
Komedi

Gülşah

Zeynep

Metin

Füsun's Mother

Gülşah's Grandfather

Aşçı

Uşak

Dadı

Trendeki Adam

Füsun
Yeşilçam’ın en masum ve içten çocuk hikayelerinden biri olan yapım, annesinin yokluğunu derinden hisseden küçük Gülşah’ın dünyasına odaklanıyor. Zengin bir iş adamı olan babası, kızının mutluluğu için her türlü imkanı seferber etse de, eve gelen dadıların sert mizaçları Gülşah’ın hayal dünyasına darbe vurmaktadır. Küçük kız, kendisine kötü davranan mürebbiyeleri birer birer kaçırarak kendi yöntemleriyle direnç gösterir.
Ancak babasının yeniden evlenme kararı, Gülşah için işleri daha karmaşık bir hale getirir. Eve gelen yeni anne adayının aslında göründüğü kadar sevgi dolu olmadığını fark eden Gülşah, babasını bu hatadan döndürmek ve gerçek sevgiyi bulmak için duygusal bir mücadeleye girişir. Hikaye, çocuk kalbinin saflığı ile yetişkin dünyasının hesaplaşmaları arasında sıcak bir köprü kurar.
Filmin kalbinde, çocuk yıldız Gülşah Soydan yer alıyor. Henüz küçük yaşta olmasına rağmen sergilediği doğal oyunculuk ve hüzünlü bakışları, karakterin yalnızlığını ve zekasını izleyiciye başarıyla aktarıyor. Dönemin çocuk oyuncu furyası içinde, zorlama olmayan tavırlarıyla öne çıkan Gülşah, filmin duygusal yükünü tek başına sırtlıyor.
Hülya Koçyiğit, filmde sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda projenin arkasındaki itici güçlerden biridir. Filmdeki şefkatli kadın figürüyle, Türk sinemasındaki "idealize edilmiş kadın" imajını başarıyla yansıtır. Selim Soydan ise baba rolünde, iş dünyası ile kızı arasındaki dengeyi kurmaya çalışan, zaman zaman çaresiz kalan otoriter ama sevgi dolu bir figür çizmektedir.
Yönetmen koltuğunda oturan Orhan Aksoy, Yeşilçam’ın aile dramları ve komedi unsurlarını harmanlama konusundaki ustalığını bu filmde de konuşturuyor. Filmin temposu, çocuk izleyicilerin dikkatini dağıtmayacak kadar dinamik, yetişkinleri duygulandıracak kadar ise derindir. Anlatım dili oldukça yalındır; ancak bu yalınlık, filmin samimiyetinden kaynaklanır. Aile filmleri arasında klasikleşen bu yapım, 70’li yılların toplumsal yapısını ve aile içi bağlarını nostaljik bir atmosferde sunar.
Pazar sabahı kuşağı tadında, tüm ailenin bir arada izleyebileceği bir yapım arayanlar için idealdir. Özellikle yeşilçam filmleri tutkunları ve nostalji seven izleyiciler bu filmden büyük keyif alacaktır. Çocukluk anılarını tazelemek isteyen yetişkinler ve günümüzün karmaşık dünyasından uzaklaşıp saf bir hikaye dinlemek isteyen her yaştan izleyici profiline hitap eder.
Bu film, bir çocuğun dünyayı nasıl gördüğünü anlamak ve ebeveyn-çocuk ilişkisindeki iletişimsizliğin sonuçlarını gözlemlemek için eşsiz bir örnektir. Sadece bir çocuk filmi değil, aynı zamanda sevginin satın alınamayacağını, sabır ve emekle kazanılacağını anlatan ders niteliğinde bir senaryoya sahiptir. Gülşah’ın dadılara karşı kurduğu "savunma mekanizmaları" izleyiciyi gülümsetirken, finaldeki kavuşma anları sinemamızın en ikonik sahneleri arasındadır.
Anne Yoksunluğu: Küçük bir çocuğun hayatındaki en büyük boşluğun yarattığı psikolojik etkiler.
Sınıfsal Bakış: Zengin bir aile içindeki yalnızlık ve dadı-çocuk ilişkisindeki güç dengesi.
Sevgi ve Sadakat: Maddi imkanların ötesinde, gerçek sevginin çocuk kalbi üzerindeki iyileştirici gücü.
Eğer bu yapımı sevdiyseniz, yine bir çocuk karakterin merkezde olduğu ve aile bağlarını işleyen Yumurcak serisini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir "dadı ve çocuk" dinamiğini daha trajikomik bir dille anlatan Gülen Gözler gibi toplu oyuncu kadrolu komedi filmleri de ilginizi çekebilir. Sezercik serisi de çocuk oyuncu merkezli dramatik yapısıyla bir diğer alternatif olarak öne çıkar.
Film, Gülşah Soydan’ın sinema kariyerindeki en önemli basamaklardan biridir. Çekimler sırasında oyuncunun ailesinin (Hülya Koçyiğit ve Selim Soydan) sette olması, küçük yıldızın performansına büyük katkı sağlamıştır. Dönemin izleyicisi tarafından o kadar sevilmiştir ki, ilerleyen yıllarda devam filmleri ve farklı serileri çekilerek bir marka haline gelmiştir.
Filmin büyük bir bölümü İstanbul’un çeşitli semtlerinde, özellikle dönemin lüks villalarının bulunduğu Levent ve Yeşilköy bölgelerinde çekilmiştir.
Gülşah Soydan, 1975 yapımı bu filmde henüz 6 yaşındayken kamera karşısına geçmiş ve performansıyla büyük beğeni toplamıştır.
Film, dünya sinemasındaki "The Sound of Music" gibi dadı-çocuk-baba eksenli hikayelerden esinlenmeler taşısa da, Yeşilçam’ın yerli ve samimi dokusuyla tamamen özgünleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...