
Dram
Türk sinemasının en yaralı temalarından biri olan "Almanya ve gurbetçi" meselesini odağına alan yapım, daha iyi bir yaşam umuduyla yollara düşen bir babanın trajedisini işliyor. Köyündeki yoksulluktan kurtulmak ve çocuklarına parlak bir gelecek sunmak isteyen kahramanımız, binbir zorlukla Almanya’ya gider. Ancak gurbet, sadece para kazanılan bir yer değil; aynı zamanda kimliğin, geleneklerin ve aile bağlarının sınavdan geçtiği acımasız bir coğrafyadır.
Zamanla memleketinden ve değerlerinden uzaklaşan baba, orada kurduğu yeni hayatın pırıltısına kapılırken, geride bıraktığı ailesinin dramına istemeden de olsa zemin hazırlar. Yıllar sonra köye döndüğünde veya ailesini yanına aldığında, aradaki mesafenin sadece kilometrelerden ibaret olmadığını, ruhların da birbirinden koptuğunu fark eder. Film, bir yandan ekonomik zorunlulukları eleştirirken diğer yandan gurbetin insan ruhunda açtığı ve hiçbir maddi kazancın kapatamayacağı o derin "kara" boşluğu sarsıcı bir gerçekçilikle yansıtır.
Filmin başrolünde, dramatik rollerdeki ustalığıyla bilinen İbrahim Tatlıses yer alıyor. Tatlıses, gurbetçinin saflığını, özlemini ve yaşadığı hayal kırıklıklarını o kendine has hüzünlü tavrıyla başarıyla perdeye taşıyor. Karakterin yaşadığı içsel çöküşü ve pişmanlığı, sadece oyunculuğuyla değil, sahneleri tamamlayan yanık sesiyle de izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Ona eşlik eden kadın oyuncu ve yardımcı kadro, Anadolu kadınının gurbet bekleyişindeki vakur ama kederli duruşunu başarıyla sergiliyor. Köydeki yaşlı anne-baba ve babasız büyüyen çocuk rolleri, filmin duygusal yükünü artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Oyuncular arasındaki uyum, gurbet ile sıla arasındaki o kopukluğu ve özlemi izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı bir performans sunuyor.
Yavuz Figenli’nin yönetmenliğini üstlendiği Kara Gurbet, 1980’li yılların başında Türkiye’nin kanayan yarası olan dış göç meselesine ajitasyondan uzak, samimi bir bakış açısı getiriyor. Filmin temposu, gurbetteki yalnızlık ve memleketteki bekleyiş arasında dengeli bir şekilde ilerliyor. Sinematografik açıdan, Avrupa’nın soğuk ve gri sokakları ile Anadolu’nun sıcak ama yoksul köyleri arasındaki tezatlık başarıyla işlenmiş. Sosyal dram türünün etkileyici örneklerinden biri olan yapım, dönemin toplumsal hafızasını tutan önemli bir eserdir.
Gurbet hikayelerine ilgi duyan, göçün insan psikolojisi üzerindeki etkilerini merak eden ve Yeşilçam’ın o samimi dramlarını özleyen herkes bu filmi izlemeli. İbrahim Tatlıses hayranları için sanatçının oyunculuk kariyerindeki en duygusal duraklardan biri olan bu yapım, koleksiyonluk bir değer taşıyor. Nostalji kuşağı takipçileri ve aile bağlarının önemini anlatan hikayeleri seven izleyiciler için oldukça dokunaklı bir seçenek sunuyor.
Bu film, "taşı toprağı altın" denilen gurbetin aslında ne kadar büyük bedeller ödettiğini anlattığı için izlenmelidir. Sadece para kazanmanın mutlu bir hayat sürmeye yetmediğini, parçalanan bir aileyi hiçbir zenginliğin geri getiremeyeceğini çok net bir şekilde gösterir. İbrahim Tatlıses’in seslendirdiği hüzünlü türkülerle beslenen sahneler, izleyiciyi adeta o yılların gurbetçi trenlerine bindirip bir yolculuğa çıkarır. Saf bir emek ve özlem öyküsü izlemek isteyenler için Kara Gurbet, Türk sinemasının en dürüst yapımlarından biridir.
Gurbet ve Özlem: Vatanından uzak kalan insanın yaşadığı aidiyet sorunu ve sıla hasreti.
Aile Parçalanması: Ekonomik göçün aile yapısı ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkileri.
Kültürel Çatışma: Anadolu gelenekleri ile Avrupa yaşam tarzı arasında sıkışıp kalan bireyin dramı.
Eğer bu filmin işlediği göç ve gurbet temasını sevdiyseniz, Şener Şen'in başrolünde olduğu Almanya Acı Vatan veya Kemal Sunal klasiği olan Polizei gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca yine bir aile dramını gurbet ekseninde anlatan Gurbetçi Şaban (komedi unsurları taşısa da) bu temanın farklı bir yüzünü sunar. Bu yapımlar, Türk sinemasının gurbetçi filmleri kategorisindeki en bilinen eserlerdir.
Film, İbrahim Tatlıses'in müzik dünyasındaki devleşen isminin sinemadaki yansıması olarak büyük ilgi görmüştür. Çekimlerin bir kısmının yurt dışında yapılmış olması, o dönemin teknik ve bütçe imkanları düşünüldüğünde yapıma ayrı bir ciddiyet katmıştır. Ayrıca filmde geçen bazı sahneler, o yıllarda Almanya’da yaşayan Türk işçilerinin gerçek yaşam koşullarından esinlenilerek kurgulanmıştır.
Filmin çekimleri bir kısmı Türkiye’nin kırsal bölgelerinde, bir kısmı ise hikayeye konu olan Almanya’nın çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilmiştir.
Filmde, hikayenin hüzün dozunu artıran ve o dönem dillerden düşmeyen, gurbet ve ayrılık temalı pek çok ikonik İbrahim Tatlıses parçasına yer verilmiştir.
Filmin temel mesajı; maddi refahın, aile bütünlüğü ve huzurdan daha değerli olmadığı, gurbetin getirdiklerinin götürdüklerini her zaman karşılamadığı gerçeğidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...