
Dram, Savaş

Sorowitsch

Burger

Herzog

Holst

Dr. Klinger

Atze

Kolya Karloff

Zilinski

Dr. Viktor Hahn

Loszek
Gerçek bir hikâyeye dayanan film, 1944 yılının Nazi Almanyası’nda geçer. Berlin'in yeraltı dünyasının "Kralları"ndan biri olan Yahudi asıllı usta kalpazan Salomon "Sally" Sorowitsch, toplama kampına gönderilir. Ancak Sally’nin yeteneği, Nazilerin dikkatini çeker. Nazi subayı Friedrich Herzog, Sally ve bir grup uzman mahkumu Sachsenhausen kampında özel bir bölmeye ("Altın Kafes") yerleştirir.
Buradaki görevleri "Bernhard Operasyonu"dur: Müttefik devletlerin ekonomisini çökertmek amacıyla sahte İngiliz Sterlini ve Amerikan Doları basmak. Eğer başarılı olurlarsa hayatta kalacaklar, başarısız olurlarsa öleceklerdir. Sally, hayatta kalmak için dehasını kullanmak isterken; grup içindeki idealist mahkum Burger, düşmanın savaş makinesine yardım etmemek için operasyonu sabote etmek ister. Film, "Ölmemek için ne kadar ileri gidebilirsin?" sorusunu merkezine alır.
Karl Markovics, Salomon Sorowitsch rolünde adeta devleşiyor. Duygularını gizleyen, soğukkanlı ama içten içe parçalanan usta kalpazan portresiyle filmin ruhunu sırtlıyor. Ona, idealist mahkum Burger rolünde August Diehl ve kurnaz Nazi subayı Herzog rolünde Devid Striesow eşlik ediyor.
Yönetmen Stefan Ruzowitzky, karakterlerin arasındaki bu gerilimi, mahkumların dışarıdaki toplama kampı vahşetinden sadece ince bir duvarla ayrıldığı o klostrofobik atmosferi mükemmel bir şekilde yönetiyor.
Kalpazanlar, 2008 yılında En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar kazanarak Avusturya sinemasına ilk heykelciğini getirmiştir. Film, alışılagelmiş toplama kampı filmlerinden farklı olarak; mahkumların sadece "kurban" değil, birer "uzman" olarak konumlandırıldığı psikolojik bir gerilim sunar. Görsel tonu, sahte paraların mürekkebi gibi puslu ve gri bir atmosfere sahiptir. Hem bir suç dramı hem de bir ahlak dersi niteliğindeki bu yapım, dünya sinemasının en başarılı yapımları arasında yer alır.
Tarihi gerçeklere dayanan savaş dramlarını sevenler, psikolojik derinliği olan karakter çatışmalarından hoşlananlar ve ahlaki ikilemler üzerine düşünmekten keyif alan her sinemasever bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Schindler'in Listesi veya Piyanist gibi yapımlardan etkilendiyseniz, bu film size savaşın çok daha farklı ve karanlık bir "teknik" boyutunu gösterecektir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Sally ve Burger karakterleri üzerinden kurulan "hayatta kalma onuru" tartışmasıdır. Bir yanda "yaşamak her şeyden önemlidir" diyen bir pragmatist, diğer yanda "onurlu bir ölüm iş birliğinden iyidir" diyen bir direnişçi... Film, izleyiciyi sürekli olarak "Ben olsam ne yapardım?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Ayrıca sahte para basımının teknik detayları ve bu operasyonun tarihteki devasa boyutu oldukça ilgi çekici.
Vicdan ve İş Birliği: Düşmana yardım ederek hayatta kalmanın ağırlığı.
Sınıfsal Ayrıcalık: Kampın içindeki diğer mahkumlar açlıktan ölürken, "ayrıcalıklı" grubun yaşadığı psikolojik baskı.
Yetenek ve Kurtuluş: Bir suçun (sahtecilik), bir insanın hayatını kurtaran tek şeye dönüşmesi.
Savaşın Absürtlüğü: İnsanların hayatının, bir doların üzerindeki kâğıdın kalitesine bağlı olması.
Bu filmin atmosferini ve temasını sevdiyseniz, yine bir Yahudi mahkumun hayatta kalma mücadelesini anlatan The Pianist veya bir subayın vicdanını sorgulayan Valkyrie ilginizi çekebilir. Benzer bir operasyonel gerilim için The Imitation Game (Yapay Oyun) de keyifli seyirler sunacaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...