
Film, paranormal olaylara meraklı olan ve bu konuları akademik ya da dijital içerik üretme amacıyla araştıran bir grubun yaşadıklarını konu alıyor. İlk filmdeki olayların yankıları sürerken, yeni bir grup araştırmacı, cin vakalarının yoğun olarak yaşandığı iddia edilen, lanetli bir geçmişe sahip ıssız bir bölgeye gider.
Ekip, yanlarına aldıkları gece görüşlü kameralar ve ses kayıt cihazlarıyla gizemli bir evin ve çevresindeki ormanlık alanın sırrını çözmeye çalışır. Ancak çekimler ilerledikçe, sadece birer efsane sandıkları varlıkların fiziksel dünyalarına müdahale etmeye başladığını fark ederler. Film, karakterlerin ellerindeki kamera kayıtlarından oluştuğu için izleyiciyi olayların tam ortasına, çaresiz bir kaçış ve hayatta kalma macerasının içine iter.
Filmin kadrosunda genellikle türün doğasına uygun olarak, "doğallık" ön planda tutulan genç oyuncular yer almaktadır. Onur Karabiber, Süleyman Kabaali gibi isimlerin bulunduğu kadro, karakterlerin yaşadığı korku, panik ve histeri nöbetlerini izleyiciye "gerçekmiş" gibi yansıtma görevini üstlenir.
Yönetmen koltuğunda oturan Onur Aldoğan, oyunculardan profesyonel bir film setinden ziyade, gerçekten korkunç bir durumun içindeymiş gibi davranmalarını isteyerek editoryal bir tutarlılık yakalamaya çalışmıştır. Bu yaklaşım, filmi geleneksel korku sinemasından ayırıp bir belgesel tekinsizliğine büründürür.
Gerçek Cinler 2, düşük bütçeli olmasına rağmen atmosfer yaratma konusunda oldukça başarılı bir yapımdır. Sinematografideki sarsıntılı kamera kullanımı ve düşük ışık, izleyicide "her an bir şey çıkabilir" gerginliğini sürekli kılıyor. Film, yerli korku sinemasının vazgeçilmezi olan dini ve mistik öğeleri, batılı bir anlatım tarzı olan "found footage" (bulunmuş görüntü) ile birleştirerek kendine has bir gerilim hattı kuruyor. Özellikle ses tasarımındaki ani yükselişler ve fısıltılar, izleyicinin sinir uçlarıyla oynamayı hedefliyor.
Blair Cadısı veya Paranormal Activity gibi filmleri seven, kameranın bir karakter gibi olayların içinde olduğu yapımlardan hoşlanan korku meraklıları bu filmi kaçırmamalı. Eğer Anadolu köylerindeki ıssızlık, karanlık ve cin hikâyeleri ilginizi çekiyorsa, bu film size aradığınız o huzursuz edici atmosferi verecektir. Ancak, sarsıntılı kamera hareketleri ve ani ses patlamalarından rahatsız olan izleyiciler için yorucu bir deneyim olabilir.
Bu yapımı izlemek için en geçerli sebep, yerli korku türündeki "gerçeklik" iddiasını görsel bir şölen yerine, çiğ ve yalın bir anlatımla deneyimlemektir. Film, karakterlerin hataları ve merakları yüzünden nasıl birer av haline geldiklerini adım adım göstererek, izleyiciye "Bilinmeyene bulaşma!" mesajını etkileyici bir dille veriyor. Saf korku ve saf gerilim arayanlar için kısa ama yoğun bir deneyim vaat ediyor.
Yasaklı Bölge: Gidilmemesi gereken yerlere duyulan tehlikeli merak.
Kayıt Altındaki Dehşet: Kameranın, hem bir tanık hem de tek sığınak olması.
Mistik Varlıklar: İnsan dünyası ile cinler alemi arasındaki ince çizginin ihlali.
Bu filmin yarattığı "bulunmuş görüntü" atmosferini sevdiyseniz, yerli sinemadan Dabbe: Bir Cin Vakası veya Karadedeler Olayı yapımlarına göz atabilirsiniz. Dünya sinemasından ise REC veya Grave Encounters (Mezar Buluşmaları) gibi macera ve korku yüklü yapımlar benzer bir seyir zevki sunacaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...