
Influenza (Grip), usta yönetmen Bong Joon-ho’nun Jeonju Dijital Projesi kapsamında çektiği, sinema dilini kökten değiştiren deneysel bir kısa metrajlı yapımdır. Film, 2001 ile 2011 yılları arasında geçen on yıllık bir zaman diliminde, işsiz kalan bir adamın hayatta kalmak için yavaş yavaş suça sürüklenişini konu alır. Ancak hikâye alışılagelmiş kamera açılarıyla değil, sadece şehirdeki gerçek güvenlik kameralarının (CCTV) o donuk ve mesafeli perspektifinden anlatılır.
Başkarakterin bir ATM önünde bekleyişinden, ıssız bir alt geçitte gerçekleştirdiği ilk hırsızlığa ve ardından gelen kontrolsüz şiddet sarmalına kadar her anı, dijital bir göz tarafından kaydedilir. Film, "izleniyor olma" gerçeğini bir anlatı aracına dönüştürerek, bireyin çöküşünü toplumsal bir röntgen gibi sunar. Bong Joon-ho, şiddetin nasıl sıradanlaştığını ve bir "virüs" (influenza) gibi insandan insana, mekândan mekâna nasıl yayıldığını kelimenin tam anlamıyla sarsıcı bir görsellikle kanıtlar.
Filmin başrolünde, karakterin on yıllık fiziksel ve ruhsal değişimini sadece vücut diliyle aktarmak zorunda olan Yoon Je-moon yer alıyor. Yoon, kameranın kendisine hep uzak ve sabit olduğu bir ortamda, bir insanın nasıl vahşileşebileceğini ve duyarsızlaşabileceğini muazzam bir soğukkanlılıkla yansıtıyor. Oyuncunun bu performansı, geleneksel oyunculuk kalıplarının dışında, tamamen fiziksel bir varoluş mücadelesine dönüşüyor.
Kadrodaki diğer isimler, güvenlik kameralarına takılan sıradan kurbanlar veya yoldan geçen figüranlar olarak hikâyeye dahil oluyorlar. Bu durum, filmin bir kurmaca değil de sanki bir haber bülteninden fırlamış gerçek bir "suç kaydı" olduğu hissini pekiştiriyor. Bong Joon-ho’nun oyuncu yönetimi, bu deneysel formatta bile karakterin yaşadığı o sessiz ama derin dram etkisini izleyiciye geçirmeyi başarıyor.
Sinematografik açıdan Influenza (2004), sinema tarihinin en radikal görsel tercihlerinden birine sahiptir. Filmde tek bir "sinematik" çekim yoktur; tüm görüntüler düşük çözünürlüklü, yüksek açılı ve sabit güvenlik kamerası kayıtlarından oluşur. Bu estetik tercih, izleyiciyi bir "röntgenci" (voyeur) konumuna sokarak, perdede yaşanan şiddete karşı hem suçluluk hem de çaresizlik hissetmesine neden olur.
Yönetmen, dijital teknolojinin insan hayatını nasıl bir veriye dönüştürdüğünü ve mahremiyetin ortadan kalktığı bir dünyada şiddetin ne kadar çıplak kaldığını vurgular. Filmin kurgusu, on yılı parçalı sekanslarla birleştirerek zamanın acımasız akışını hissettirir. Bong Joon-ho, bu kısa filminde aslında daha sonra çekeceği Parazit veya Cinayet Günlüğü gibi filmlerdeki sistem eleştirisinin en ham ve en sert provasını yapmaktadır.
Gözetleme toplumu, mahremiyet ve şiddetin doğası üzerine kafa yoran her sinemasever bu filmi mutlaka izlemeli. Influenza, ana akım sinemanın estetik kaygılarından arınmış, saf ve sert bir gerçeklik arayanlar için eşsiz bir deneyimdir. Ayrıca Bong Joon-ho külliyatındaki deneysel durakları merak eden ve bir yönetmenin kamera açısı tercihiyle hikâyeyi nasıl bambaşka bir boyuta taşıyabileceğini görmek isteyenler için ders niteliğinde bir yapımdır.
Filmi izlemek için en büyük neden, şiddetin sinemadaki o estetize edilmiş halinden uzaklaşıp, en çiğ ve en rahatsız edici haliyle yüzleşmektir. Bir adamın on yılını sadece güvenlik kameralarından izlemek, modern insanın yalnızlığını ve görünmezliğini anlamak adına sarsıcı bir yolculuk sunar. Ayrıca dijital çağda "kaydediliyor olmak" kavramının birey üzerindeki psikolojik ağırlığını bu kadar iyi anlatan çok az film vardır.
Panoptikon ve Gözetleme: Modern toplumda her anın kaydedilmesi ve bunun yarattığı soğuk gerçeklik.
Şiddetin Yayılımı: Bir virüs gibi bireye bulaşan ve toplumsal dokuyu bozan kontrolsüz öfke.
Ekonomik Yozlaşma: İşsizlik ve çaresizliğin bir insanı ahlaki değerlerinden nasıl uzaklaştırabileceği.
Yabancılaşma: Binlerce kameranın olduğu bir şehirde, bir insanın trajedisinin kimse tarafından fark edilmemesi.
Bu tarzdaki gözetleme estetiğini ve toplumsal eleştiriyi sevenler için Michael Haneke imzalı Caché (Gizli) ilk öneridir. Ayrıca suçun ve şiddetin belgeselvari bir dille anlatıldığı Man Bites Dog (Çılgın Katil) veya Bong Joon-ho’nun yine bir suçun peşinden giden başyapıtı Memories of Murder (Cinayet Günlüğü), bu yapımla benzer tematik ve atmosferik bağlar taşır.
Bong Joon-ho, bu filmi çekmek için gerçek güvenlik kameralarının teknik özelliklerini taklit eden özel dijital ekipmanlar kullanmıştır. Film, 2004 Jeonju Uluslararası Film Festivali'nin "Digital Three-Man Three-Color" projesi için çekilmiş ve festivalin en çok tartışılan yapımlarından biri olmuştur. Yönetmen, şiddet sahnelerini çekerken o kadar gerçekçi bir yol izlemiştir ki, bazı izleyiciler görüntülerin gerçekten polis arşivinden alınmış ham kayıtlar olduğunu sanmıştır.
Hayır, tüm sahneler Bong Joon-ho tarafından kurgulanmış ve çekilmiştir; ancak güvenlik kamerası (CCTV) estetiğini birebir yansıtacak şekilde düşük çözünürlüklü ve sabit açılı olarak tasarlanmıştır.
Başlık "grip" veya "salgın hastalık" anlamına gelir ve filmde şiddetin, tıpkı bir virüs gibi bireyi ele geçirip topluma yayılmasını simgeler.
Yönetmen, izleyiciyle karakter arasına aşılmaz bir mesafe koymak ve "gözetleyen sistemin" soğukluğunu hissettirmek için kasten yakın plan çekimlerden kaçınmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...