

Lady Henrietta Flusky

Sam Flusky

Charles Adare

Milly

The Governor

Mr. Corrigan

Winter

The Coachman

Mr. Potter

Mr. Banks
1831 yılında, yeni bir hayat kurma hayaliyle İrlanda’dan Sidney’e gelen genç aristokrat Charles Adare, burada eski bir mahkûmken zengin bir toprak sahibine dönüşmüş olan Sam Flusky ile tanışır. Flusky, Charles’ı malikânesine davet eder ancak genç adam evin içine adım attığı andan itibaren ağır bir kasvetle karşılaşır. Sam’in eşi Lady Henrietta, geçmişin travmaları ve alkol bağımlılığı yüzünden akıl sağlığını yitirmek üzere olan, eski bir çocukluk arkadaşıdır.
Henrietta’nın neden bu kadar çökmüş olduğunu ve Flusky ailesinin üzerindeki lanetli havayı araştıran Charles, çok geçmeden büyük bir fedakarlık ve saklanan bir cinayetle yüzleşir. Evin tekinsiz kahyası Milly’nin sinsi planları ve Charles’ın Henrietta’ya duyduğu aşk, Sam Flusky’nin kıskançlığıyla birleşince olaylar trajik bir noktaya sürüklenir. Hitchcock, bu dram dolu hikâyeyi, Avustralya’nın egzotik ama boğucu atmosferinde bir vicdan muhasebesine dönüştürür.
Ingrid Bergman, Lady Henrietta rolünde, ruhsal olarak parçalanmış bir kadını büyüleyici bir kırılganlıkla canlandırır. Bergman’ın performansı, karakterin asaletini ve içine düştüğü çaresizliği izleyiciye derinden hissettirir. Joseph Cotten ise Sam Flusky karakterine, hem kaba bir güç hem de karısına olan derin, suçlulukla karışık bağlılığıyla çok katmanlı bir yorum katar.
Michael Wilding, olayların içine giren ve dengeyi bozan Charles Adare rolünde zarafetiyle öne çıkarken, Margaret Leighton sinsi kahya Milly rolünde filmin gizli gerilim odağı olur. Leighton’ın sergilediği tekinsiz performans, Hitchcock’un klasik "kötü kadın" figürlerine güçlü bir örnek teşkil eder.
Hitchcock’un ikinci renkli filmi olan Under Capricorn, yönetmenin alışılmış suç gerilimlerinden ziyade duygusal bir dönemsel drama odaklandığı nadir yapımlardan biridir. Filmde, bir önceki filmi Rope’da denediği "uzun çekim" tekniğini daha da geliştirerek kullanmıştır; kamera, karakterlerin etrafında adeta hayalet gibi süzülerek evin içindeki klostrofobiyi ve gerilimi artırır. Görsel olarak zengin olan yapım, sınıf çatışması ve kefaret temalarını Avustralya’nın sert coğrafyasıyla birleştirir.
Klasik dönem dramalarını ve büyük aşk hikâyelerini sevenler için bu film ilgi çekici bir tercihtir. Eğer Ingrid Bergman’ın dramatik oyunculuğuna ve Hitchcock’un kamera tekniklerindeki ustalığına hayran biriyseniz, Under Capricorn listenizde yer almalı. Sürprizli sonlardan ziyade karakterlerin psikolojik derinliklerine odaklanan bir gizem filmi arayanlar, bu yapımın ağır ama etkileyici atmosferinden keyif alacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, Hitchcock’un bir gerilim ustası olmasının ötesinde, duyguları ve insan ilişkilerini nasıl kadraja aldığını görmektir. Özellikle Ingrid Bergman’ın meşhur 9 dakikalık kesintisiz monolog sahnesi, sinema tarihindeki oyunculuk ve teknik iş birliğinin en saf örneklerinden biridir. Film, bir insanın başkası için ne kadar büyük bir yükü omuzlayabileceğini anlatan dokunaklı bir sinema eseridir.
Kefaret ve Fedakarlık: İşlenen bir suçun bedelini bir başkasının ödemesi ve bunun yarattığı ruhsal yıkım.
Sınıf Farklılıkları: Aristokrat bir geçmiş ile mahkûmluktan gelen zenginlik arasındaki uçurum.
Takıntı ve Kıskançlık: Sam Flusky’nin eşine olan korumacı ama boğucu sevgisi.
Geçmişten Kaçış: Yeni bir kıtada bile insanın geçmişindeki sırların peşini bırakmaması.
Bu filmin gotik ve dramatik yapısını sevdiyseniz, yine bir Hitchcock ve Bergman iş birliği olan Notorious veya atmosferik olarak benzerlik taşıyan Rebecca filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca 19. yüzyıl Avustralya atmosferini ve sert insan ilişkilerini merak ediyorsanız The Piano da ilginizi çekebilir. Bu tarz gerilim ve dram yüklü yapımlar, izleyiciye tarihsel bir atmosferde duygusal bir yolculuk vaat eder.
Film, Helen Simpson’ın 1937 yılında yayımlanan romanından sinemaya uyarlanmıştır.
Hitchcock, filmdeki bazı uzun çekimleri gerçekleştirebilmek için setin duvarlarını ve mobilyalarını, kamera geçerken otomatik olarak açılacak şekilde tasarlatmıştır.
Film, vizyona girdiği dönemde İngiltere ve Amerika’da beklenen gişe başarısını yakalayamamış, ancak yıllar sonra Fransız yeni dalga eleştirmenleri tarafından "anlaşılmamış bir başyapıt" olarak nitelendirilmiştir.
Hayır, film tamamen İngiltere’deki stüdyolarda çekilmiştir. Avustralya atmosferi, dekorlar ve başarılı sanat yönetimiyle yaratılmıştır.
Hitchcock bu filmde iki kez görünür; ilki filmin hemen başında Sidney limanında halkın arasında, ikincisi ise hükûmet binasının merdivenlerinde duran üç adamdan biri olarak.
Under Capricorn daha çok bir psikolojik dram ve romantik hikâyedir. Ancak Hitchcock dokunuşuyla, gizemli sırlar ve ev içindeki tekinsiz atmosfer sayesinde gerilim ögeleriyle harmanlanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...