
Emma Woodhouse

Mr. Knightley

Harriet Smith

Mr. Elton

Frank Churchill

Mrs. Weston

Miss Bates

Mrs. Elton

Mr. Woodhouse

Jane Fairfax
yüzyıl İngiltere’sinin huzurlu kırsalında yaşayan Emma Woodhouse, genç, güzel, zengin ve biraz da şımarıktır. Evlenmeye hiç niyeti olmayan Emma, boş vaktini çevresindeki insanları birbirine yakıştırmak ve onlar adına "çöpçatanlık" yapmakla geçirir. Son hedefi ise, sosyal statü olarak kendisinden daha düşük bir konumda olan saf ve sevgi dolu arkadaşı Harriet Smith’e "uygun" bir koca bulmaktır.
Ancak Emma’nın insanların duyguları üzerindeki bu manipülasyonu, her zaman planladığı gibi gitmez. Onun iyi niyetli ama kibirli müdahaleleri, bir dizi yanlış anlaşılmaya, hayal kırıklığına ve toplumsal karmaşaya yol açar. Bu süreçte Emma’yı hataları konusunda uyaran tek kişi, ailenin eski dostu ve Emma’nın entelektüel dengi olan Bay Knightley’dir. Emma, başkalarının mutluluğunu inşa etmeye çalışırken, aslında en büyük kör noktasının kendi duyguları olduğunu keşfedeceği mizah dolu bir olgunlaşma sürecine girer.
Gwyneth Paltrow, Emma Woodhouse rolünde kariyerinin en ışıltılı performanslarından birini sergiliyor. Karakterin hem can sıkıcı kibrini hem de içindeki gerçek iyiliği izleyiciye sevdirmeyi başarıyor. Jeremy Northam, Bay Knightley rolünde sergilediği vakur ve karizmatik duruşuyla, Emma’nın hayatındaki tek mantıklı ses ve gerçek aşk adayı olarak mükemmel bir performans sunuyor.
Harriet Smith karakterini canlandıran Toni Collette, Emma’nın yönlendirmeleriyle oradan oraya savrulan genç kadının masumiyetini ve kırılganlığını ustalıkla yansıtıyor. Kadroda ayrıca Ewan McGregor ve Alan Cumming gibi isimlerin yer alması, filmin yan karakterlerindeki derinliği ve mizahi kaliteyi artırıyor.
Yönetmen Douglas McGrath, Jane Austen’ın eserini beyazperdeye taşırken dönemin ruhunu, nezaket kurallarını ve ince mizahını harika bir dengeyle sunuyor. Film, bir dönem draması olmasına rağmen son derece hafif, canlı ve eğlenceli bir atmosfere sahip. Pastel tonların hakim olduğu görsel tercihleri ve Rachel Portman’ın Oscar ödüllü müzikleri, izleyiciyi adeta bir bahar bahçesinde gezintiye çıkarıyor. Senaryo, Austen’ın dilindeki o ironik ve eleştirel tonu başarıyla koruyarak, toplumsal statü ve evlilik arasındaki ilişkiyi incelikle işliyor.
İngiliz edebiyatı klasiklerine ilgi duyanlar ve "Jane Austen dünyası"na hayran olanlar için bu yapım bir vazgeçilmezdir. Eğer entrikasız, zarif ve zekice kurgulanmış romantik film örneklerinden hoşlanıyorsanız Emma sizi mutlu edecektir. Hafta sonu izleyebileceğiniz, yormayan ama içine çeken bir aile filmi arayanlar için de oldukça uygun bir tercih.
Emma, insanın kendi hatalarıyla yüzleşmesini ve empati kurmayı öğrenmesini çok naif bir dille anlatıyor. Filmi benzerlerinden ayıran şey, kusursuz bir kahraman yerine hatalar yapan, bazen bencilce davranan ama sonunda dersini alan gerçekçi bir karakter sunmasıdır. Ayrıca 90’ların sinema estetiğiyle çekilmiş en şık ve akıcı klasik uyarlamalarından biri olması, onu izlemek için yeterli bir nedendir.
Sosyal Statü ve Evlilik: Dönemin İngiltere’sinde aşkın önündeki en büyük engel olan sınıfsal farklılıklar.
Kişisel Gelişim: Emma’nın kibrinden arınıp kendi hatalarını kabul etme yolculuğu.
Yanlış Anlaşılmalar: İletişimsizlik ve varsayımların yarattığı komik ve dramatik karmaşalar.
Kadın ve Toplum: Bağımsız bir kadının, toplumsal beklentiler içindeki yerini tayin etme çabası.
Eğer Emma’nın bu renkli dünyasını sevdiyseniz, yine bir Austen uyarlaması olan ve başrolünde Keira Knightley’nin yer aldığı Pride & Prejudice (Aşk ve Gurur) filmini mutlaka izlemelisiniz. Daha modern bir bakış açısı arayanlar için ise, Emma hikayesinin 90’lar gençlik kültürüne uyarlandığı Clueless (Fırlama Kızlar) harika ve eğlenceli bir film önerisi olacaktır.
Gwyneth Paltrow, filmdeki İngiliz aksanını mükemmel bir şekilde yapabilmek için çekimlerden aylar önce çalışmaya başlamış ve bu performansıyla eleştirmenlerden tam not almıştır.
Filmin müzikleri, kadın bir besteciye (Rachel Portman) müzikal kategorisinde Oscar kazandıran ilk yapım olma özelliğini taşır.
Filmdeki kostümler, 1800’lerin başındaki "Regency" döneminin modasını yansıtmak için büyük bir titizlikle hazırlanmıştır.
Emma, babasının serveti ve mülkleri sayesinde ekonomik bir özgürlüğe sahiptir. O dönemde çoğu kadın hayatta kalmak için evlenmek zorundayken, Emma bu zorunluluğu hissetmediği için sadece gerçekten aşık olduğunda evlenmeyi düşünür.
Mizah, Emma’nın kendisini "insan sarrafı" sanıp sürekli yanılmasından ve Bay Knightley ile aralarındaki zekice atışmalardan kaynaklanır.
Kitapta ve filmde aralarında bir yaş farkı olsa da, birbirlerinin zihinsel dengi olmaları ve birbirlerini dürüstçe eleştirebilmeleri bu farkı önemsiz kılar; ilişkileri sağlam bir dostluk üzerine kuruludur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...