
Bağımsız animasyon sinemasının en özgün seslerinden biri olan Emily Hubley’nin imzasını taşıyan bu özel seçki, sanatçının 2000 yapımı ödüllü kısa filmi Pigeon Within’i merkeze alarak, onun en çarpıcı işlerini bir araya getiriyor. Koleksiyonun kalbi olan hikâyede, genç bir kadının karanlık şüphe tünellerinden geçerek, koruyucu meleğiyle (ya da kendi iç sesiyle) karşılaştığı ve gecenin köründe New York sokaklarında absürt bir özgürlük arayışına girdiği ruhsal bir yolculuk anlatılıyor. Hubley, bu anlatıyı klasik bir hikâye akışından ziyade, bilinç akışı tekniğiyle sunuyor.
Film, gerçeklik ve hayal dünyası arasındaki sınırları silikleştirirken, izleyiciyi karakterin zihnindeki karmaşık odalarda dolaştırıyor. Seçkide yer alan diğer kısa filmlerle birlikte yapım, sadece tek bir hikâyeyi değil; hafıza, kayıp ve kimlik arayışı üzerine kurulu bir duygusal haritayı keşfe çıkıyor. Bu, tipik bir dram filmi yapısından uzak, çizgilerin ve kolajların duygulara tercüman olduğu, izleyicisini mantıktan çok hissetmeye davet eden bir deneyim.
Bu yapım bir animasyon antolojisi olduğu için geleneksel bir oyuncu kadrosundan ziyade, seslendirme sanatçıları ve müzisyenlerin performansları ön plana çıkıyor. Filmin yönetmeni, senaristi ve animatörü Emily Hubley, çizimleriyle başrolü üstlenirken, karakterlerin sesine de hayat veriyor. Hubley'nin titrek ve ham çizgileri, karakterlerin kırılgan ruh halini mükemmel bir "oyunculukla" yansıtıyor.
İşitsel tarafta ise indie rock dünyasının efsanevi grubu Yo La Tengo, Pigeon Within ve diğer kısa filmlerin atmosferini belirleyen müzikleriyle projeye ruh katıyor. Don Christensen’in ses tasarımı, animasyonun görsel ritmiyle birleşerek filmin duygusal tonunu belirleyen en önemli oyunculardan biri haline geliyor. Bu kadro, filmi sadece izlenen değil, dinlenen bir sanat eserine dönüştürüyor.
Emily Hubley: Pigeon (And More) Within, animasyonun sadece çocuklar için olmadığını, yetişkinlerin iç dünyasına dair derinlikli hikâyeler anlatabileceğini kanıtlayan güçlü bir örnek. Hubley’nin ebeveynleri Faith ve John Hubley’den miras aldığı sanatçı kimliği, bu yapımda tamamen kendine has, biraz salaş ama son derece samimi bir üsluba bürünüyor. Teknik olarak kağıt üzerine çizim, fotoğraf kolajları ve boyama tekniklerinin iç içe geçtiği film, cilalı stüdyo işlerinden sıkılanlar için gerçek bir nefes alanı.
Yapım, temposunu hikâyenin dramatik kurgusundan değil, duygusal iniş çıkışlardan alıyor. Özellikle Pigeon Within bölümündeki "eve dönüş" metaforu, izleyicide buruk bir tebessüm bırakıyor. Seçki, ana akım yabancı filmler listelerinde göremeyeceğiniz, ancak izlediğinizde zihninizde yer edecek, şiirsel ve ham bir sinema dili sunuyor.
Bu özel derleme, özellikle ana akım sinemanın kalıplarından sıkılmış, görsel sanatlara ve deneysel anlatımlara ilgi duyan sinefiller için biçilmiş kaftan. Eğer hikâyenin "ne anlattığından" çok "nasıl hissettirdiğiyle" ilgileniyorsanız, bu film tam size göre. Bağımsız animasyon meraklıları, grafik sanat öğrencileri ve dram filmi türünün daha soyut örneklerini arayanlar bu yapımda kendilerinden bir parça bulacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Emily Hubley’nin "kusurlu" estetiğindeki samimiyettir. Mükemmel pürüzsüzlükteki dijital animasyonların aksine, Hubley’nin el emeği çizgileri, karakterlerin insani kusurlarını ve ruhsal titremelerini ekrana taşır. Ayrıca, Yo La Tengo’nun hipnotize edici müzikleriyle birleşen görsel anlatım, izleyiciye 60 dakikalık meditatif bir tecrübe sunar. Sinemanın hikâye anlatma gücünün sınırlarını görmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsattır.
İçsel Yolculuk ve Yüzleşme: Karakterlerin kendi korkuları ve geçmişleriyle hesaplaşması.
Hafıza ve Gerçeklik: Anıların şimdiki zamanı nasıl şekillendirdiği ve gerçekliğin kırılganlığı.
Kadın Olmak: Kadın kimliği, annelik ve bireysel varoluş sancıları.
Soyutlama: Duyguların somut olaylar yerine görsel metaforlarla anlatılması.
Eğer bu yapımı sevdiyseniz, Faith Hubley’nin mitolojik ve şiirsel kısa filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca Don Hertzfeldt’in varoluşçu animasyonları, özellikle It's Such a Beautiful Day, benzer bir duygusal derinlik sunar. Yabancı filmler kategorisindeki Waking Life (Richard Linklater) veya Persepolis gibi kişisel hikâyeleri animasyonla harmanlayan yapımlar da bu filmin izinden giden izleyiciler için güçlü alternatiflerdir.
Aile Mirası: Emily Hubley, Amerikan animasyon tarihinin en önemli figürlerinden John ve Faith Hubley’nin kızıdır ve bu filmde ailesinden aldığı mirası kendi modern diliyle yorumlar.
Müzikal İşbirliği: Filmdeki müziklerin büyük kısmı, bağımsız müzik sahnesinin kült grubu Yo La Tengo tarafından, görüntülere özel olarak bestelenmiş veya uyarlanmıştır.
Teknik: Hubley, animasyonlarını genellikle asetat kağıdı yerine doğrudan kağıt üzerine çizer, bu da filme o karakteristik "titrek" ve dokulu havasını verir.
Hayır, bu yapım Emily Hubley’nin Pigeon Within (2000) adlı kısa filmi başta olmak üzere, The Tower, Her Grandmother's Gift gibi 7 farklı kısa animasyonunun bir araya getirildiği bir antolojidir.
Film İngilizce seslendirmelidir ancak diyalogdan çok görsel anlatım ve müzik ön plandadır. Anlatım genellikle iç ses (voice-over) şeklindedir.
Animasyon olmasına rağmen, içerdiği soyut temalar, varoluşsal sorgulamalar ve yer yer yetişkinlere yönelik anlatım dili nedeniyle daha çok yetişkin izleyici kitlesine hitap eder.
Toplam 2 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...