alanlarda (Riva çevresi) çekilmiştir.
Film, onların yetimhaneden gelen bağlarını kardeşlikten öte, birbirlerinin her şeyi oldukları derin ve tanımsız bir aidiyet ilişkisi olarak sunar; ancak biyolojik olarak kardeş olup olmadıkları hikâyenin gizemli taraflarından biridir.
Filmin sonu, Reha Erdem sinemasına özgü bir şekilde ucu açık ve yoruma dayalıdır; gençlerin gerçek dünyadan tamamen koptukları mı yoksa ebedi bir masalın içine mi hapsoldukları izleyicinin hayal gücüne bırakılır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...