
Suç, Dram, Gerilim

Senay

Okwe

Sneaky / Juan

Guo Yi

Juliette

Ivan

Punter
Cafe Owner

Mohammed

Immigration Officer
Kirli Tatlı Şeyler (Dirty Pretty Things), Londra’nın yeraltı dünyasında yolları kesişen iki göçmenin hayatta kalma mücadelesini merkezine alıyor. Nijerya’da bir doktor olmasına rağmen İngiltere’de kaçak olarak taksi şoförlüğü ve otel gece müdürlüğü yapan Okwe, kaldığı otelin tuvaletinde bir insan kalbi bulmasıyla korkunç bir gerçeği keşfeder. Otel müdürü "Senyor Juan", çaresiz göçmenlerin organlarını sahte pasaport karşılığında satan kanlı bir çarkın başındadır.
Okwe, aynı otelde temizlikçi olarak çalışan ve sınır dışı edilme korkusuyla yaşayan Türk göçmen Şenay ile birlikte kendisini bu karanlık suç ağının ortasında bulur. İkili, bir yandan polisten ve göçmen bürosundan kaçmaya çalışırken, bir yandan da hayallerine kavuşmak için onurlarını ve hayatlarını tehlikeye atan riskli bir oyunun parçası olurlar. Film, Londra'yı turistlerin gördüğü ihtişamlı binalardan değil, geceleri uyanan ve görünmez insanların yaşadığı karanlık sokaklardan anlatıyor.
Filmin başrolünde Chiwetel Ejiofor, Okwe karakterine kattığı sakinlik ve derinlikli bakışıyla kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Şenay rolünde ise Audrey Tautou, Amélie’deki imajından tamamen sıyrılarak, hayata tutunmaya çalışan savunmasız ama gururlu bir kadını başarıyla canlandırıyor. Filmin asıl tekinsiz gücü olan Senyor Juan karakterine hayat veren Sergi López, her an patlamaya hazır kötü adam performansıyla gerilimi sürekli yüksek tutuyor. Ayrıca kadroda bulunan Benedict Wong, hikâyeye kattığı sadakat duygusuyla oyuncu kadrosunun gücünü pekiştiriyor.
Usta yönetmen Stephen Frears, bu filmle sadece bir suç öyküsü anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda modern metropollerin en büyük kanayan yaralarından biri olan göçmen sorununu bir cerrah titizliğiyle deşifre ediyor. Senarist Steven Knight’ın kaleminden çıkan hikâye, suç filmleri ve gerilim filmleri unsurlarını toplumsal bir eleştiriyle birleştiriyor. Film, izleyiciye "Görmezden geldiğiniz bu insanlar sizin otellerinizi temizliyor, taksilerinizi sürüyor ve bazen de hayatta kalmak için parçalarını satıyor" mesajını sertçe veriyor. Atmosferi, müziği ve gerçekçi kurgusuyla 2003 yılında "En İyi Özgün Senaryo" dalında Oscar adaylığı elde eden yapım, her karesiyle editoryal bir başarı örneği.
Sadece bir polisiye değil, toplumsal bir vicdan muhasebesi izlemek isteyen herkes bu filme şans vermeli. Eğer gerilim filmleri içinde gizem ve etik ikilemleri seviyorsanız, Okwe’nin doktorluk yemini ile vicdanı arasında kaldığı sahneler sizi derinden etkileyecektir. Ayrıca göçmenlik, kimlik arayışı ve modern kölelik temalı dram filmleri tutkunları için Kirli Tatlı Şeyler kaçırılmaması gereken bir başyapıt.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, sunduğu sarsıcı dürüstlüktür. Sinemada sıkça romantize edilen Londra’yı, arka planda kalmış insanların gözünden görmek izleyiciye farklı bir perspektif sunuyor. Audrey Tautou ve Chiwetel Ejiofor arasındaki naif ama imkansız bağ, hikâyenin kasvetli havasına insani bir sıcaklık katıyor. Organ ticareti gibi karanlık bir konuyu ajitasyona kaçmadan, saf bir gerilimle anlatabilmesi filmi benzersiz kılıyor.
Görünmezlik: Modern şehirlerin işleyişini sağlayan ancak toplum tarafından fark edilmeyen kaçak işçiler.
Organ Ticareti ve Sömürü: Çaresizliğin, insan bedeninin metalaşmasına nasıl yol açtığı.
Fedakarlık: Başka birinin özgürlüğü için neleri göze alabileceğimiz.
Vicdan: Kanunların yasakladığı bir dünyada, insanın kendi ahlaki pusulasını koruma çabası.
Eğer bu filmin politik ve insani tonunu sevdiyseniz, yine Stephen Frears imzalı Philomena veya organ nakli temasını farklı bir tonda işleyen İçinde Yaşadığım Deri ilginizi çekebilir. Suç filmleri ve göçmenlik temasının kesiştiği Doğu Vaatleri (Eastern Promises) de benzer bir gerçekçiliğe sahiptir. Ayrıca daha ağırbaşlı dram filmleri arayışındaysanız Children of Men filminin yarattığı kaotik gelecek atmosferi bu filmin dumanlı Londra sokaklarıyla benzer hisler uyandırabilir.
Audrey Tautou, canlandırdığı Türk karakter Şenay için bir süre Türkçe öğrenmeye çalışmış ve aksan çalışmaları yapmıştır. Film, yayınlandığı dönemde İngiltere’deki sağlık sistemindeki boşluklar ve kaçak işçi çalıştırma pratikleri üzerine büyük tartışmalar başlatmıştır. Ayrıca yönetmen Stephen Frears, gerçekçiliği korumak adına çekimlerin çoğunu Londra'nın en kalabalık ve tekinsiz bölgelerinde, doğal ışık kullanarak gerçekleştirmiştir.
Evet, filmde Audrey Tautou, Avrupa hayalleri kuran ancak İngiltere’de sıkışıp kalan Şenay adında bir Türk kızı canlandırıyor.
Hayır, film organ ticareti gibi rahatsız edici bir konuyu işlese de bir korku filmi değil; psikolojik derinliği olan bir suç ve gerilim dramıdır.
Filmin sonu, karakterlerin yaşadığı zorluklara rağmen bir kurtuluş kapısı aralayan, ancak sistemin karanlığını da unutturmayan gerçekçi ve buruk bir tona sahiptir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...