

Plump-faced Woman
Creature

Town Mayor

Girl with Bucket

Woman in Blue

Mikhalych

Man in Cap

Head Physician

First Ukrainian Soldier

First Guy on the Bus
Film, tek bir ana karakter yerine, birbirine gevşek bağlarla bağlanan 13 farklı sahneden (vinyet) oluşur. Ukrayna'nın doğusunda, ayrılıkçı grupların kontrolündeki Donbass bölgesinde geçen hikâye; sahte haberlerin nasıl üretildiğinden, kontrol noktalarındaki anlamsız şiddete, halkın maruz kaldığı aşağılanmalardan, yolsuzluğun sıradanlaşmasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Yönetmen Sergei Loznitsa, gerçek olaylardan ve YouTube videolarından esinlendiği sahnelerle; savaşın içindeki absürtlüğü ve korkunçluğu bir arada sunar. Bir düğün sahnesi bir anda trajikomik bir gövde gösterisine dönüşebilirken, bir otobüs yolcusunun maruz kaldığı sorgulama insanın kanını dondurabilir. Dram ve kara mizahın iç içe geçtiği yapım, "post-truth" (gerçeklik sonrası) çağında savaşın nasıl bir tiyatro sahnesine dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Filmin en büyük gücü, profesyonel oyuncuların yanı sıra bölge halkından kişilerin de yer aldığı geniş ve doğal kadrosudur. Tek bir kahraman olmadığı için her oyuncu, kısa süreli sahnelerinde o anın gerilimini ve çürümüşlüğünü zirveye taşır. Valeriu Andriuta, Boris Kamorzin ve Sergei Russkin gibi isimler, bürokratlardan milislere kadar sistemin farklı dişlilerini büyük bir sahicilikle canlandırırlar.
Loznitsa’nın karakterleri, genellikle bir sistemin parçası olarak kurgulanmıştır. Bu yüzden izleyici, bireylerden ziyade o kaosun yarattığı kolektif deliliğe odaklanır. Oyuncuların sergilediği "aşırı gerçekçi" performanslar, filmin belgeselvari dokusunu güçlendirir.
Sergei Loznitsa, bu yapımıyla sinemanın sadece bir hikâye anlatma aracı değil, aynı zamanda sert bir tanıklık biçimi olduğunu kanıtlıyor. Donbass, izlemesi kolay bir film değil; aksine izleyiciyi sürekli rahatsız eden, öfkelendiren ve vicdanını zorlayan bir yapıya sahip. 2018 Cannes Film Festivali’nde "Belirli Bir Bakış" (Un Certain Regard) bölümünde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan film, savaşın görsel bir temsilinden ziyade ruhsal bir röntgenini çekiyor. Sinematografisindeki soğuk renkler ve geniş açılar, bölgedeki donmuş ve umutsuz atmosferi mükemmel bir şekilde yansıtıyor.
Politik sinemadan, savaşın toplumsal etkilerini inceleyen yapımlardan ve kara mizahtan hoşlananlar bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer yabancı film listelerinizde sizi entelektüel olarak sarsacak ve güncel dünya meselelerine (özellikle Ukrayna-Rusya geriliminin kökenlerine) ışık tutacak bir eser arıyorsanız, Donbass tam size göre. Ana akım savaş filmlerinin kahramanlık klişelerinden sıkılan her sinemasever bu platform filmi seçeneğini mutlaka değerlendirmeli.
Film, modern dünyada gerçeğin nasıl buharlaştığını ve manipülasyonun bir silah olarak nasıl kullanıldığını dâhiyane bir şekilde gösterdiği için izlenmeli. Loznitsa, savaşı patlayan bombalarla değil, insanların birbirine bakışındaki nefretle ve yozlaşmış kurumlarla anlatıyor. Özellikle günümüzdeki jeopolitik olayları anlamak ve propaganda mekanizmalarının nasıl işlediğini görmek adına bu yapım hayati bir önem taşıyor.
Gerçek Sonrası (Post-Truth): Sahte haberlerin ve propagandanın gerçeğin yerini alması.
Toplumsal Çürüme: Savaşın ve hukuksuzluğun insan ilişkilerini nasıl vahşileştirdiği.
Absürtlük: Trajik olayların içinde barınan tuhaf ve gülünç durumlar.
Sıradanlaşan Şiddet: Günlük hayatın bir parçası haline gelen baskı ve zorbalık.
Bu filmin parçalı yapısını ve toplumsal eleştirisini sevdiyseniz, yine Loznitsa’nın Maidan belgeseline veya bir başka Ukrayna dramı olan Reflection (Yansıma) filmine göz atabilirsiniz. Ayrıca toplumsal absürtlüğü işleyen Roy Andersson filmleri (örneğin İnsanları Seyreden Güvercin) çok daha farklı bir tonda olsa da benzer bir vinyet yapısına sahiptir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...