
Dram, Gerilim, Suç
Film, 1978 yılında, Türkiye'nin siyasi olarak kutuplaştığı ve şiddetin sokaklara taşındığı bir dönemde geçer. Hikaye, sol görüşlü bir grup gencin bir evde toplanarak çıkardıkları derginin yeni sayısını hazırladıkları bir geceye odaklanır. Bu gençler, fikir ayrılıklarını tartışırken ve devrimci bir gelecek hayal ederken, dışarıdaki karanlık sokaklarda pusuda bekleyen bir tehlikeden habersizdirler.
Ancak bu "teorik" tartışma gecesi, sağ görüşlü bir grubun evi basmasıyla kanlı bir kabusa dönüşür. Film, tarihe "Bahçelievler Katliamı" olarak geçen gerçek olaydan esinlenerek; ideolojilerin, şiddetin ve masumiyetin yitirilişinin klostrofobik bir panoramasını sunar. Burak Çevik, olayları dışarıdan izlemek yerine, izleyiciyi o evin içine hapsederek şiddetin çiğ ve rahatsız edici doğasıyla baş başa bırakır.
Filmin kadrosu, dönemin ruhunu yansıtan ve karakterlerin gençliğini, idealizmini ve sonrasındaki dehşeti başarıyla aktaran isimlerden oluşuyor:
Burak Can Aras
Celal Öztürk
Efe Taşdelen
Onur Gözeten
Yiğit Ege Yazar
Oyuncuların performansları, özellikle tek mekanda geçen sahnelerde gerilimin tırmanmasında hayati bir rol oynuyor. Karakterlerin arasındaki entelektüel tartışmaların yerini hayatta kalma içgüdüsüne bırakışı, oyuncular tarafından son derece yalın ve etkileyici bir şekilde sergileniyor.
Burak Çevik, önceki filmlerindeki ( Tuzdan Kaide, Aidiyet ) deneysel tarzını bu filmde daha somut ve tarihsel bir zemine oturtuyor. Film, uzun plan sekansları ve dar açılı çekimleriyle izleyicide yoğun bir sıkışmışlık hissi yaratıyor. Yönetmen, şiddeti estetize etmekten kaçınarak, onun ne kadar anlamsız, ani ve yıkıcı olduğunu vurguluyor. Hiçbir Şey Yerinde Değil, sadece geçmişi anlatan bir film değil; aynı zamanda Türkiye'nin toplumsal hafızasındaki en derin yaralardan biriyle yüzleşme çabasıdır.
Klostrofobik Atmosfer: Hikayenin neredeyse tamamı tek bir dairenin içinde geçer, bu da gerilimi sürekli diri tutar.
Gerçekçilik: 1970'lerin dekoru, kostümleri ve kullanılan dil, izleyiciyi o yılların tekinsiz havasına sokmakta çok başarılı.
Minimalist Şiddet: Film, şiddeti göstermekten ziyade, şiddetin yarattığı dehşeti ve boşluğu hissettirmeyi tercih eder.
Siyasi Hafıza: Bahçelievler Katliamı gibi toplumsal travmalara cesur bir bakış sunar.
Yakın tarihle ilgilenenler, politik gerilim türünü sevenler ve Türkiye'nin 80 darbesi öncesindeki toplumsal yapısını merak edenler için bu film mutlaka izlenmesi gereken bir yapım. Aynı zamanda Burak Çevik'in kendine has sinematografik dilini takip eden "art-house" sinema meraklıları için de yılın en önemli yerli yapımlarından biri.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...