
Hollywood’un en tehlikeli sahnelerinde canını dişine takan ancak asla spot ışıklarının altında olmayan Colt Seavers, ağır bir set kazasının ardından mesleği bırakmış bir dublördür. Fiziksel ve ruhsal olarak toparlanmaya çalışan Colt, eski sevgilisi Jody Moreno’nun yönettiği yüksek bütçeli bir bilim kurgu filminin başrol oyuncusu gizemli bir şekilde kaybolunca sektöre geri çağrılır. Colt’un bu görevi kabul etmesindeki asıl motivasyon iş bulmak değil, hayatının aşkı Jody’nin kariyerini kurtarmaktır.
Ancak olaylar bir film seti prodüksiyonundan çok daha karmaşık bir hal alır. Kayıp yıldız Tom Ryder’ın peşine düşen Colt, kendini gerçek silahların patladığı ve gerçek suçluların kovaladığı bir komplonun tam ortasında bulur. Bir yandan setin en çılgın aksiyon sahnelerini başarıyla gerçekleştirmeye çalışırken, diğer yandan Hollywood’un karanlık koridorlarındaki bu gizemi çözmek zorundadır. Hikâye, izleyiciyi kurgu ile gerçek hayatın birbirine karıştığı, adrenalin dozu yüksek bir maceraya davet ediyor.
Filmin kalbinde, karizmasıyla her sahneyi domine eden Ryan Gosling yer alıyor. Gosling, Colt Seavers karakterine hem bir dublörün sertliğini hem de aşık bir adamın kırılganlığını ustalıkla yüklüyor. Filmin diğer ağır topu Emily Blunt ise ilk yönetmenlik denemesinde her şeyin mükemmel olmasını isteyen, disiplinli ama duygusal Jody Moreno rolünde harikalar yaratıyor. İkilinin arasındaki "screwball comedy" tadındaki diyaloglar filmin en büyük enerji kaynağı.
Kadroyu tamamlayan diğer isimler:
Aaron Taylor-Johnson: Şımarık ve narsisist aksiyon yıldızı Tom Ryder rolünde karakterin iticiliğini ve komikliğini kusursuz yansıtıyor.
Hannah Waddingham: Hırslı film yapımcısı Gail rolünde, sektörün acımasız ve manipülatif tarafını temsil ediyor.
Winston Duke: Colt'un en yakın dostu ve dublör koordinatörü rolüyle filme sıcak bir dostluk katıyor.
John Wick ve Bullet Train gibi yapımlarla tanıdığımız yönetmen David Leitch, kendisi de eski bir dublör olduğu için bu filme kişisel bir ruh katmış. Film, sadece bir aksiyon filmi değil; aynı zamanda bir aşk mektubu, bir komedi ve bir gizem hikâyesi. Görsel efektlerin (CGI) arkasına saklanmak yerine gerçek dublör sahnelerini ve pratik efektleri ön plana çıkarması, sinemanın fiziksel zorluklarına duyulan saygıyı her karede hissettiriyor. Temposu hiç düşmeyen yapım, izleyiciye "eski usul" blockbuster keyfi yaşatıyor.
Hafta sonunu eğlenceli ve heyecan verici bir yapımla geçirmek isteyen herkes bu filmi tercih edebilir. Özellikle sinema mutfağına meraklı olanlar, Ryan Gosling ve Emily Blunt hayranları ve klasik spor filmi disipliniyle harmanlanmış fiziksel aksiyonları sevenler için kaçırılmayacak bir seçenek. Hem romantik bir hikâye hem de patlamalı sahneler arayan çiftler için de ideal bir aile filmi alternatifi sunuyor.
Dublör, günümüzün derinliksiz aksiyon filmlerinden "meta-mizahı" sayesinde ayrılıyor. Film, kendi türüyle ve Hollywood klişeleriyle tatlı sert bir şekilde dalga geçiyor. Bir dublörün gözünden film setlerini görmek, sinema sektörünün görünmez kahramanlarının ne kadar büyük riskler aldığını anlamamızı sağlıyor. Ayrıca filmdeki araba takla sahnesi, Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar gerçekçi ve etkileyici bir teknik başarıya sahip.
Görünmez Kahramanlık: Başarıda büyük payı olup alkış alamayanların hikâyesi.
İkinci Şanslar: Hem kariyerde hem de aşkta hataları telafi etme çabası.
Gerçeklik vs. Kurgu: Sinema dünyasının parıltılı yüzü ile gerçek hayatın sertliği arasındaki fark.
Bağlılık ve Güven: Bir projeye ve sevilen kişiye duyulan sadakat.
Bu yüksek enerjili ve eğlenceli dünyayı sevdiyseniz, şu yapımlara da göz atabilirsiniz:
The Nice Guys: Ryan Gosling’in komedi ve aksiyonu yine muazzam bir kimya ile birleştirdiği bir kült.
Bullet Train: Dublör yönetmeni David Leitch’in bir başka yüksek tempolu ve mizah dolu suç aksiyonu.
Once Upon a Time in Hollywood: Dublör-aktör ilişkisini ve eski Hollywood ruhunu en iyi anlatan biyografi tadındaki kurgulardan biri.
Filmin çekimleri sırasında Ryan Gosling'in kendi dublörleri (Logan Holladay, Ben Jenkins ve Troy Brown) filmde kilit rollerde yer alarak onurlandırıldı. Özellikle Logan Holladay, bir araçla en fazla takla atma rekorunu (8.5 takla) bu film için Sidney sahillerinde kırdı. Film, 1980'lerin popüler dizisi "The Fall Guy"ın modern ve serbest bir uyarlaması olarak tasarlandı.
Hayır, bu film 1980’li yıllarda yayınlanan popüler televizyon dizisi "The Fall Guy"dan esinlenerek çekilen bağımsız bir sinema uyarlamasıdır.
Ryan Gosling pek çok aksiyon sahnesini kendisi gerçekleştirmeye çalışsa da, film dublörlerin emeğine saygı duruşu niteliğinde olduğu için profesyonel dublörler en tehlikeli sahnelerde görev almıştır ve film sonunda onlara özel teşekkür edilmiştir.
Evet, jenerik akarken ve bittikten sonra hem çekim hatalarını hem de dublörlerin bu muhteşem sahneleri nasıl hazırladığını gösteren set arkası görüntüleri yer alıyor.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...