
Dram, Gizem, Gerilim

Martin Dysart

Alan Strang

Dora Strang

Harry Dalton

Frank Strang

Hesther Saloman

Jill Mason

Margaret Dysart

Horseman

Miss Raintree
Peter Shaffer’ın dünya çapında ses getiren tiyatro oyunundan uyarlanan film, altı atın gözlerini kör eden 17 yaşındaki Alan Strang’in hikâyesini odağına alır. Bu vahşi eylemin ardındaki nedeni anlaması için görevlendirilen psikiyatrist Martin Dysart, Alan’ın dünyasına girdikçe şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşır: Alan için atlar sadece hayvan değil, dini bir huşu ve cinsel arzuyla bağlandığı tanrısal varlıklardır.
Doktor Dysart, çocuğu "iyileştirmeye" ve onu toplumun "normal" kalıplarına sokmaya çalışırken kendi hayatını da sorgulamaya başlar. Alan’ın yaşadığı o karanlık ama tutkulu inanç, doktorun kendi boş ve rutin hayatıyla keskin bir tezat oluşturur. Film, "Anormal ama tutkulu bir hayat mı, yoksa normal ama ruhsuz bir varoluş mu daha değerlidir?" sorusunu izleyicinin zihnine bırakır.
Filmin başrolünde, sinema tarihinin dev ismi Richard Burton yer alır. Doktor Dysart rolüyle Burton, entelektüel yorgunluğu ve içsel çöküşü muazzam bir hitabet gücüyle yansıtır. Burton, bu performansıyla Oscar adaylığı kazanmıştır.
Alan Strang karakterini canlandıran Peter Firth, tiyatro sahnesindeki başarısını sinemaya taşıyarak rahatsız edici derecede inandırıcı bir performans sergiler. Firth, karakterin hem masumiyetini hem de içinde sakladığı vahşi tutkuyu dengeli bir şekilde sunar. Ayrıca filmde Jenny Agutter ve Joan Plowright gibi usta isimler de kadronun derinliğini artırır.
Yönetmen Sidney Lumet, tiyatro sahnesinin klostrofobik etkisini korurken, sinemanın görsel imkanlarını kullanarak Alan’ın halüsinasyonlarını ve atlarla olan bağını etkileyici bir şekilde görsellere dökmüştür. 1978 yılında 3 dalda Oscar adaylığı (En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo) alan film, psikolojik gerilimin zirvelerinden biri olarak kabul edilir. İnsan doğasının en karanlık ve açıklanamaz köşelerine ışık tutan bu yapım, cesur sahneleri ve felsefi derinliğiyle döneminin çok ilerisindedir.
Psikolojik analizlere dayalı dram filmleri sevenler, teoloji ve cinsellik arasındaki karmaşık ilişkiyi merak edenler için bu film bir başyapıttır. Sidney Lumet sinemasının o gergin ve düşündürücü atmosferine ilgi duyanlar ile Richard Burton'ın oyunculuk dersi niteliğindeki tiratlarını izlemek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir yapıttır.
Bu filmi izlemek, modern toplumun "normallik" dayatmasını ve bireyin içindeki vahşi, ilkel tutkuların nasıl bastırıldığını görmek adına sarsıcı bir deneyimdir. Atların birer tanrı figürüne (Equus) dönüştüğü o mistik sahneler, izleyicinin bilinçaltına hitap eder. Sinemanın sadece bir hikâye değil, bir ruhsal röntgen çekebileceğinin en iyi kanıtlarından biridir.
Tutku vs. Normallik: Vahşi bir tutkunun, sıradan bir huzura tercih edilip edilmeyeceği.
Modernitenin Kısırlığı: Modern dünyanın insanın ruhundaki dini ve mistik açlığı doyuramaması.
Psikiyatri ve Etik: Bir bireyin özgün acısını elinden almanın (iyileştirmenin) ona zarar verip vermediği.
Kurban ve Suçlu: Toplumsal baskıların bir genci nasıl uç noktalara sürüklediği.
Eğer bu filmin psikolojik derinliğini sevdiyseniz, yine Sidney Lumet yönetmenliğindeki Network (Şebeke) veya bir başka Shaffer uyarlaması olan Amadeus (1984) ilginizi çekebilir. Ayrıca akıl hastanesi ve otorite eleştirisi dendiğinde akla gelen One Flew Over the Cuckoo's Nest (Guguk Kuşu) da benzer bir tonda etkileyicidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...