

Finian McLonergan

Sharon McLonergan

'Og' the Leprechaun

Woody Mahoney

Senator Billboard Rawkins

Susan the Silent

Howard
Buzz Collins

Sheriff

District Attorney
İrlandalı Finian McLonergan, sihirli bir altın küpünü bir cüceden (leprechaun) çalarak kızı Sharon ile birlikte Amerika'nın hayali bir eyaleti olan Missitucky'ye gelir. Finian'ın planı basittir: Altın küpünü, ekonomik refahın kalesi olarak gördüğü Fort Knox yakınlarına gömecek ve altının orada "çoğalacağına" inanacaktır. Ancak bu masalsı başlangıç, bölgedeki ırkçı bir senatörün toprak hırsı ve küpün gerçek sahibi olan cüce Og'un altını geri almak için çıkagelmesiyle karışır.
Altın küpü, yanında dilek tutan herkesin isteğini gerçeğe dönüştürme gücüne sahiptir. Sharon'ın farkında olmadan dilediği bir dilek, ırkçı senatörü bir siyahiye dönüştürünce olaylar hem fantastik hem de politik bir boyut kazanır. Müzik, sihir ve toplumsal hicvin iç içe geçtiği film, bir yandan "gökkuşağının sonundaki altın" hayalini sorgularken diğer yandan insan hakları ve hoşgörü üzerine şarkılar söyler.
Filmin en büyük kozu, Hollywood efsanesi Fred Astaire'dir. Emekliliğinden dönerek Finian rolünü üstlenen Astaire, yaşına rağmen sergilediği zarafet ve dans yeteneğiyle filme nostaljik bir büyü katar. Ona, duru sesi ve karizmasıyla Sharon rolünde Petula Clark eşlik eder.
Cüce Og rolündeki Tommy Steele, yerinde duramayan enerjisiyle filmin fantastik yönünü sırtlar. Ancak editoryal açıdan en dikkat çekici performanslardan biri, o dönemde henüz çok genç olan Al Freeman Jr. ve ırkçı senatörü canlandıran Keenan Wynn'den gelir. Coppola'nın oyuncu yönetimi, müzikal türünün abartılı doğasıyla 60'ların gerçekçi oyunculuk anlayışı arasında ilginç bir köprü kurar.
Bu film, Coppola'nın stüdyo sistemine "teslim olduğu" ama yine de kendi vizyonundan kırıntılar serptiği bir projedir. O dönemde müzikaller popülaritesini kaybetmeye başlamış olsa da, Coppola el kamerası çekimleri ve gerçek mekan kullanımıyla (o zamanlar müzikaller genelde stüdyoda çekilirdi) türe taze bir soluk getirmeye çalışmıştır. Spielberg’ün pürüzsüz ve görkemli müzikal karelerinin aksine, Coppola burada daha samimi, yer yer dağınık ama oldukça enerjik bir atmosfer yaratır. Irkçılık eleştirisini bir "peri masalı" içine yedirmesi, filmi sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp dönemin ruhunu taşıyan politik bir yapıta dönüştürür.
Klasik Hollywood müzikallerine özlem duyanlar, Fred Astaire hayranları ve sinema devlerinin "yol ayrımı" filmlerini merak edenler bu yapımı mutlaka görmeli. Eğer The Sound of Music veya Mary Poppins gibi yapımların masalsı havasını seviyor, ancak buna biraz da 60'ların sosyal bilincinin eklenmesini istiyorsanız, Finian's Rainbow size hitap edecektir.
Fred Astaire’i son büyük müzikal başrolünde izlemek başlı başına bir sinema olayıdır. Ayrıca, bugün çekilmesi neredeyse imkansız olan (senatörün siyahiye dönüşmesi gibi) cesur ve absürt bir hikayenin, müzikal estetiğiyle nasıl harmanlandığını görmek oldukça şaşırtıcıdır. Coppola'nın kariyerindeki bu "renkli parantez", yönetmenin ne kadar farklı türlerde kalem oynatabildiğinin bir kanıtıdır.
Hoşgörü ve Irkçılık: Bir masal aracılığıyla ırkçı önyargıların absürtlüğünün sergilenmesi.
Amerikan Rüyası: Zenginliğin gökten zembille inmeyeceği, gerçek değerin emek ve sevgi olduğu.
Sihir ve Gerçeklik: İnsanların dileklerinin, bazen en beklemedikleri sonuçları doğurması.
Baba-Kız Bağı: Finian ve Sharon'ın yeni bir dünyada el ele tutunma çabası.
Bu filmin fantastik ve müzikal havasını sevdiyseniz, bir diğer klasik olan Brigadoon veya toplum eleştirisini müzikle yapan Hair (1979) ilginizi çekebilir. Ayrıca Coppola'nın bir sonraki adımı olan ama daha dramatik bir tondaki yol filmi The Rain People (1969), yönetmenin tarzındaki değişimi görmek adına izlenebilir.
Fred Astaire, filmdeki dans sahneleri için çekimlerden önce aylarca prova yapmıştır.
Filmin çekimleri sırasında Coppola ile stüdyo yönetimi arasında ciddi sanatsal görüş ayrılıkları yaşanmıştır.
Film, 1947 tarihli ünlü bir Broadway müzikalinden uyarlanmıştır ancak 1968'in sivil haklar hareketine uygun şekilde güncellenmiştir.
Coppola, bu filmi çekerken asistanı olan George Lucas ile olan dostluğunu pekiştirmiştir.
Evet, "Old Devil Moon" ve "Look to the Rainbow" gibi şarkılar caz standartları haline gelmiş çok ünlü parçalardır.
Orijinal süresi yaklaşık 145 dakikadır, bu da döneminin epik müzikal yapısına uygundur ancak modern izleyici için biraz uzun gelebilir.
O dönemde genç bir yönetmen olan Coppola, Hollywood'da rüştünü ispatlamak için büyük stüdyoların güvendiği klasik türlerde de başarılı olabileceğini göstermek istemiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...