

Sevda Tanyeri

Bahadır

Ayten

Gülçin Yöner

Nedim
Nuri
Selim

Suna

-
-
Hiçbir Gece, artık hayatın kıyısında duran, geçmişin anılarıyla ve kendi yalnızlığıyla baş başa kalmış eski bir sinema oyuncusu olan Günseli’nin hikâyesini merkezine alıyor. Günseli, bir zamanlar alkışlarla dolu olan hayatının yerini alan sessizliğe alışmaya çalışırken, bir gece karşısına hiç beklemediği bir genç çıkar. Bu genç adam, sadece bir yabancı değil, aynı zamanda Günseli’nin iç dünyasındaki fırtınaları dindirecek ya da onları yeniden alevlendirecek bir aynadır.
Film, tek bir gecenin dar zaman dilimine sığdırılmış devasa bir hesaplaşmayı konu alır. İki farklı kuşaktan, iki yaralı ruhun bir araya geldiği bu gece boyunca; hayal kırıklıkları, kaçırılmış fırsatlar ve yaşanmamış aşklar masaya yatırılır. Şehrin loş ışıkları altında geçen bu yolculuk, karakterlerin birbirlerine anlattıkları hikâyelerle derinleşir. Hiçbir Gece, izleyiciyi insanın en temel ihtiyacı olan "anlaşılma" duygusu üzerine düşünmeye sevk eden, melankolik ve şiirsel bir anlatı sunuyor.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının divası Hülya Koçyiğit yer alıyor. Koçyiğit, canlandırdığı Günseli karakteriyle, yaşlanan bir kadının zarafetini ve içsel çöküşünü muazzam bir ustalıkla sergiliyor. Oyuncunun bu performansı, kariyerindeki en olgun ve psikolojik derinliği en yüksek rollerden biri olarak kabul edilir. Gözlerindeki hüzün ve sesindeki titreme, karakterin geçmişe duyduğu özlemi iliklerinize kadar hissettiriyor.
Ona eşlik eden Murat İlker ise, genç ve gizemli yabancı rolünde, karakterin tekinsiz ama bir o kadar da merak uyandırıcı havasını başarıyla yansıtıyor. İkilinin arasındaki kuşak farkı, film boyunca bir engel olmaktan çıkıp, birbirlerini besleyen birer unsura dönüşüyor. Yardımcı oyuncuların asgari düzeyde tutulduğu bu yapım, tamamen bu iki karakterin karşılıklı oyunculuk gücü üzerine inşa edilmiştir.
Selim İleri’nin senaryosunu yazdığı ve Selçuk Kaptan’ın yönettiği Hiçbir Gece, Türk sinemasında nadir rastlanan "oda sineması" estetiğine sahip bir yapımdır. Selim İleri’nin edebi dili, filmin her karesine sirayet etmiştir. Film, aksiyondan ziyade diyalogların ve atmosferin gücüne dayanır. 1989 yılının İstanbul’u, karakterlerin ruh haliyle paralel bir şekilde hem büyüleyici hem de hüzünlü resmedilmiştir. Sinematografik açıdan loş ışıklar ve yakın plan çekimler, karakterlerin iç dünyasındaki klostrofobik duyguyu başarıyla yansıtır.
Psikolojik dram türünden keyif alanlar ve nostaljik filmler içinde edebi bir derinlik arayanlar için bu film eşsiz bir deneyimdir. Hülya Koçyiğit’in oyunculuk dehasını farklı bir perspektiften görmek isteyenler ve şehirde yalnızlık temasını işleyen yerli film örneklerini seven izleyiciler bu yapımı kaçırmamalıdır.
Bu film, insanın kaç yaşında olursa olsun içindeki o çocuksu sevilme ve fark edilme isteğinin hiç ölmediğini gösterdiği için izlenmelidir. Türk sinemasının "Dört Yapraklı Yonca"sından biri olan Hülya Koçyiğit’in, star imajından sıyrılıp tamamen karakter odaklı bir performans sergilemesi, filmi sinema tarihimizde özel bir noktaya taşır. Ayrıca Selim İleri’nin kaleminden çıkan o hüzünlü cümlelere tanıklık etmek büyük bir keyiftir.
Yalnızlık ve Yalıtılmışlık: Şehrin kalabalığında tek başına kalmış bir kadının ruhsal durumu.
Kuşak Çatışması ve Uzlaşma: Farklı yaşlardaki iki insanın ortak acılarda buluşması.
Geçmişe Özlem (Nostalji): Kaybedilen gençliğin ve şöhretin ardından duyulan melankoli.
Bir Gecelik Dostluk: Tanımadığın birine içini dökmenin yarattığı geçici ama derin huzur.
Eğer bu filmin o sessiz ve derin havasını sevdiyseniz, yine bir kadının içsel yolculuğuna odaklanan Ölü Bir Deniz veya yaşlılık ve geçmişle hesaplaşma temasını işleyen Eylül Fırtınası gibi filmleri izleyebilirsiniz. Ayrıca atmosferik yapısıyla Asılacak Kadın da ilginizi çekebilir.
Filmin senaryosu, ünlü yazar Selim İleri tarafından kaleme alınmış olup, filmin edebi yönünün çok güçlü olmasını sağlamıştır.
Hülya Koçyiğit, bu filmdeki performansıyla sinema yazarları ve eleştirmenlerden büyük övgüler almış, karakter oyuncusu yönünü bir kez daha kanıtlamıştır.
Film, büyük bütçeli sahneler yerine duyguya ve atmosfere yatırım yapan bağımsız bir ruhla çekilmiştir.
Film, 1980’li yılların sonundaki İstanbul’un Nişantaşı, Beyoğlu gibi köklü semtlerinde ve loş iç mekanlarda çekilmiştir.
Hayır, film Selim İleri’nin özgün bir senaryosudur; ancak yazarın diğer eserlerinde de sıkça görülen melankoli ve yalnızlık izlerini taşır.
Hülya Koçyiğit, eski ve unutulmuş bir sinema oyuncusu olan Günseli karakterine hayat vermektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...