

Juno MacGuff

Paulie Bleeker

Vanessa Loring

Mark Loring

Mac MacGuff

Bren MacGuff

Leah

Gerta Rauss

Rollo

Steve Rendazo
Juno MacGuff, yaşıtlarından farklı müzik zevki, keskin zekası ve kendine has üslubuyla dikkat çeken on altı yaşında bir lise öğrencisidir. Bir öğleden sonra, okulun en sessiz ve atletik tiplerinden biri olan Paulie Bleeker ile yaşadığı tek gecelik kaçamak, hayatını kökten değiştirecek bir sürprizle sonuçlanır: Juno hamiledir. İlk başta paniklese de, Juno bu durumu kendi yöntemleriyle çözmeye karar verir ve bebeğini evlatlık vermeye karar verir.
En yakın arkadaşı Leah’nın yardımıyla yerel gazetelerin ilanlarını tarayan Juno, bebeği için "mükemmel" görünen Mark ve Vanessa Loring çiftini bulur. Ancak hamilelik süreci ilerledikçe ve Juno, Loring çiftinin hayatına dahil oldukça, yetişkinliğin sandığı kadar kusursuz olmadığını fark eder. Film, dokuz aylık bu süreci mevsimlere bölerek, bir genç kızın çocukluktan anneliğe değil, aslında kendi kimliğine attığı o devasa adımı samimiyetle işliyor.
Elliot Page, Juno rolünde adeta parlıyor; karakterin o hem savunmasız hem de alaycı tavrını muazzam bir dengede tutarak hafızalara kazınan bir performans sergiliyor. Paulie Bleeker karakterine hayat veren Michael Cera, utangaç ve sadık aşık rolünde izleyiciyi gülümseten bir doğallık sunuyor. Bebeği evlat edinmek isteyen çifti canlandıran Jennifer Garner (Vanessa) ve Jason Bateman (Mark) ise, bir evliliğin dışarıdan görünen yüzü ile içerideki çatlaklarını ustalıkla yansıtıyorlar.
Juno’nun babası rolünde J.K. Simmons ve üvey annesi rolünde Allison Janney, alışılmış "sert ebeveyn" kalıplarını yıkarak, kızlarına anlayışla yaklaşan, gerçekçi ve destekleyici bir aile portresi çiziyorlar. Bu güçlü kadro, filmin bağımsız ruhunu ana akım bir başarıya dönüştüren en büyük etkenlerden biri.
Jason Reitman’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Juno, Diablo Cody’nin Oscar ödüllü, keskin ve zekice yazılmış senaryosuyla besleniyor. Film, genç hamileliği gibi ağır bir konuyu ajitasyona kaçmadan, hatta yer yer indie bir rock şarkısı hafifliğinde işlemeyi başarıyor. Renk paleti, kullanılan ikonik aksesuarlar (hamburger telefon gibi) ve düşük tempolu ama akıcı kurgusuyla film, kendine has bir estetik yaratıyor. Kimya ve samimiyetin ön planda olduğu yapım, izleyiciye "iyi hissettiren" ama aynı zamanda hüzünlendiren nadir işlerden biri.
Sıradan gençlik filmlerinden sıkılan ve daha derinlikli, diyalog odaklı yapımları sevenler bu filmi kesinlikle listesine almalı. Eğer bağımsız sinema örneklerine ilginiz varsa ve karakter gelişiminin olay örgüsünden daha önemli olduğu hikâyeleri tercih ediyorsanız Juno tam size göre. Aynı zamanda ebeveynlik, sorumluluk ve büyüme sancıları üzerine düşünmek isteyen herkes için bu aile filmi sıcak bir liman niteliğinde.
Juno’yu izlemek için en geçerli sebep, hayatın en zorlayıcı anlarını bile mizahın ve dürüstlüğün süzgecinden geçirerek anlatmasıdır. Film, toplumsal yargılardan ziyade karakterlerin duygusal dürüstlüğüne odaklanıyor. Ayrıca, Kimya Dawson imzalı şarkılardan oluşan folk-pop tarzındaki soundtrack albümü, filmi izledikten sonra bile günlerce kulağınızda çınlayacak kadar başarılı.
Erken Olgunlaşma: Bir hatanın veya kararın çocukluğu nasıl bir anda geride bıraktığı.
Modern Aile Yapısı: Kan bağından ziyade, sevgi ve sorumlulukla kurulan bağlar.
Dürüstlük: İlişkilerde ve bireyin kendine karşı olan şeffaflığı.
Büyüme Sancısı: Seçim yapmanın ve sonuçlarına katlanmanın ağırlığı.
Bu filmin sunduğu o tatlı-sert havayı sevdiyseniz, yine bir büyüme hikâyesi olan Lady Bird filmine göz atabilirsiniz. Benzer bir bağımsız ruh ve mizah anlayışı için Little Miss Sunshine veya bir diğer Diablo Cody senaryosu olan Young Adult da keyifli seyirler sunacaktır. Ayrıca, Michael Cera'nın benzer bir enerji taşıdığı Superbad de daha komedi odaklı bir alternatif olabilir.
Senarist Diablo Cody, senaryoyu yazmadan önce bir striptiz kulübünde çalışmış ve bu deneyimlerini anlatan bir anı kitabı kaleme almıştır.
Film, sadece 7.5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilmesine rağmen dünya çapında 230 milyon dolardan fazla hasılat elde ederek büyük bir başarıya imza atmıştır.
Juno’nun kullandığı o meşhur "hamburger telefon", yönetmen Jason Reitman'ın kendi kişisel eşyasıdır.
Hayır, Juno herhangi bir kitaptan uyarlanmamıştır. Senaryo, Diablo Cody tarafından tamamen özgün bir şekilde kaleme alınmış ve 2008 yılında En İyi Özgün Senaryo Oscar’ını kazanmıştır.
Hayır, filmdeki hamilelik süreci tamamen makyaj ve protez göbek yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Elliot Page çekimler sırasında hamile değildi.
Film, Juno ve Paulie’nin hastane çıkışında ve sonrasında birlikte gitar çalıp şarkı söyledikleri, ilişkilerinin daha olgun bir evreye geçtiğini hissettiren umut dolu bir sahneyle bitiyor.
Toplam 2 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...