

Leyla

Canan

Yavuz

Gülistan

Dilara

Canan'ın Babası

Sarhoş Adam

İsmail

İrfan

Serhat
Şair Leyla, lise arkadaşlarıyla buluşmak üzere İzmir’e giden bir gece trenine biner. Yolculuk sırasında, hemşirelik öğrencisi olan genç Canan ile tanışır. Canan’ın tedirgin ve gizemli halleri Leyla’nın dikkatinden kaçmaz. Zamanla Canan’ın bu yolculuğa aslında bir "yardımlı intihar" görevini yerine getirmek için çıktığı; felçli bir adamın hayatına son verme talebine aracılık edeceği anlaşılır.
Leyla’nın kelimelere ve hayata duyduğu tutku, Canan’ın omuzlarındaki ağır sorumlulukla çarpışır. Tren camından akıp giden manzaralar eşliğinde, iki yabancı kadın arasında derin bir sorgulama başlar. Pelin Esmer, izleyiciyi klostrofobik ama bir o kadar da geniş ufuklu bir tren vagonuna hapsederek; yaşamanın, ölmenin ve birine yardım etmenin ne anlama geldiğini masaya yatırıyor. Bu dram yüklü hikâye, son durağa yaklaştıkça bir vicdan muhasebesine dönüşüyor.
Başak Köklükaya, Şair Leyla rolünde sinemaya muazzam bir dönüş yapıyor. Karakterin entelektüel derinliğini, meraklı bakışlarını ve hayata karşı sergilediği naif direnci izleyiciye büyüleyici bir şekilde aktarıyor. Öykü Karayel ise Canan karakterinde, omuzlarındaki yükün ağırlığı altında ezilen genç bir kadının çaresizliğini ve kararlılığını kelimelere dökmeden, sadece gözleriyle anlatmayı başarıyor.
Filmin gizli kahramanı olan ve yatağa bağımlı Yavuz karakterine hayat veren Yiğit Özşener, kısıtlı bir alanda sadece sesi ve bakışlarıyla devleşen bir performans sergiliyor. Ayşenil Şamlıoğlu ve Berfu Öngören gibi yetkin isimlerin de dahil olduğu oyuncu kadrosu, filmin edebi ve gerçekçi dokusunu başarıyla tamamlıyor.
Yönetmen Pelin Esmer, Barış Bıçakçı ile birlikte kaleme aldığı senaryoda, Türk sinemasında nadir görülen edebi bir derinlik yakalıyor. Filmin temposu, bir trenin raylardaki ahenkli ilerleyişi gibi ağır ama etkileyici bir ritme sahip. Sinematografi, dar alanları ustalıkla kullanarak izleyiciyi karakterlerin iç dünyasına yaklaştırıyor. İşe Yarar Bir Şey, sadece bir yol filmi değil, aynı zamanda şiirin ve kelimelerin hayattaki karşılığını arayan görsel bir şiir niteliğinde.
Edebiyatın sinemayla iç içe geçtiği yapımları sevenler, diyalog odaklı dramalardan keyif alanlar ve etik ikilemler üzerine düşünmekten hoşlananlar bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer yerli film kategorisinde bağımsız, ödüllü ve derinlikli bir eser arıyorsanız, Pelin Esmer’in bu çalışması beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır. Şiirsel bir atmosferde geçen bir platform filmi arayan her sinemasever için bu yapım bir başucu eseri olabilir.
Film, hayatın sıradan anlarındaki güzelliği ("işe yarar" küçük şeyleri) keşfettiği ve ölümü bir tabu olmaktan çıkarıp insani bir perspektifle tartıştığı için izlenmeli. Başak Köklükaya ve Öykü Karayel’in oyunculuk düellosu, Türk sinemasının son yıllardaki en nitelikli sahnelerini sunuyor. Ayrıca, bir insanın başka bir insanın kaderine dokunma biçimlerini bu denli zarif işleyen çok az yapım bulunuyor.
Vicdan ve Sorumluluk: Bir başkasının hayatına veya ölümüne tanıklık etmenin ağırlığı.
Şiir ve Yaşam: Sanatın, en zor anlarda bile hayata tutunma veya onu anlamlandırma gücü.
Yabancılık ve Yakınlık: Bir tren yolculuğunda kurulan kısa ama kalıcı bağlar.
Ötenazi ve Özgürlük: İnsanın kendi sonu üzerindeki tasarruf hakkı.
Bu filmin edebi dokusunu ve etik sorgulamalarını sevdiyseniz, Pelin Esmer’in bir diğer başarılı yapımı olan Gözetleme Kulesi veya Nuri Bilge Ceylan’ın karakter odaklı dramalarından Kış Uykusu ilginizi çekebilir. Ayrıca yolculuk ve hayat sorgulaması temasında Bir Zamanlar Anadolu'da filmi de benzer bir ruh akrabalığı taşır.
Filmin senaryosu, Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Barış Bıçakçı ile Pelin Esmer'in ortak çalışmasıdır.
Film, 24. Adana Altın Koza Film Festivali’nde "En İyi Senaryo" ve "En İyi Kadın Oyuncu" (Başak Köklükaya) dahil birçok ödüle layık görülmüştür.
Filmin büyük bir kısmı gerçek bir trende çekilerek yolculuk hissinin en doğal şekilde yansıtılması sağlanmıştır.
Film, kurgusal bir senaryodur ancak Barış Bıçakçı’nın edebi tarzından ve Pelin Esmer’in gözlemci yönetmenliğinden beslenen, hayatın içinden oldukça gerçekçi bir hikâyedir.
Leyla karakteri film için yaratılmış kurgusal bir karakterdir; ancak filmde okunan şiirler ve karakterin dünyası, gerçek bir şair derinliğinde kurgulanmıştır.
Film, hüzünlü bir temaya sahip olsa da finalinde izleyiciye umut, yaşamın kıymeti ve kelimelerin gücü üzerine derin bir kabulleniş bırakıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...