
Dram

Ali

İhsan

Fatma

Şevket

Azmettirici

İhsan Anne
Çocuk Ali

Gülsüm
Genç Fatma
Genç Şevket
Film, hayatının bir dönüm noktasında olan, zihnen yorgun ve geçmişiyle hesaplaşan Ali karakterine odaklanır. Ali, büyükşehrin karmaşasından ve artık anlamını yitirmiş ilişkilerinden kaçarak, sessizliğin ve doğanın hakim olduğu bir sahil kasabasına doğru yola çıkar. Ancak bu bir tatil değil, kendi iç dünyasına yaptığı zorunlu bir yolculuktur.
Ali, burada geçmişten gelen bir tanıdıkla karşılaşır ve bu karşılaşma, aslında kaçmaya çalıştığı her şeyin zihninde onunla birlikte geldiğini fark etmesine neden olur. İsminden de anlaşılacağı üzere film, sembolik bir "gün batımı" metaforu üzerinden; bir devrin kapanışını, yaşlılığı, biten aşkları ve kabulleniş sürecini anlatır. Ağır akan temposu ve görsel estetiğiyle izleyiciye, "Hayatın son demlerinde elimizde kalan nedir?" sorusunu sordurur.
Serdar Orçin (Ali): Türk sinemasının en yetenekli karakter oyuncularından biri olan Orçin, Ali’nin içsel çatışmalarını ve yorgunluğunu minimal ama etkileyici bir oyunculukla sergiliyor.
Sahra Şaş: Filmdeki gizemli ve duygusal ağırlığı olan kadın karakteriyle hikâyeye dahil oluyor.
Onur Bilge: Karakterler arasındaki gerilimi ve derinliği artıran performansıyla kadroyu tamamlıyor.
Gün Batımına Birkaç Gün Kala, ana akım sinemanın aksine aksiyon veya büyük olay örgüsü vaat etmez. Daha çok bir duygu durum filmi, bir "atmosfer sineması" örneğidir. Yönetmen, uzun planlar ve doğal ışık kullanımıyla seyirciyi Ali'nin yanına, o sahil kenarındaki banka oturtmayı hedefler. Sükunet, pişmanlık ve zamanın geçiciliği üzerine kurulmuş sahneleriyle bir şiiri andırır.
Nuri Bilge Ceylan veya Zeki Demirkubuz tarzı, yerel ama evrensel dertleri olan bağımsız Türk filmlerini sevenler.
Melankolik atmosferlerden ve "sessiz" anlatılardan hoşlananlar.
Kendi hayatı üzerine düşünmek, sakinleşmek ve bir karakterin iç sesine ortak olmak isteyen sinemaseverler.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, modern hayatın gürültüsü içinde unuttuğumuz "durup düşünme" eylemini bize hatırlatmasıdır. Serdar Orçin’in güçlü performansı ve filmin sunduğu tablo güzelliğindeki kareler, görsel bir huzur vaat eder. Aynı zamanda Türk bağımsız sinemasının yeni soluklarını keşfetmek adına önemli bir örnektir.
Film, katıldığı festivallerde (özellikle Adana Altın Koza ve Antalya Altın Portakal gibi mecralarda) sinematografisi ve oyunculuklarıyla dikkat çekmiştir.
Filmin çekildiği mekanların dokusu, hikâyedeki "yalnızlık" ve "geçicilik" duygusunu pekiştirmek için özel olarak seçilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...