
Joonam, yönetmen Sierra Urich’in kendi aile kökenlerine, özellikle de hiç gitmediği İran’a duyduğu merakın ve aidiyet sancısının izini sürüyor. Sierra, Amerika’da büyümüş bir genç kadın olarak, annesi Mitra ve anneannesi Behjat ile olan ilişkisi üzerinden kimliğinin parçalarını birleştirmeye çalışıyor. Ancak bu arayış göründüğü kadar kolay değil; zira ailenin geçmişi sürgün, devrim ve geride bırakılan bir vatanın ağır anılarıyla yüklü.
Sierra, büyükannesinin genç kızken evlenmesini, annesinin İran Devrimi sonrası yaşadığı travmaları ve ailenin neden bir daha asla geri dönemediğini anlamaya çalışırken, karşısına çıkan sessizlik duvarlarını yıkmaya uğraşıyor. Joonam, Farsça "canım" veya "hayatım" anlamına gelen bir sevgi sözcüğü olsa da; film, bu sevginin ardındaki kopukluğu, dil engellerini ve kuşaklar arası çatışmaları tüm çıplaklığıyla sergiliyor. Bu belgesel, bir yandan kayıp bir vatanın yasını tutarken diğer yandan üç kadının birbirine tutunma çabasını şiirsel bir dille anlatıyor.
Bu yapımda, Sierra Urich’in ailesinin gerçek üyeleri başrolleri paylaşıyor. Sierra, kameranın hem arkasında hem de önünde yer alarak izleyiciyi kendi kişisel keşif yolculuğuna davet ediyor. Anne Mitra, geçmişin acılarını korumacı bir tavırla saklamaya çalışan, modern ve geleneksel dünya arasında sıkışmış güçlü bir figür olarak öne çıkıyor.
Anneanne Behjat ise filmin en renkli ve derinlikli karakteri. Yaşlılığına rağmen sahip olduğu mizah duygusu, geçmişe dair anlattığı hüzünlü hikâyeler ve torunuyla kurduğu o kendine has bağ, filmin duygusal yükünü sırtlıyor. Her bir aile üyesi, kendi hikâyesini anlatırken aslında bir ulusun kolektif hafızasını da temsil ediyor.
Yönetmen Sierra Urich, ilk uzun metrajlı belgesel çalışmasında oldukça cesur ve samimi bir duruş sergiliyor. Filmin görsel dili, aile arşivlerinden gelen eski görüntülerle günümüzün ev içi çekimlerini ustalıkla harmanlıyor. Joonam, didaktik bir siyasi tarih dersi vermek yerine, siyasetin insan ruhunda ve aile bağlarında bıraktığı izlere odaklanıyor. Yönetmenin Farsça öğrenme çabası ve büyükannesiyle iletişim kurma arzusu, izleyicide derin bir empati uyandırıyor.
Göçmenlik deneyimi yaşamış olanlar, anne-kız ilişkilerinin karmaşıklığına ilgi duyanlar ve biyografi niteliğindeki kişisel anlatıları sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Ayrıca Ortadoğu kültürü ve İran modern tarihi üzerine insani bir perspektif arayan sinemaseverler için de oldukça doyurucu bir içerik sunuyor.
Kimliğin sadece yaşanılan yerle değil, anlatılan hikâyelerle nasıl inşa edildiğini görmek için.
Üç farklı jenerasyondan kadının, travmalar ve kültürel kodlar karşısındaki farklı duruşlarına tanıklık etmek için.
Bir ailenin mutfağına konuk olup, sürgünde olmanın sessiz ama derin sızısını hissetmek için.
Kültürel Kimlik: İki kültür arasında yetişmenin getirdiği aidiyet sorgulaması.
Kuşaklar Arası Travma: Geçmişte yaşanan sürgün ve devrimin torunlara kadar uzanan etkisi.
Hafıza ve Unutuş: Neyi hatırlamayı seçtiğimizin ve neleri unutmaya zorlandığımızın muhasebesi.
Anne-Kız İlişkileri: Sevgi, koruma içgüdüsü ve anlayışsızlık arasındaki ince çizgi.
Persepolis: İran’daki değişimi bir genç kızın gözünden anlatan animasyon türünde bir başyapıttır.
The Farewell: Farklı ülkelerde yaşayan aile üyelerinin kültürel çatışmalarını ve sırlar etrafındaki birleşmelerini konu alan etkileyici bir dramdır.
Simple as Water: Suriyeli ailelerin savaş sonrası yeniden kurmaya çalıştıkları hayatları anlatan dokunaklı bir belgesel çalışmasıdır.
Film, 2023 yılında prestijli Sundance Film Festivali’nde prömiyerini yaparak büyük ilgi topladı.
Yönetmen Sierra Urich, filmi tamamlamak için yıllarca süren bir hazırlık ve çekim süreci geçirmiştir.
Filmin adı olan "Joonam", İran kültüründe çok yaygın ve samimi bir hitap şekli olarak aile içindeki sıcaklığı simgeler.
Uluslararası festivallerde gösterilen film, yayınlandığı dijital platformlarda genellikle farklı dil seçenekleriyle sunulmaktadır.
Doğrudan bir siyasi eleştiri yerine, siyasi olayların bireylerin hayatlarını nasıl kökten değiştirdiğini ve aileleri nasıl parçaladığını kişisel bir hikâye üzerinden anlatıyor.
Filmde de görüldüğü üzere, Sierra'nın bir Amerikan vatandaşı olarak İran'a gitme arzusu ve bu yolculuğun taşıdığı potansiyel tehlikeler hikâyenin gerilim noktalarından birini oluşturuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...