Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)

Belgesel
Belgesel, 2002 yılında Afganistan'da masum bir taksi şoförü olan Dilawar'ın trajik hikâyesiyle başlar. Dilawar, yanlış zamanda yanlış yerde olduğu için tutuklanmış ve ABD'nin Bagram Hava Üssü'ndeki sorgu merkezine götürülmüştür. Sadece beş gün sonra, gördüğü ağır işkenceler sonucu hayatını kaybeder. Ancak bu olay münferit bir "kaza" değildir.
Yönetmen Alex Gibney, Dilawar'ın hikâyesinden yola çıkarak; sorgulama tekniklerinin nasıl birer işkence yöntemine dönüştüğünü, bu emirlerin Pentagon'un en üst kademelerinden nasıl onaylandığını ve Bagram'dan Abu Ghraib'e, oradan da Guantanamo'ya uzanan sistematik zulmü belgelerle kanıtlar. Film, "özgürlüğü korumak" adına özgürlüğün ve insan onurunun nasıl feda edildiğini anlatan, siyasi bir gerilim tadında ilerleyen sarsıcı bir soruşturmadır.
Karanlığa Taksi, 2008 yılında En İyi Belgesel Film dalında Oscar kazanarak bu karanlık gerçeği tüm dünyaya ilan etmiştir. Alex Gibney'in titiz araştırmacılığı, eski askerlerle yapılan itiraf niteliğindeki röportajlar ve sızdırılan görüntüler, filmi sadece bir belgesel değil, aynı zamanda tarihi bir kanıt haline getirir. Film, izleyiciye bir "karanlık taraf" portresi çizerken, adaletin nasıl siyasete kurban edildiğini dehşet verici bir netlikle sunar. Bu yapım, belgesel sinemanın en başarılı yapımları arasında bir köşe taşıdır.
Yakın tarihle ilgilenenler, insan hakları savunucuları ve modern savaşın etik boyutlarını sorgulayan herkes bu belgeseli mutlaka izlemeli. Eğer devletlerin "güvenlik" bahanesiyle neleri göze alabileceğini ve gücün kontrolsüz kaldığında nasıl bir canavara dönüştüğünü merak ediyorsanız, bu film sizin için zorunlu bir okuma niteliğindedir. Sarsıcı görseller ve ağır gerçekler içerdiği için duygusal olarak hazırlıklı olunması gereken bir başarılı belgesel deneyimidir.
Bu belgeseli izlemek için en büyük sebep, Dilawar gibi sesi duyulmayan binlerce insanın yaşadıklarına tanıklık etmek ve bir sistemin nasıl adım adım yozlaştığını görmektir. Film, sadece işkenceyi değil, o işkenceyi meşrulaştıran hukuksal boşlukları ve "zincirleme emir" mantığının bireyleri nasıl birer cellada dönüştürdüğünü ustalıkla işliyor. Adaletin sadece güçlüler için değil, herkes için olduğunu hatırlatması bakımından hayati bir öneme sahip.
Sistematik İşkence: Münferit olaylar değil, merkezi bir politika olarak uygulanan sorgu yöntemleri.
Güç ve Sorumluluk: En alt kademedeki askerlerin cezalandırılıp, emirleri verenlerin nasıl korunduğu.
İnsan Onuru: Savaşın en şiddetli anında bile korunması gereken ahlaki sınırlar.
Hukuksuzluk: Guantanamo gibi yerlerin yasal bir "kara delik" olarak kullanılması.
Bu belgeselin sunduğu politik sertliği sevdiyseniz, yine Alex Gibney imzalı Enron: The Smartest Guys in the Room veya Irak Savaşı üzerine yapılmış No End in Sight ilginizi çekebilir. Benzer bir sorgulama ve etik tartışması için kurmaca bir film olan The Report veya sarsıcı bir belgesel olan Winter on Fire keyifli seyirler sunacaktır.
Belgeselin adı, dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin bir röportajında kullandığı "Teröristlerle mücadele etmek için karanlık tarafa (the dark side) geçmeliyiz" ifadesinden gelmektedir.
Film, Dilawar'ı işkence ederek öldüren ve sonrasında vicdan azabı çekerek hikâyeyi anlatan eski Amerikan askerlerinin itiraflarıyla derinlik kazanır.
Alex Gibney, bu filmiyle pek çok ülkede tartışmalara yol açmış ve ABD'nin terörle mücadele yöntemlerine dair en büyük kamusal tartışmalardan birini tetiklemiştir.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...