
Dram
Enayi, Türk sinemasının en sevilen temalarından biri olan "saf köylü-kurnaz şehirli" çatışmasını, toplumsal bir eleştiri süzgecinden geçirerek ele alır. Hikâye, dürüstlüğü ve iyi niyetiyle tanınan, ancak çevresi tarafından bu özellikleri nedeniyle sürekli suistimal edilen genç bir adamın hayatına odaklanır. Köyünden büyük umutlarla İstanbul’a gelen kahramanımız, şehrin karmaşasında dürüst kalmanın bedelini "enayi" yerine konarak ödemeye başlar.
Bu komedi filmi, sadece kahkahaya odaklanmak yerine, dürüstlüğün bir zayıflık olarak görüldüğü toplumsal yapıyı da sorgular. Kahramanımız, başına gelen her türlü dolandırıcılık ve talihsizliğe rağmen, içindeki iyiliği korumaya çalışır. Ancak hayatın sert gerçekleri, onu bir noktadan sonra kendi yöntemleriyle hayatta kalmaya zorlayacaktır. Film, bir yandan gülümsetirken bir yandan da kaybolmaya yüz tutan insani değerlere dair buruk bir hikâye sunar.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının en büyük komedi ve dram ustalarından biri olan Kemal Sunal yer alıyor. Sunal, karakterinin saflığını ve temiz kalpliliğini o eşsiz mimikleri ve doğal oyunculuğuyla canlandırırken, izleyicinin karakterle özdeşleşmesini sağlıyor. Onun performansı, karakterin "enayi" olarak etiketlenmesine rağmen aslında ne kadar onurlu bir duruş sergilediğini kanıtlar niteliktedir.
Kadroda ona eşlik eden Meral Zeren, zarafeti ve karakteriyle hikâyenin duygusal yönünü güçlendiriyor. Yardımcı rollerde izlediğimiz emektar Yeşilçam oyuncuları ise, İstanbul’un kurnaz ve fırsatçı tiplerini başarıyla karikatürize ederek filmin mizah yükünü artırıyorlar. Oyuncu kadrosundaki bu denge, filmin bir nostaljik komedi klasiği olarak hafızalarda yer etmesini sağlıyor.
Feyzi Tuna'nın yönetmenliğini üstlendiği yapım, 1974 Türkiye'sinin sosyal dokusunu ve göç dalgasının yarattığı kültürel çatışmaları başarıyla yansıtıyor. Yönetmenlik dili, klasik bir başarı öyküsü anlatmak yerine, karakterin iç dünyasındaki saflığı koruma çabasına odaklanıyor. Filmin temposu, Kemal Sunal’ın kendine has komedi unsurlarıyla dinamik tutulurken; İstanbul’un o dönemki kaotik ama büyüleyici atmosferi görsellere başarıyla yansıtılmış. Sinematografik açıdan sıcak ve samimi bir dile sahip olan yapım, türünün en dürüst örneklerinden biridir.
Kemal Sunal sinemasına gönül verenler ve eski İstanbul sokaklarında geçen samimi hikâyeleri özleyenler için bu yerli film biçilmiş kaftandır. Özellikle toplumsal ironi barındıran ve "iyilerin sonunda kazandığı" masalsı anlatımlardan hoşlanan izleyiciler, bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Ailece izlenebilecek, hem düşündüren hem de güldüren bir klasik film arayanlar listelerine eklemelidir.
Enayi, bugün bile güncelliğini koruyan "dürüstlük vs kurnazlık" ikilemini en yalın haliyle işlediği için izlenmelidir. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, kahramanın "enayi" olarak nitelendirilmesinin aslında toplumun bir ayıbı olduğunu alt metinde başarıyla hissettirmesidir. Kemal Sunal’ın sadece güldüren değil, hüzünlendiren o derin oyunculuğuna tanıklık etmek için bu yapım mutlaka görülmelidir.
Safiyet ve Dürüstlük: Kirlenen dünyada temiz kalabilmenin zorluğu.
Şehir ve Köy Çatışması: Büyükşehrin karmaşasında kaybolan taşralı değerler.
Dolandırıcılık ve Kurnazlık: Toplumsal yozlaşmanın mizahi bir dille eleştirisi.
Onur: Her şeye rağmen doğru bildiği yoldan şaşmayan insanın mücadelesi.
Bu filmin yarattığı samimi atmosferi sevdiyseniz, yine Kemal Sunal’ın başrolde olduğu ve benzer temaları işleyen Şaşkın Damat veya Salako filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca, toplumsal hiciv yönü güçlü olan Zübük de farklı bir bakış açısı için iyi bir alternatif olabilir.
Film, Kemal Sunal’ın kariyerinin erken dönemlerinde, karakter oyunculuğunun oturduğu önemli yapımlardan biridir.
Çekimler, 1970'li yılların İstanbul’unun tarihi mekanlarında ve kalabalık meydanlarında gerçekleştirilmiştir.
Filmdeki müzik kullanımı, sahnelerin komedi dozunu artıran dönemin popüler melodilerinden oluşur.
Enayi, temelde bir sosyal komedidir; ancak içinde barındırdığı toplumsal eleştiriler ve karakterin yaşadığı haksızlıklar nedeniyle güçlü dramatik öğeler de taşır.
Kemal Sunal, burada halkın içinden çıkan, saf, hilesiz hurdasız ama bir o kadar da dirençli "halk kahramanı" tiplemesinin erken örneklerinden birini canlandırıyor.
Film, dürüst ve yardımsever insanları çıkarları için kullananların, bu temiz kalpli insanlara taktığı ironik lakabı vurgulamak ve bu bakış açısını eleştirmek için bu ismi taşır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...