
Dram, Romantik

Ben Sanderson

Sera

Yuri

Peter

Marc Nussbaum
Sheila

Debbie
Man At Bar

Terri

L.A. Bartender
Ben Sanderson, hayatındaki her şeyi alkol tutkusu yüzünden kaybetmiş, dibe vurmuş bir senaristtir. Artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında, yanına alabildiği parayla Las Vegas’a gitmeye karar verir. Amacı, orada durmaksızın içerek hayatına son vermektir. Ancak Vegas’ın ışıltılı ve yozlaşmış sokaklarında, kendisi gibi hayatın kıyısında yaşayan Sera adında bir kadınla tanışır.
Sera, geçimini fahişelikle sağlayan ve en az Ben kadar yalnız olan bir kadındır. Aralarında başlayan ilişki, birbirlerini kurtarma çabasından ziyade, birbirlerini oldukları gibi kabul etme üzerine kuruludur. Ben, Sera'dan içkiyi bırakmasını istememesini rica eder; Sera ise Ben’i olduğu gibi, tüm yıkımıyla sever. Film, Vegas’ın neon ışıkları altında, umutsuzluğun ve karşılıksız gibi görünen bir bağlılığın en saf, en acı verici halini ekrana taşıyan bir veda şarkısıdır.
Nicolas Cage, Ben Sanderson rolünde kariyerinin zirvesine ulaşarak bu performansıyla Oscar kazanmıştır. Cage, bir adamın alkolün pençesindeki fiziksel ve ruhsal çöküşünü o kadar gerçekçi bir şekilde yansıtır ki, izleyici karakterin titreyen ellerinden sızan çaresizliği iliklerinde hisseder.
Elisabeth Shue, Sera karakterine hayat verirken sadece bir hayat kadınını değil, sevilmeye aç ve derin bir şefkat barındıran yaralı bir ruhu canlandırıyor. Shue’nun performansı, filmin trajik dokusuna insani bir sıcaklık katıyor. İkilinin arasındaki kimya, filmi sıradan bir melankoliden çıkarıp sinema tarihinin en dokunaklı ortaklıklarından birine dönüştürüyor.
Yönetmen Mike Figgis, bu filmi 16mm kameralarla ve düşük bir bütçeyle çekerek Vegas’ın görkemli yüzünü değil, o görkemin gölgesindeki kirli ve hüzünlü gerçekliği ön plana çıkarmıştır. Filmin caz ağırlıklı müzikleri ve puslu atmosferi, Ben’in zihnindeki bulanıklığı ve çöküşü destekleyen dâhiyane bir anlatım dilidir. Tempo, karakterlerin kaçınılmaz sona doğru gidişiyle uyumlu bir şekilde ağır ve kasvetli işler. Bu yapım, izleyiciyi teselli etmek yerine gerçeğin çıplaklığıyla yüzleştiren sarsıcı bir başyapıttır.
İnsan psikolojisinin karanlık dehlizlerine ve bağımlılığın yıkıcı gücüne dair dürüst bir anlatı arayan her sinemasever bu filmi izlemelidir. Klasikleşmiş, ödüllü dram filmleri listesi yapanlar için bu yapım mutlaka yer alması gereken bir eserdir. Ayrıca, sıra dışı bir aşk hikâyesi ve karakter odaklı, ağır ama derinlikli senaryolardan hoşlanan izleyiciler bu trajik öyküden derinden etkilenecektir.
Bu film, Hollywood’un genellikle sunduğu "mutlu son" veya "kahramanın dönüşümü" klişelerini yerle bir eder. Karakterlerin birbirlerini değiştirmeye çalışmadan, sadece yan yana durarak birbirlerine verdikleri o tuhaf destek, aşkın en karanlık ama en samimi hallerinden birini sunar. Nicolas Cage’in unutulmaz oyunculuğu, tek başına bile bu filmi izlemek için yeterli bir sebeptir.
Bağımlılık ve Çöküş: Alkolizmin bir insanın iradesini ve hayatını nasıl adım adım yok ettiği.
Koşulsuz Kabul: Birini değiştirmeye çalışmadan, en kötü haliyle bile sevebilmenin trajik güzelliği.
Yalnızlık ve Yabancılaşma: Modern şehrin kalabalığında kaybolmuş iki ruhun birbirine tutunması.
Bağımlılık üzerine benzer derecede sarsıcı bir diğer yapım olan Requiem for a Dream (Bir Rüya İçin Ağıt), bu filmin ardından izlenebilir. Ayrıca, kaybedenlerin ve hayatın kıyısında kalanların hikâyelerini anlatan Barfly gibi kaliteli dram filmleri de benzer bir atmosfer sunmaktadır.
Film, John O'Brien'ın aynı adlı otobiyografik romanından uyarlanmıştır; ne yazık ki yazar, kitabın film hakları satıldıktan kısa bir süre sonra intihar etmiştir. Nicolas Cage, rolüne hazırlanmak için bir süre ağır alkol kullanan insanları gözlemlemiş ve bazı sahnelerde sarhoşluğun fiziksel etkilerini daha iyi verebilmek için kendi sınırlarını zorlamıştır. Film, sinema tarihinin en hüzünlü ve gerçekçi bağımlılık anlatılarından biri olarak kabul edilir.
Nicolas Cage, Ben Sanderson rolüyle "En İyi Erkek Oyuncu" dalında hem Oscar hem de Altın Küre ödülünü kazanmıştır.
Film, yazar John O'Brien'ın kendi hayatından ve alkolle mücadelesinden izler taşıyan yarı otobiyografik bir romandan uyarlanmıştır.
Evet, çekimlerin çoğu Las Vegas sokaklarında ve kumarhanelerinde, şehrin ışıltılı ama tekinsiz ruhunu yansıtacak şekilde yapılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...