
Dram
Béatrice (Clémence Verniau), Nice’teki terör saldırısında tüm ailesini kaybetmiş, ruhsal bir çöküş yaşayan Fransız bir kadındır. Ailesinin cenazelerini, büyükbabasının vasiyeti üzerine memleketi olan Antakya’ya getirmeye karar verir. Bu yolculuk, sadece bir defin işlemi değil, aynı zamanda Béatrice’in hayata tutunma çabasıdır.
Yolu Antakya’da, kendisi gibi geçmişinde ağır kayıplar vermiş olan İbrahim (Çağlar Ertuğrul) ve Suriyeli mülteci bir çocukla kesişir. Farklı dilleri konuşsalar da aynı kederin dilinde buluşan bu üç yabancı, Ortadoğu'nun tozlu yollarında birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışırlar. Film, "acı"nın evrenselliğini ve insanın en karanlık anında bile başka bir insana sığınarak nasıl ayağa kalkabileceğini anlatır.
Çağlar Ertuğrul’un Dramatik Performansı: Genelde romantik-komedi ve aksiyon rollerinde gördüğümüz Ertuğrul, bu filmde çok daha dingin, hüzünlü ve derinlikli bir karakterle karşımıza çıkarak oyunculuk yelpazesini kanıtlıyor.
Coğrafyanın Büyüsü: Çekimleri Hatay, Şanlıurfa ve Gaziantep gibi tarihi dokusu güçlü yerlerde yapılan film; Mezopotamya’nın mistik atmosferini hikâyenin ruhuna başarıyla yediriyor.
Dil ve İletişim: Türkçe, Fransızca ve Arapça dillerinin harmanlandığı yapım, duyguların dilden daha güçlü bir iletişim aracı olduğunu vurguluyor.
Toplumsal Hassasiyet: Terörün ve savaşın bireyler üzerindeki kalıcı psikolojik hasarlarını, politik bir dilden ziyade insani bir perspektifle ele alıyor.
Duygusal Bir Arınma İçin: İnsanın en zor anlarında bulabileceği umudu ve dayanışmayı görmek adına.
Farklı Kültürlerin Kesişimi: Fransız bir kadının Anadolu’nun bağrındaki yolculuğunun yarattığı o samimi atmosferi solumak için.
Bölgesel Güzellikler: Hatay ve çevresinin sinematografik açıdan ne kadar büyüleyici bir fon oluşturduğuna şahitlik etmek için.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...