
Dram

Germain Pigoil

Émile Leibovich, aka 'Milou'

Jacky Jacquet

Douce

Max, aka 'Monsieur TSF'

Félix Galapiat

Jojo Pigoil

Célestin

Viviane, Jojo's mother

Lebeaupin, Viviane's new husband
1936 yılının Paris'inde, Faubourg bölgesindeki meşhur Chansonia Tiyatrosu, borçları nedeniyle kapandığında, buranın emektar çalışanları Pigoil, Milou ve Jacky kendilerini sokakta bulurlar. Pigoil için durum daha da vahimdir; işsiz kaldığı için karısı tarafından terk edilmiş ve çok sevdiği oğlu Jojo’nun velayeti tehlikeye girmiştir. Çaresizlik içindeki bu üç arkadaş, tiyatroyu yasa dışı bir şekilde işgal ederek kendi şovlarını sahnelemeye ve tiyatroyu yeniden canlandırmaya karar verirler.
Ancak bu yolculuk sandıkları kadar kolay olmayacaktır. Bölgenin yozlaşmış iş adamı Galapiat ile mücadele etmek, yükselen aşırı sağ ve sol hareketlerin arasındaki gerilimi yönetmek ve yetenekli ama gizemli genç şarkıcı Douce'u yıldızlaştırmak zorundadırlar. Film, müziğin ve dayanışmanın en karanlık zamanlarda bile insan ruhunu nasıl iyileştirebileceğini, bir mahalle kültürü üzerinden masalsı bir dille anlatıyor.
Gérard Jugnot, Pigoil rolünde filmin duygusal merkezini oluşturuyor; oğluna olan sevgisi ve tiyatroya olan tutkusuyla izleyicinin kalbine dokunan naif bir baba portresi çiziyor. Clovis Cornillac, idealist ve asi Milou rolünde dönemin devrimci ruhunu yansıtırken, Kad Merad (Jacky) komedi ve trajediyi harmanlayan performansıyla ekibe renk katıyor.
Filmin en büyük keşfi ise Douce karakterine hayat veren Nora Arnezeder. Hem duru güzelliği hem de büyüleyici sesiyle filmin müzikal kalitesini yukarı taşıyan Arnezeder, sahnede devleşen bir genç kadını başarıyla canlandırıyor. Maxence Perrin ise küçük Jojo rolüyle hikayeye masumiyet katıyor. Bu renkli kadro, 1930’ların Paris mahalle kültürünü adeta yeniden canlandırıyor.
"Koro" (Les Choristes) filminin yönetmeni Christophe Barratier, bu filmde de müzik ve nostaljiyi ustalara taş çıkaran bir görsellik ile birleştiriyor. Film, stüdyoda kurulan devasa ve büyüleyici Paris setleriyle izleyiciyi bir tiyatro sahnesindeymiş gibi hissettiriyor. Sinematografisiyle kartpostal güzelliğinde kareler sunan yapım, politik alt metinleri müzikal türünün neşesiyle dengelemeyi başarıyor. Her ne kadar hikaye bazı noktalarda klasik bir başarı öyküsü izlese de, taşıdığı samimi duygular ve yüksek prodüksiyon kalitesiyle modern bir müzikal dram klasiği olarak öne çıkıyor.
Eski usul müzikallerden, Paris atmosferinden ve dostluk üzerine kurulu sıcak hikayelerden hoşlanan herkes bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer Fransız sineması hayranıysanız ve müziğin merkezde olduğu dönem filmi örneklerini seviyorsanız, Faubourg 36 size çok keyifli bir seyir vadediyor. "Amélie" veya "Koro" gibi yapımların yarattığı o masalsı ve nostaljik havayı özleyenler için bu film biçilmiş kaftan.
Bu film, sadece bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda 1930'lar Fransa'sının sosyopolitik yapısına müzikli bir pencere açıyor. Sahne performanslarının ihtişamı ve "Loin de Paname" gibi akılda kalıcı şarkılarıyla hem kulaklara hem de göze hitap ediyor. İnsanın her şeye rağmen hayallerine tutunmasının önemini hatırlatması ve görsel olarak yarattığı büyüleyici atmosfer, onu türdeşlerinden ayıran en güçlü yanları.
Dayanışma ve Dostluk: Ortak bir amaç uğruna birleşen insanların, zorluklara karşı kurduğu sarsılmaz bağ.
Tiyatronun İyileştirici Gücü: Sanatın, ekonomik ve siyasi buhranlar içinde bir kaçış ve umut kaynağı olması.
Baba-Oğul İlişkisi: Pigoil'in oğlu Jojo için verdiği mücadele üzerinden sevginin fedakarlıkla imtihanı.
Siyasi Çalkantılar: 1930'larda Avrupa'da yükselen ideolojik çatışmaların sıradan insanların hayatına etkisi.
Yönetmen Christophe Barratier'in önceki şaheseri olan Les Choristes (Koro), benzer bir müzikal doku ve sıcaklık için ilk tercihiniz olmalı. Tiyatro dünyasının perde arkasını ve sahne aşkını işleyen Moulin Rouge! veya bir mahallenin kaderini değiştirmeye çalışan insanların hikayesini anlatan The Artist de bu müzikal türündeki yapımı sevenlerin ilgisini çekecektir.
Filmin çekimleri için Prag'daki ünlü Barrandov Stüdyoları'nda 1930'ların Paris mahallesini yansıtan devasa bir set inşa edilmiştir.
Nora Arnezeder tarafından seslendirilen "Loin de Paname" şarkısı, 2010 yılında "En İyi Orijinal Şarkı" dalında Oscar adaylığı kazanmıştır.
Filmin adı, hikayenin geçtiği kurgusal Faubourg bölgesinden ve meşhur 1936 genel grevlerinden (Popüler Cephe dönemi) gelmektedir.
Evet, başta Nora Arnezeder olmak üzere tüm ana kadro, filmdeki müzikal performansları ve şarkıları bizzat seslendirmiştir.
Hayır, Chansonia filmin hikayesi için kurgulanmış bir mekandır; ancak dönemin Paris'indeki meşhur müzikhol ve tiyatroların bir sentezi olarak tasarlanmıştır.
Film kurgusal bir hikaye olsa da, 1936'da Fransa'da yaşanan ekonomik kriz, işçi grevleri ve Popüler Cephe (Front Populaire) iktidarı gibi gerçek tarihi olayları arka plan olarak kullanır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...