
Dram, Tarih

Goya

Goya Joven

Rosario

Duquesa de Alba

Leocadia

Moratín

Godoy

Cura y San Antonio
Pepita Tudó
Mujer en Andalucía
Goya, ünlü İspanyol ressam Francisco Goya’nın yaşlılık günlerinde, sürgünde bulunduğu Fransa'da geçmişin hayaletleriyle yüzleşmesini konu alıyor. Film, sanatçının hayatındaki dönüm noktalarını kronolojik bir sıradan ziyade, onun tutkulu ve kaotik zihninden süzülen birer anı parçası olarak sunuyor. Ressamın saray ressamlığından engizisyonun karanlık gölgesine, Alba Düşesi’ne duyduğu imkansız aşktan savaşın yıkımını resmettiği "Kara Tablolar" dönemine kadar geniş bir yelpaze işleniyor.
Hikâye, Goya’nın geçirdiği bir hastalık sonrası duyma yetisini kaybetmesiyle derinleşen içsel sessizliğini, tablolarındaki çığlıklarla dengeliyor. Sanatın iktidarla imtihanı ve bir sanatçının toplumsal çalkantılar karşısındaki vicdani duruşu, filmin ana eksenini oluşturuyor. Goya’nın fırçasıyla ölümsüzleştirdiği figürler, film boyunca canlanarak onunla hesaplaşmaya geliyor ve izleyiciyi bir dâhinin dehlizlerine davet ediyor.
Filmin başrolünde, Francisco Goya’nın hem olgunluk hem de yaşlılık hallerini büyük bir ustalıkla canlandıran Francisco Rabal yer alıyor. Rabal, karakterin içindeki öfkeyi, sanatsal tutkuyu ve yaşlılığın getirdiği kırılganlığı o kadar doğal yansıtıyor ki, izleyici Goya’nın fiziksel acılarını adeta hissediyor. Jose Coronado ise Goya’nın gençlik yıllarına hayat vererek, enerjik ve hırslı bir ressam portresi çiziyor.
Maribel Verdú, Goya’nın hayatındaki en önemli figürlerden biri olan Alba Düşesi rolünde büyüleyici bir performans sergiliyor. Verdú’nun asalet ve gizem dolu duruşu, sanatçı ile ilham perisi arasındaki o karmaşık ilişkiyi filmin merkezine taşıyor. Oyuncu kadrosu, 18. yüzyıl İspanyasının sınıfsal farklarını ve dönemin ruhunu yansıtan editoryal bir derinlik sunarak filmin inandırıcılığını perçinliyor.
Yönetmen Carlos Saura, bu yapımda sinemayı bir tuval gibi kullanarak görsel bir başyapıt ortaya koyuyor. Film, geleneksel bir biyografi olmanın çok ötesine geçerek, Goya’nın tablolarındaki ışık, gölge ve renk kullanımını sinematografiye aktarıyor. Set tasarımları ve sahne geçişleri, bir tablodan diğerine geçiyormuş hissi uyandırıyor. Saura’nın anlatım dili, sanatın doğuş sancılarını ve bir sanatçının çevresindeki dünyayı nasıl algıladığını anlamak isteyenler için eşsiz bir rehber niteliğinde.
Sanat tarihine ilgi duyanlar, ressamların yaratım süreçlerini merak edenler ve Avrupa sinemasının estetik derinliğini sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer görsel gücü yüksek, metaforlarla dolu bir klasik drama arıyorsanız, Goya size aradığınız sanatsal doyumu sağlayacaktır. Bir sanatçının iktidar, din ve aşk üçgenindeki sıkışmışlığını konu alan bu kült film, derinlikli hikâye sevenler için birebirdir.
Bu film, sadece bir ressamın hayatını anlatmakla kalmıyor, Goya’nın eserlerinin arkasındaki duygusal ve siyasi motivasyonları da deşifre ediyor. Saura’nın sanatsal dehası sayesinde, Goya’nın meşhur tablolarının nasıl bir ruh halinin ürünü olduğunu bizzat deneyimliyoruz. Sanat ve sinemanın bu denli iç içe geçtiği çok az yapım bulunur; bu da filmi benzerlerinden ayıran en büyük özelliktir.
Yaratıcılık ve Izdırap: Sanatsal dehanın genellikle fiziksel ve ruhsal acılarla beslenmesi.
İktidar ve Sanat: Sanatçının saray ve engizisyon gibi güç odakları arasındaki bağımsızlık mücadelesi.
Savaşın Dehşeti: Goya’nın savaşın yıkımını ve insanlığın karanlık yüzünü resmetme tutkusu.
Aşk ve İlham: Alba Düşesi üzerinden işlenen, ulaşılmaz ve yıkıcı aşkın sanata etkisi.
Eğer bu filmin sanatsal atmosferini sevdiyseniz, yine bir ressamın hayatına odaklanan Lust for Life (Van Gogh) veya Frida ilginizi çekebilir. Benzer bir tarihsel ve sanatsal derinlik için Milos Forman imzalı Goya's Ghosts (Goya’nın Hayaletleri) da farklı bir perspektif sunan başarılı bir alternatiftir.
Film, İspanya’nın Oscar’ı sayılan Goya Ödülleri’nde tam 5 dalda ödül kazanarak başarısını taçlandırmıştır. Çekimlerde, Goya’nın tablolarındaki ışık oyunlarını yakalamak için özel bir aydınlatma tekniği uygulanmıştır. Filmin müzikleri, dönemin ruhunu yansıtan klasik İspanyol ezgileriyle örülmüştür. Ayrıca yönetmen Carlos Saura, filmin her karesinde Goya’nın gravürlerine ve yağlı boya çalışmalarına görsel atıflarda bulunmuştur.
Film, Goya’nın yaşlılığından geriye bakışlar atarak en kritik dönemlerini; özellikle sağırlaştığı ve siyasi baskıların arttığı yılları odağına alır.
Yönetmen Carlos Saura, filmi ressamın fırça darbelerini hissettirecek şekilde, gerçeküstü ve teatral bir görsel dille kurgulamıştır.
Evet, film bir sanatçının insan olarak yaşadığı trajedileri işlediği için genel bir dram olarak da izlenebilir ancak tablolarını bilmek seyir zevkini artıracaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...