

-

-

-

-

-

-
-

-

-

-
Şile’nin sisli atmosferinde küçük bir kız çocuğunun gizemli bir şekilde kaçırılmasıyla başlayan olaylar, izleyiciyi ilk dakikadan itibaren tekinsiz bir atmosfere sürüklüyor. Hiçbir suçları olmamasına rağmen kendilerini bu kabusun tam ortasında bulan beş üniversiteli gencin hikayesi, El-Cin filminin gerilim dolu temelini oluşturuyor.
Sıradan hayatlarına devam etmeye çalışan bu beş genç, anlamlandıramadıkları korkutucu görüntüler ve metafiziksel olaylarla sarsılmaya başlar. El-Cin, karakterlerin arasındaki güven bağını zayıflatırken, her köşede bekleyen bir tehlikenin varlığını hissettiriyor. Yaşanan bu olaylar, gençleri sadece korkuyla değil, kendi içsel karanlıklarıyla da yüzleşmeye zorluyor.
Olaylar derinleştikçe sırlar gün yüzüne çıkmaya başlar ve yolculuk "Azrail Yokuşu" denilen, insanlık tarihinden bile eski bir boyuta uzanır. El-Cin, seyirciyi cinler aleminin bilinmezliğine davet ederken, "Bu beş arkadaştan biri aslında göründüğü kişi değil mi?" sorusunu akıllara getiriyor. Ölümden daha korkutucu olan bu eşikten kurtulmak ise sanıldığından çok daha zordur.
Yönetmen Hasan Karacadağ’ın kendine has tarzıyla çekilen El-Cin, CMAB adı verilen özel bir kamera tekniğiyle görsel bir derinlik kazanıyor. İslami ögeleri ve halk inanışlarını modern korku sinemasıyla harmanlayan film, gerilimi yüksek sahneleriyle türün meraklılarına karanlık bir seyir keyfi vaat ediyor. El-Cin, suçlu ile masumun birbirine karıştığı, sırlarla örülü bir labirent sunuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...