
Dram

Olcay

Necip

Ülkü

Ender

Siranuş

Payidar

Ragıp

Ülkü (voice)

Otobüsteki kız
Kemal
İstanbul’un tarihi dokusunun yavaş yavaş bozulmaya başladığı bir dönemde, eski bir İstanbul hanımefendisi olan Olcay Hanım, kedisi "Hanım" ile birlikte büyük ve köhne bir konakta yaşamaktadır. Olcay Hanım, amansız bir hastalığa yakalandığını ve ömrünün son demlerine yaklaştığını öğrenir. Ancak onun en büyük endişesi kendi ölümü değil, kendisinden sonra yapayalnız kalacak olan can yoldaşı kedisi Hanım’ın akıbetidir.
Film, Olcay Hanım’ın ömrünün son günlerinde kedisine güvenli bir yuva arayışını merkezine alırken, aslında bir devrin kapanışını anlatır. Çevresindeki insanların ilgisizliği, modern hayatın hızı ve maddiyatçılığı karşısında; Olcay Hanım’ın nezaketi, piyanosu ve hatıralarıyla örülü dünyası izleyiciye hüzünlü bir ayna tutar. Bu, sadece bir veda hikayesi değil, aynı zamanda asaletin ve sadakatin sessiz çığlığıdır.
Filmin kalbi, Türk sinemasının ve tiyatrosunun en büyük isimlerinden biri olan Yıldız Kenter’dir. Kenter, Olcay Hanım rolünde kelimenin tam anlamıyla devleşir. Sadece bakışlarıyla, ellerinin titreyişiyle veya bir fincan kahveyi tutuşuyla izleyiciye karakterin tüm asaletini ve acısını hissettirir. Yıldız Kenter’in bu performansı, sinema tarihimizdeki en etkileyici kadın karakter yorumlarından biri olarak kabul edilir.
Ona eşlik eden kadroda Eşref Kolçak, Olcay Hanım’ın hayatındaki önemli bir figür olan Kaptan rolünde harika bir performans sergiler. Fatoş Sezer ve diğer yardımcı oyuncular, Olcay Hanım’ın temsil ettiği o "eski dünya" ile çatışan modern ve bazen duyarsız dünyayı başarıyla yansıtırlar. Ancak filmin gizli başrolü, ismini filme veren bembeyaz kedi Hanım'dır.
Halit Refiğ, bu filmde toplumsal değişimleri bireysel bir trajedi üzerinden, bağırmadan ve ajitasyona kaçmadan anlatmayı başarır. Filmin temposu, bir İstanbul hanımefendisinin adımları kadar ağır ama anlamlıdır. Sinematografik açıdan, konağın tozlu odaları, eski eşyalar ve Boğaz’ın puslu görüntüsü, karakterin içsel yalnızlığını mükemmel bir şekilde destekler. Film, yayımlandığı yıl pek çok ödül almış ve Türk sinemasının "auteur" (yönetmen sineması) örnekleri arasında haklı bir yer edinmiştir.
Hızlı kurgulu, aksiyon dolu filmlerden ziyade; ruhu olan, derinlikli ve edebi tadı olan yapımları sevenler için Hanım bir hazinedir. Eski İstanbul kültürüne özlem duyanlar, yalnızlığın ve yaşlılığın psikolojisini anlamak isteyenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer sinemada oyunculuk sanatının doruk noktasını (Yıldız Kenter aracılığıyla) görmek istiyorsanız, bu film sizin için ders niteliğindedir.
Bu film, "insan olmanın inceliğini" hatırlattığı için izlenmelidir. Bir kedinin geleceği için endişelenen bir kadının hikayesi üzerinden; sadakatin, anıların ve onurlu bir vedanın ne kadar kıymetli olduğunu gösterir. Modern dünyanın içinde unuttuğumuz o ince nezaketi ve veda ederken bile dik durabilmeyi Olcay Hanım’dan öğreniriz. Türk sinemasının en dokunaklı ve sinematografik açıdan en temiz işlerinden biri olması, onu mutlaka izlenmesi gereken kült dramlar arasına sokar.
Yalnızlık ve Yaşlılık: Hayatın son demlerinde bir başına kalmanın ve hatırlanmamanın hüznü.
Değişen İstanbul: Eski İstanbul kültürünün ve mimarisinin modernleşme karşısında yok oluşu.
Hayvan Sevgisi ve Sadakat: İnsanların veremediği huzuru ve dostluğu bir hayvanda bulma hali.
Eğer bu filmin dingin ve derinlikli atmosferini sevdiyseniz, yine bir veda ve hatırlama öyküsü olan Muhsin Bey'i veya yaşlılık ve yalnızlık temalarını başarıyla işleyen Bulutları Beklerken filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca Halit Refiğ’in diğer toplumsal analizlerini merak ediyorsanız Gurbet Kuşları da önemli bir referanstır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...