1930’lu yılların Amerika’sı, Büyük Buhran’ın pençesinde kıvranırken halk, paralarına el koyan bankalardan intikam alan karizmatik soyguncuları gizli bir hayranlıkla izlemektedir. Bu isimlerin başında, hapishaneden kaçışları ve zekice planladığı soygunlarıyla tanınan John Dillinger gelmektedir. Dillinger, sadece bir suçlu değil, aynı zamanda sistemin mağdur ettiği kitleler için bir nevi modern zaman kahramanıdır. Ancak FBI’ın kurucusu J. Edgar Hoover için o, devletin otoritesini sarsan bir numaralı "Halk Düşmanı"dır.
Hoover, bu yükselen suç dalgasını durdurmak için teşkilatın parlayan yıldızı Melvin Purvis’i görevlendirir. Purvis, Dillinger’ı köşeye sıkıştırmak için teknolojinin ve yeni soruşturma tekniklerinin sınırlarını zorlarken, Dillinger ise Billie Frechette’e olan tutkulu aşkı ve sadık ekibiyle özgürlüğünü korumaya kararlıdır. Michael Mann’in dijital çekim tekniğiyle alışılagelmişin dışında bir gerçekçilik kattığı bu yapım, suç dünyasının görkemli ama bir o kadar da karanlık yüzünü, silah seslerinin yankılandığı sokaklarda iliklerimize kadar hissettiriyor.
Johnny Depp, John Dillinger rolünde kariyerinin en olgun performanslarından birini sergiliyor; karizmasıyla izleyiciyi etkisi altına alırken, karakterin içindeki yalnızlığı ve kaçınılmaz sona olan yürüyüşünü ustalıkla yansıtıyor. Karşısında ise adaletin soğuk ve disiplinli yüzünü temsil eden Christian Bale (Melvin Purvis) yer alıyor. Bale, Purvis’in avını yakalamak için verdiği tavizleri ve yaşadığı içsel çatışmaları minimal ama etkili bir oyunculukla sunuyor.
Marion Cotillard, Dillinger’ın hayatındaki tek gerçek bağ olan Billie Frechette rolünde kalpleri kazanırken, filmdeki duygusal derinliği sağlıyor. Kadronun geri kalanı ise tam bir yıldızlar geçidi: Stephen Graham (Baby Face Nelson), Channing Tatum (Pretty Boy Floyd) ve Jason Clarke gibi isimler, suç dünyasının o vahşi atmosferini tamamlayan performanslar imza atıyor. Her bir oyuncu, 1930’ların o sert ve tozlu havasını günümüze taşımayı başarıyor.
Usta yönetmen Michael Mann, Halk Düşmanları ile klasik bir suç dramasını modern bir estetikle harmanlıyor. Filmin yüksek çözünürlüklü dijital kameralarla çekilmiş olması, dönem filmlerinde alışık olduğumuz "yumuşak" dokuyu yıkarak izleyiciyi olayların tam ortasına, o meşhur çatışma sahnelerinin içine atıyor. Özellikle Little Bohemia çatışması, sinema tarihindeki en gerçekçi ses tasarımı ve kurgu örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Film, sadece bir aksiyon yapımı değil, aynı zamanda suçun profesyonelleşmesi ve devletin buna cevabı üzerinden bir suç felsefesi yapıyor.
Gerçek olaylara dayanan biyografik hikâyelerden hoşlananlar ve sinemada teknik kusursuzluk arayanlar için bu yapım kaçırılmayacak bir fırsat. Michael Mann sinemasının o kendine has soğuk ve gerçekçi dokusunu sevenler, polisiye tutkunları ve Johnny Depp ile Christian Bale arasındaki oyunculuk düellosuna şahitlik etmek isteyen herkes Halk Düşmanları’nı mutlaka izlemeli.
Film, suçluyu yüceltmekten ziyade, bir dönemin kapanışını ve suç dünyasının nasıl evrildiğini hüzünlü bir dille anlattığı için izlenmeli. John Dillinger’ın sinema salonunda kendi haberini izlediği sahnede olduğu gibi, karakterlerin derinlikli psikolojik analizleri filmi benzeri aksiyon yapımlarından ayırıyor. Dönem atmosferinin dekorlardan kostümlere kadar gösterilen titiz işçiliği, sizi 1930’ların Chicago sokaklarına davet ediyor.
Birey ve Devlet: Özgür ruhlu bir suçlu ile kurumsallaşan bir devlet yapısının çatışması.
Şöhret ve Medya: Suçluların halkın gözünde nasıl birer ikon haline getirildiği.
Teknoloji ve Değişim: Eski usul soygunların yerini modern istihbarat ve takip tekniklerinin alması.
Sadakat ve Aşk: Ölüme giden bir adamın, dünyadaki tek tutamağı olan aşkına olan bağlılığı.
Bu filmin yarattığı ağır ve gerçekçi suç atmosferini sevdiyseniz, yine bir Michael Mann şaheseri olan Büyük Hesaplaşma (Heat) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca 1930’ların suç dünyasını farklı bir perspektiften ele alan Azap Yolu (Road to Perdition) ve Dokunulmazlar (The Untouchables) da listenizde yer almalı.
Çatışma sahnelerindeki silah sesleri stüdyoda eklenmemiş, çekimler sırasında gerçek sesler kaydedilerek filme yansıtılmıştır.
Film, John Dillinger’ın gerçek hayatta saklandığı ve vurulduğu mekanların bazılarında çekilerek tarihsel gerçekçilik en üst seviyeye taşınmıştır.
Michael Mann, oyuncuların dönemin ruhuna girmesi için onlara 1930’ların konuşma tarzı ve silah kullanma teknikleri üzerine yoğun bir eğitim aldırmıştır.
Evet, Büyük Buhran döneminde bankalar insanların evlerine ve paralarına el koyduğu için, bankaları soyan Dillinger bir nevi modern "Robin Hood" olarak görülmüştür.
Yönetmen Michael Mann, filmi dijital video (HD) kameralarla çekerek o dönemin nostaljik havası yerine, izleyiciye olay anındaymış gibi hissettiren bir "haber belgeseli" gerçekçiliği katmak istemiştir.
Filmde Purvis’in yaşadığı baskı hissettirilir; gerçek tarihte ise Dillinger vakasından sonra FBI’dan ayrılmış ve trajik bir şekilde kendi hayatına son vermiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...