

Baran

Cumali

Keje

Emel

Mahmut Şahoğlu/Berfo

Artist Kemal

Andrey Mişkin

Sevim Abla

Sedat

Emel'in Annesi
35 yıl önce Cudi Dağı’nda yakalanan efsanevi eşkıya Baran (Şener Şen), hapis hayatı bittikten sonra köyüne döner. Ancak bıraktığı dünya artık yoktur; baraj suları altında kalan köyü ve ihanetlerin gölgesindeki geçmişi onu büyük bir yüzleşmeye zorlar. Sevdiği kadın olan Keje’nin (Sermin Hürmeriç) izini sürmek için İstanbul’a gelir.
Baran’ın yolu, İstanbul’un arka sokaklarında küçük işler peşinde koşan, hayalleri büyük ama hayatı tutarsız olan Cumali (Uğur Yücel) ile kesişir. Bir tarafta kadim törelerin, sadakatin ve saf aşkın temsilcisi bir eşkıya; diğer tarafta ise yalanın, paranın ve karmaşanın yönettiği modern İstanbul... Bu iki zıt karakterin kurduğu dostluk, onları hem geçmişin hesaplarına hem de şehrin acımasız gerçeklerine karşı trajik bir finale doğru sürükler.
Şener Şen ve Uğur Yücel Devleşmesi: Şener Şen’in az konuşan ama bakışlarıyla dünyaları anlatan Baran karakteri ile Uğur Yücel’in yerinde duramayan, enerjik Cumali performansı Türk sinema tarihinin en iyi ikili oyunculuklarından biridir.
Yavuz Turgul’un Dünyası: Yönetmen, hikâyeyi bir masal tadında sunarken aynı zamanda dönemin toplumsal çöküşünü ve "gelenek ile modern" arasındaki o büyük uçurumu ustalıkla işler.
Unutulmaz Müzikler: Erkan Oğur’un insanın ruhuna işleyen o hüzünlü melodileri ve "Fırat Ağıtı", filmin her karesine derinlik katar.
Sinematografik Devrim: Film, çekim kalitesi ve anlatım diliyle yerli sinemanın "yeşilçam" kalıplarından çıkıp modern bir vizyona evrilmesinin öncüsü olmuştur.
Bir Türk Sineması Klasiği: Eğer "Türk sinemasını anlamak istiyorum" diyorsanız, listenizin en başında yer alması gereken filmdir.
Sadakat ve Aşkın Gücü: 35 yıl boyunca sadece bir isme ve bir söze tutunmanın ne demek olduğunu hissetmek için.
Dostluk Hikâyesi: Birbirinden çok farklı iki adamın kurduğu o sarsılmaz bağı ve birbirleri için neleri göze alabileceklerini görmek için.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...