

Wong Chi-Ming

Killer's Agent

He Zhiwu

Charlie

Blondie
Wu's Father
Sato

Ah Hoi

Man Forced to Eat Ice-cream

Woman Pressed to Buy Vegetables
Hong Kong'un kalabalık, gürültülü ve bitmek bilmeyen gecelerinde geçen hikâye, birbirine teğet geçen hayatları merkezine alıyor. Bir kiralık katil, işlerini organize eden ortağına aşık olmaya başlarken, bu profesyonel ilişkinin soğuk kurallarını bozmamak için arasına mesafe koymaya çalışır. Diğer yanda ise dilsiz bir gencin, geceleri kapalı dükkanlara girerek zorla satış yaptığı absürt ama bir o kadar da hüzünlü dünyasına tanık oluruz. Şehrin klostrofobik dar sokakları, bu karakterlerin içsel yalnızlığının fiziksel bir dışavurumu gibidir.
Film, doğrusal olmayan kurgusuyla izleyiciyi bir labirentin içine bırakır. Karakterler fiziksel olarak birbirine çok yakın olsalar da, ruhsal olarak uçurumlar kadar uzaktırlar. Tesadüflerin ve kaçırılmış fırsatların hakim olduğu bu evrende, her kahraman bir başkasına tutunmaya çalışırken aslında kendi varoluşsal sancılarıyla yüzleşir. Düşkün Melekler izle arayışındaki sinemaseverler için bu yapım, sadece bir film değil, vizyoner bir yönetmenin elinden çıkmış görsel bir şiir niteliğindedir.
Leon Lai, duygularını bastıran soğukkanlı katil rolünde hipnotize edici bir durgunluk sergilerken, Michelle Reis gizemli ortağı olarak ekranda büyüleyici bir melankoli yaratıyor. Filmin en unutulmaz performanslarından biri ise Takeshi Kaneshiro’dan geliyor; dilsiz He Zhiwu karakteriyle hiç konuşmadan, sadece jest ve mimikleriyle izleyiciyle inanılmaz bir bağ kurmayı başarıyor. Kadrodaki her bir isim, Wong Kar-wai’nin stilize dünyasına kusursuzca eklemlenerek karakterlerin o meşhur "şehirli yalnızlığını" iliklerinize kadar hissettiriyor.
Sinema tarihinin en stilize yapımlarından biri olan bu film, Wong Kar-wai’nin imza tarzının zirvesidir. Görüntü yönetmeni Christopher Doyle’un geniş açılı lens kullanımı ve aşırı yakın plan çekimleri, izleyicide hem bir yakınlık hissi hem de derin bir yabancılaşma yaratıyor. Renklerin kullanımı, neon ışıkların yarattığı yapaylık ve hızlı kurgu, filmi izlenmesi gereken bir görsel sanat eserine dönüştürüyor. Tempo, şehrin kaosuyla uyumlu bir şekilde bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak seyircinin algısıyla oynuyor.
Sanat sinemasına ilgi duyan, görsel estetiği hikâye anlatımının önünde tutan izleyiciler bu filme bayılacaktır. Klasik Hollywood anlatısından sıkılan ve daha deneysel, atmosferik bir deneyim arayanlar için Asya sineması örnekleri arasında bir başyapıttır. Ayrıca karşılıksız aşk, yalnızlık ve büyükşehir yaşamının getirdiği yabancılaşma temalarını sevenlerin mutlaka izlemesi gereken bir eserdir.
Bu filmi izlemek, Hong Kong’un gece hayatında, sigara dumanı ve neon ışıkları arasında kaybolmak demektir. Sinematografisindeki özgünlük, bugün bile pek çok modern yönetmene ilham vermeye devam ediyor. Duyguları kelimelerle değil, imgeler ve müziklerle (özellikle meşhur "Forget Him" parçasıyla) aktarma biçimi, sinemanın bir büyü olduğunu yeniden kanıtlıyor. Her karesi bir fotoğraf karesi kadar estetik ve her sahnesi derin bir hüzün barındırıyor.
Kentsel Yalnızlık: Milyonlarca insanın içinde bireyin hissettiği derin izolasyon.
İletişimsizlik: Karakterlerin konuşarak değil, eylemlerle veya sessizlikle anlaşmaya çalışması.
Tesadüf ve Kader: Hayatların birbirine görünmez iplerle bağlı olması ama asla tam olarak kesişememesi.
Melankoli: Geçmişe duyulan özlem ve şimdiki anın uçuculuğu.
Eğer bu filmin dünyasını sevdiyseniz, yönetmenin bir nevi bu filmle kardeş olan başyapıtı Chungking Express'i mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer atmosferi ve melankoliyi barındıran In the Mood for Love veya görsel diliyle öne çıkan 2046 filmleri, sinema listenizdeki eksikleri tamamlayacaktır.
Film, aslında yönetmenin bir önceki filmi olan "Chungking Express" için yazılan üçüncü bir hikâyeydi. Ancak yönetmen bu hikâyenin tek başına çok daha güçlü duracağını fark ederek onu bağımsız bir filme dönüştürdü. Geniş açılı lens kullanımı, oyuncuların yüzlerini deforme edecek kadar yakından çekilmesi, karakterlerin birbirlerine ne kadar yakın ama bir o kadar da "uzak" olduğunu anlatmak için bilinçli bir teknik tercihti.
Hikâyeye göre karakter, süresi geçmiş bir kutu ananas yediği için sesini kaybetmiştir; bu detay yönetmenin "Chungking Express" filmine yaptığı absürt ve ikonik bir göndermedir.
Christopher Doyle ve Wong Kar-wai, şehrin yarattığı distorsiyonu ve bireylerin iç dünyasındaki karmaşayı yansıtmak için aşırı geniş açı ve düşük enstantane gibi deneysel teknikler kullanmışlardır.
Evet, karakterler aynı mekanlarda bulunur ve birbirlerinin hayatlarına doğrudan müdahale etmeseler de aynı atmosferik evreni paylaşırlar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...