
Belgesel
Frances Steloff: Memoirs of a Bookseller, New York’un efsanevi kitapçısı Gotham Book Mart’ın kurucusunun hayatı üzerinden edebiyat tarihine ve kitap tutkusuna saygı duruşunda bulunan bir belgeseldir.
Belgesel, 20. yüzyılın en önemli edebiyat figürlerine ev sahipliği yapmış olan New York'taki meşhur Gotham Book Mart’ın kurucusu Frances Steloff’un ilham verici yaşam öyküsünü anlatır. 1920 yılında kurduğu bu küçücük dükkân, kısa sürede James Joyce’tan Henry Miller’a, Anaïs Nin’den Patti Smith’e kadar pek çok yasaklı veya aykırı yazarın sığınağı haline gelmiştir. Film, Steloff'un 100. yaş gününe yaklaştığı dönemde çekilmiş olup, onun kitaplara olan sarsılmaz inancını ve sansüre karşı verdiği cesur mücadeleyi merkezine alır.
Steloff, sadece bir dükkân sahibi değil, aynı zamanda yetenekli yazarları keşfeden ve onları destekleyen bir edebiyat hamisidir. Belgesel aracılığıyla, bir kadının tek başına kitap dünyasında nasıl bir devrim yarattığına, modernist edebiyatın Amerika'daki yükselişine ve kitapların insan ruhunu iyileştirici gücüne tanık oluruz. Arşiv görüntüleri ve Steloff’un kendi anlatımlarıyla bezeli bu yapım, tozlu rafların ardındaki devasa bir entelektüel mirası gün yüzüne çıkarır.
Bu biyografik belgeselin mutlak yıldızı Frances Steloff’un kendisidir. İlerlemiş yaşına rağmen zekâsından ve kitap tutkusundan hiçbir şey kaybetmeyen Steloff, dükkânında geçen anılarını anlatırken izleyiciyi büyüleyen bir karizma sergiliyor. Onun kitaplara dokunuşu ve yazarlarla olan kişisel dostluklarını aktarışı, filmi sıradan bir biyografi olmaktan çıkarıp canlı bir tarih anlatısına dönüştürüyor.
Filmin anlatıcılığını ise efsanevi aktris Helen Hayes üstlenmiştir. Hayes'in zarif ve güven veren sesi, Steloff’un hayatındaki dönüm noktalarını birbirine bağlarken hikâyeye editoryal bir derinlik katıyor. Ayrıca belgeselde, Steloff’un hayatına dokunmuş pek çok yazar ve yayıncının tanıklıkları da yer alarak, dükkânın edebiyat dünyası için neden bu kadar vazgeçilmez olduğu kanıtlanıyor.
Yönetmen Deborah Dickson, bir kitapçının rafları arasında geçen bir hayatı, bir macera filmi kadar sürükleyici kılmayı başarıyor. Filmin temposu, bir kütüphanenin huzurlu sessizliği ile New York’un entelektüel hareketliliği arasında mükemmel bir denge kuruyor. 1988 yılında "En İyi Belgesel" dalında Oscar adaylığı kazanan bu yapım, sinematografik açıdan nostaljik ve sıcak bir atmosfer sunuyor. Film, sadece Steloff’u değil, aynı zamanda artık var olmayan bir butik kitapçılık kültürünü de ölümsüzleştiriyor.
Kitap tutkunları, sahaf gezginleri ve edebiyatın mutfağını merak eden herkes bu belgeseli başucu eseri yapmalıdır. Eğer yayıncılık tarihine ilgi duyuyorsanız ve sansüre karşı duran güçlü kadın figürlerin hikâyeleri sizi heyecanlandırıyorsa, bu film tam size göre. Nitelikli belgesel filmler kategorisinde, özellikle biyografi meraklıları için kaçırılmayacak bir hazinedir.
Bu film, kitapların sadece kâğıt yığınları değil, birer direniş ve özgürlük aracı olduğunu hatırlatıyor. Frances Steloff’un James Joyce’un "Ulysses" kitabını Amerika’ya gizlice sokma çabası gibi detaylar, edebi özgürlüğün ne kadar zor kazanıldığını gösteriyor. Bir kadının tutkusunun peşinden giderek dünyayı nasıl değiştirebileceğini görmek ve ilham tazelemek için bu belgesel mutlaka izlenmelidir.
Edebi Hamillik: Yazarları ve sanatçıları maddi-manevi desteklemenin önemi.
Sansürle Mücadele: Yasaklı kitapların okuyucuya ulaştırılması uğruna alınan riskler.
Kitap Kültürü: Butik kitapçılığın toplumsal bir buluşma noktası olarak işlevi.
Azim ve Kararlılık: Bir kadının 20. yüzyıl iş dünyasında tek başına var olma savaşı.
Eğer bir kitapçının dünyasını ve edebiyat tutkusunu sevdiyseniz, Helene Hanff’un gerçek mektuplaşmalarından uyarlanan Çapraz Sokak No: 84 (84 Charing Cross Road) filmini de mutlaka listenize eklemelisiniz. Ayrıca, kitaplara duyulan aşkı distopik bir evrende işleyen Fahrenheit 451 (özellikle 1966 versiyonu), kitapların değerini anlamak açısından benzer bir duygu uyandıracaktır.
Frances Steloff, Gotham Book Mart’ı kurduğunda cebinde sadece 100 doları vardı; ancak dükkânı kısa sürede "Savaşçı Meleklerin Kitapçısı" olarak anılmaya başlandı. Steloff, 101 yaşında hayata veda edene kadar dükkânının üst katındaki küçük bir dairede yaşamaya ve kitaplarla ilgilenmeye devam etti. Belgesel, 1988'de Akademi Ödülleri'nde Oscar’a aday gösterilerek Steloff'un mirasını küresel çapta onurlandırmıştır.
Ne yazık ki hayır; edebiyat dünyasının bu efsanevi kalesi, finansal zorluklar nedeniyle 2007 yılında kapılarını tamamen kapatmıştır.
Filmde özellikle James Joyce, Henry Miller, T.S. Eliot ve Dylan Thomas gibi isimlerin Steloff ve dükkânı ile olan bağları detaylandırılmaktadır.
Çünkü o dönemde Amerika'da müstehcenlik gerekçesiyle yasaklanan pek çok önemli edebi eseri, hapis cezasını göze alarak dükkânında satmaya ve yaymaya devam etmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...