
Dram

Marquis de Sade

Madeleine LeClerc

Abbe du Coulmier

Dr. Royer-Collard

Madame LeClerc

Delbené

Simone

Renee Pelagie

Prouix

Valcour
Quills, 18. yüzyılın sonlarında, Fransız Devrimi sonrası dönemin kasvetli atmosferinde geçer. Sadizmin isim babası olan yazar Markiz de Sade, akıl sağlığının yerinde olmadığı gerekçesiyle Charenton Akıl Hastanesi'ne kapatılmıştır. Ancak parmaklıklar ardında olması, onun hayal gücünü ve keskin kalemini durdurmaya yetmez. Markiz, hastanenin temizlikçisi olan genç ve masum Madeleine aracılığıyla müstehcen ve toplumsal ahlaka aykırı eserlerini gizlice dış dünyaya ulaştırır.
Hastanenin insancıl yöneticisi Rahip Coulmier, Markiz'i sanat yoluyla rehabilite etmeye çalışırken; Napolyon tarafından gönderilen acımasız Doktor Royer-Collard'ın gelişiyle işler değişir. Doktor, Markiz'in kalemini susturmak için her türlü işkenceyi ve sansürü mübah görür. Film, Markiz de Sade'ın kelimelerini kağıda dökmek için mürekkebi, kağıdı, hatta kendi kanını bile kullanacağı, insan ruhunun en karanlık ve en yaratıcı köşelerine uzanan sarsıcı bir hikâyeye dönüşür.
Filmin başarısı, sinema dünyasının dev isimlerinin sergilediği performanslarda saklıdır. Geoffrey Rush, Markiz de Sade rolünde; zekası, alaycılığı ve boyun eğmez tavrıyla devleşerek bir Oscar adaylığı kazanmıştır. Rush, karakterin hem tiksindirici hem de büyüleyici yanlarını kusursuz bir dengeyle sunar.
Kate Winslet, Madeleine rolünde hikâyeye masumiyet ve cesaret katarken; Joaquin Phoenix, inançları ile Markiz'e duyduğu hayranlık arasında sıkışan Rahip Coulmier karakterine derin bir hüzün kazandırır. Michael Caine ise otoriteyi ve acımasızlığı temsil eden Doktor Royer-Collard rolüyle, filmin en güçlü zıtlıklarından birini oluşturur.
Philip Kaufman’ın yönettiği Quills, sadece bir biyografi değil, aynı zamanda düşünce özgürlüğüne dair çekilmiş en güçlü alegorilerden biridir. Film, gotik bir atmosferi kara mizah ve gerilimle harmanlar. Sanatın sadece "güzel" olanı değil, bazen "rahatsız edici" olanı da yansıtması gerektiğini savunan film, izleyiciyi ahlaki bir ikileme sürükler.
Görsel tasarımı, kostümleri ve özellikle akıl hastanesinin o puslu, loş atmosferi izleyiciyi 1800'lerin başına ışınlar. Senaryo, diyaloglardaki keskin zeka ve hikâyenin trajik finaliyle uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir etki bırakır. Quills, sanatsal yaratıcılığın hiçbir baskıyla tamamen yok edilemeyeceğini simgeleyen bir başyapıttır.
Edebiyat tarihine ve tartışmalı figürlere ilgi duyanlar, ifade özgürlüğü temalı politik-dram meraklıları için bu film bir zorunluluktur. Eğer Geoffrey Rush ve Joaquin Phoenix gibi oyuncuların karakter odaklı performanslarını seviyorsanız Quills size görsel bir şölen sunacaktır. Ancak uyaralım; film yer yer rahatsız edici sahneler ve sert bir dil içerdiği için yetişkinlere yönelik bir yapımdır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, sansürün bir insanı fiziksel olarak yok edebilse bile, onun düşüncelerini ve ruhunu asla susturamayacağını görmektir. Quills, "Bir yazarı kağıdından, mürekkebinden ve kıyafetlerinden mahrum bırakırsanız ne yapar?" sorusuna verdiği sarsıcı cevapla sinema tarihine geçmiştir. Ayrıca, tutkunun ve yaratıcılığın nasıl bir direniş biçimine dönüşebileceğini anlatan en etkileyici yapımlardan biridir.
İfade Özgürlüğü vs. Sansür: Toplumun "ahlaksız" bulduğu eserlerin bile var olma hakkı.
İkiyüzlülük: Ahlak bekçiliği yapan otorite figürlerinin kendi hayatlarındaki karanlık noktalar.
Sanatın Doğası: Sanatın iyileştirici mi yoksa kışkırtıcı mı olması gerektiği üzerine bir tartışma.
Bu filmin atmosferini ve biyografik derinliğini sevdiyseniz, yine sansür ve sanat temasını işleyen Amadeus veya bir dâhinin hapishane/akıl hastanesi günlerini anlatan The Professor and the Madman filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca Markiz de Sade'ın felsefesine farklı bir açıdan yaklaşan Salo ya da Sodom'un 120 Günü (uyarı: aşırı serttir) bu temanın en uç örneğidir.
Film, Doug Wright’ın aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanmıştır ve yazar senaryoyu bizzat kaleme almıştır.
Geoffrey Rush, Markiz rolüne hazırlanırken yazarın gerçek mektuplarını ve günlüklerini incelemiş, onun kaotik dünyasını içselleştirmiştir.
Filmdeki hastane sahnelerinin çoğu, atmosfere uygun olması için gerçek tarihî binalarda çekilmiştir.
Film, tarihsel gerçekleri sanatsal amaçlarla biraz dramatize etmiştir. Markiz de Sade gerçek hayatta Charenton'da ölmüştür ancak filmdeki bazı trajik detaylar kurgusaldır.
Filmde geçen eserlerin çoğu, Markiz de Sade'ın "Justine" ve "Juliette" gibi dünyaca ünlü gerçek kitaplarından alıntılanmıştır.
"Quills", o dönemde yazı yazmak için kullanılan tüy kalem anlamına gelmektedir ve filmde yazma tutkusunun en temel sembolüdür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...