
İstanbul, binlerce yıldır pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir olsa da, onun asıl sahiplerinden biri de sokakları arşınlayan on binlerce kedidir. Bu belgesel, Sarı, Duman, Bengü, Aslan Parçası, Psikopat, Deniz ve Gamsız adındaki yedi karakteristik kedinin günlük rutinlerini takip ederek izleyiciyi İstanbul’un gizli kalmış köşelerinde bir yolculuğuna çıkarıyor. Her bir kedi, farklı bir mahallenin, farklı bir esnafın ve farklı bir yaşam biçiminin sembolü haline geliyor.
Ancak bu film sadece kedilerin hikâyesi değil; aynı zamanda onlara bakan, dertlerini dinleyen ve onlarla hayatı paylaşan İstanbulluların da hikâyesidir. Kediler ve insanlar arasındaki bu organik bağ, modern dünyanın tüm karmaşasına rağmen vicdanın ve karşılıksız sevginin nasıl ayakta kaldığını gösteriyor. Şehrin dokusuyla bütünleşmiş bu dört patili sakinler, bizlere yaşama dair derin felsefi perspektifler sunarken, İstanbul’un değişen çehresine de sessiz birer tanıklık ediyorlar.
Bu yapımın gerçek yıldızları, profesyonel oyuncular değil; İstanbul sokaklarının özgür ruhlu sakinleridir. Her bir kedinin kendine has bir "kişiliği" var: Kimi mahallenin kabadayısı, kimi gurme bir restoran müdavimi, kimi ise sevgi arsızı bir evcil dost... Yönetmen Ceyda Torun, bu "oyuncuların" doğal hallerini yakalayabilmek için kameraları kedi gözü hizasına indirerek onlara birer başrol oyuncusu gibi yaklaşmıştır.
Onlara eşlik eden İstanbul halkı ise kedilerle kurdukları bağ üzerinden kendi hayat hikâyelerini anlatıyor. Balıkçılar, fırıncılar ve mahalle sakinleri; kedilerin sadece birer hayvan değil, aynı zamanda ruhsal birer sağaltıcı ve dost olduğunu kanıtlayan içten performanslar (veya daha doğrusu tanıklıklar) sergiliyorlar.
Ceyda Torun’un yönetmenliğini üstlendiği Kedi, yayınlandığı dönemde dünya çapında ses getirmiş ve yabancı dilde en çok izlenen belgesellerden biri olmuştur. Görüntü yönetimi, İstanbul’un o kaotik ama büyüleyici estetiğini bir masal atmosferinde sunuyor. Belgeselin en güçlü yanı, didaktik bir dilden kaçınarak duygulara odaklanmasıdır. Müzikler, kedilerin çevik hareketleri ve şehrin gürültüsüyle mükemmel bir uyum içerisindedir. Film, izleyiciye bir şehrin karakterinin sadece binalardan değil, orada nefes alan tüm canlılardan oluştuğunu hatırlatıyor.
Hayvanseverler için zaten bir kült olan bu yapım, aynı zamanda İstanbul aşığı olan herkesin izlemesi gereken bir eser. Şehir hayatının stresinden uzaklaşmak, ruhunu dinlendirmek ve dünyaya bir anlığına daha saf bir pencereden bakmak isteyenler için bu belgesel eşsiz bir deneyim sunuyor. Eğer sinemada huzur, estetik ve samimiyet arıyorsanız, Kedi listesinin başında yer almalı.
Film, kediler üzerinden aslında insanlığı ve nezaketi anlatıyor. Dünyanın pek çok yerinde sokak hayvanları bir "sorun" olarak görülürken, İstanbul’un bu canlılarla nasıl barış içinde yaşadığını görmek küresel bir ilham kaynağıdır. Kedilerin özgürlüğü ile insanların onlara duyduğu ihtiyaç arasındaki o dengeyi görmek, şehirli insanın yalnızlığına en güzel ilaç niteliğindedir.
Karşılıksız Sevgi: İnsanların kedilere sadece var oldukları için duyduğu saf sevgi.
Şehir Kültürü: İstanbul’un kedilerle şekillenen toplumsal kimliği.
Özgürlük: Kedilerin ne evcil ne de tamamen vahşi olan o eşsiz ara statüsü.
Maneviyat: Kedilerin insanlar üzerindeki sakinleştirici ve spiritüel etkisi.
Siyah İnci (Black Beauty): Bir hayvanın gözünden dünyayı anlatan klasik yapımlardan biri.
Hachi: Bir Köpeğin Hikâyesi: İnsan ve hayvan arasındaki sadakati ve bağı işleyen duygusal bir başyapıt.
Toprak (Gunda): Çiftlik hayvanlarının hayatına sessiz ve sanatsal bir perspektiften bakan bir diğer başarılı belgesel.
Yönetmen Ceyda Torun, kedileri takip edebilmek için özel olarak tasarlanmış, yere yakın hareket edebilen "kedi kameraları" kullanmıştır.
Film, Amerika Birleşik Devletleri’nde vizyona girdiğinde büyük bir sürpriz yaparak en çok hasılat yapan yabancı belgeseller listesine girmiştir.
Çekimler boyunca yüzlerce saatlik görüntü kaydedilmiş, ancak hikâye en karakteristik yedi kedi üzerine kurgulanmıştır.
Hayır, film tamamen kedilerin doğal yaşam döngülerini ve gördükleri şefkati anlatan pozitif ve huzur verici bir yapımdır.
Filmin tamamı İstanbul’un farklı semtlerinde; özellikle Galata, Samatya, Kandilli ve Nişantaşı gibi kedilerin yoğun olduğu mahallelerde çekilmiştir.
Filmde dış sesle yapılan klasik bir anlatıcı yoktur; bunun yerine kedilere bakan insanların röportajları ve kedilerin doğal halleri hikâyeyi ilerletir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...