
Komedi, Dram

-

-

-

-

-

-

-
-
-

-
Dijital dünyanın büyüsüne kapılmış, hayatlarını akıllı telefonlar, sosyal medya beğenileri ve oyun skorları üzerinden tanımlayan bir grup genç, işledikleri dijital suçlar nedeniyle kendilerini alışılagelmişin dışında bir cezaevinde bulurlar. Burası, parmaklıkların ardında olsalar da aslında modern dünyanın görünmez zincirlerinden kurtulmaları için tasarlanmış bir "dijital rehabilitasyon" merkezidir. İnternet erişiminin olmadığı, telefonların sustuğu bu ıssız adada, gençler hayatın gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar.
Başlangıçta bu durum onlar için büyük bir kaos ve yoksunluk krizi yaratsa da, zamanla klavye başındaki sahte kimliklerinden sıyrılıp gerçek benliklerini keşfetmeye başlarlar. Ancak özgürlüğe giden yol, sadece duvarları aşmak değil, aynı zamanda ekranların yarattığı sanal esaretten kurtulmaktır. Dijital Esaret, teknolojinin insan ilişkilerini nasıl mekanikleştirdiğini ve gerçek dostluğun ancak ekranlar kapandığında başladığını etkileyici bir absürt komedi diliyle beyaz perdeye taşıyor.
Filmin başrolünde yer alan Rasim Öztekin, cezaevi müdürü rolüyle tecrübesini konuştururken, hikâyeye hem otoriter hem de babacan bir denge getiriyor. Öztekin’in performansı, gençlerin savrulan dünyasında bir çıpa görevi görüyor. Özgün Aydın ve Özlem Tokaslan gibi isimler ise karakterlerinin dijital bağımlılıklarını ve bu bağımlılıktan kurtulma sancılarını başarılı bir editoryal mizahla harmanlıyorlar.
Genç oyuncu kadrosu, Z kuşağının sosyal medya reflekslerini ve sanal dünya alışkanlıklarını o kadar doğal yansıtıyor ki, izleyici kendinden parçalar bulmakta zorlanmıyor. Oyuncuların her biri, fenomen olma hırsından oyun bağımlılığına kadar farklı bir "dijital kusuru" temsil ederek, filmin eleştirel yapısını güçlendiriyor. Performanslar, filmin komedi dozunu artırırken alt metindeki trajikomik durumu da gözler önüne seriyor.
Yönetmen Emre Kavuk ve senarist Birol Güven, toplumun en güncel sorunlarından birini ironik bir çerçeveye oturtmuş. Film, bir yandan kahkahalar attırırken diğer yandan izleyiciyi kendi ekran süresi ve dijital alışkanlıkları üzerine düşünmeye itiyor. Görsel dili, sanal dünyanın renkli karmaşası ile cezaevinin sade ve gri gerçekliği arasındaki zıtlığı başarıyla kullanıyor. Temposu oldukça akıcı olan yapım, didaktik olmaktan kaçınarak mesajını hikâyenin doğal akışı içerisinde vermeyi başarıyor. Türk sinemasında sosyal medya eleştirisi üzerine yapılmış en özgün denemelerden biri olarak dikkat çekiyor.
Akıllı telefonunu elinden düşürmeyenler, sosyal medyada beğeni sayısına göre modunu belirleyenler ve teknolojinin insan ruhu üzerindeki etkisini merak edenler için bu yapım bir ayna niteliğinde. Özellikle komedi filmleri içerisinde toplumsal bir eleştiri arayan aileler için keyifli bir aile filmi seçeneği sunuyor. İnternet dünyasının absürtlüklerini ve suç filmleri temasına mizahi bir yaklaşımı seven her yaştan izleyici Dijital Esaret’ten keyif alacaktır.
Dijital Esaret, bizi "çevrimiçi" olmanın "hayatta olmak" anlamına gelmediği gerçeğiyle yüzleştiriyor. Filmi izlemek için en büyük neden, modern çağın bu en yaygın bağımlılığını yargılamadan, sadece bir durum tespiti yaparak ve bolca güldürerek anlatmasıdır. Teknolojinin bizi birbirimize bağladığını sanırken aslında nasıl yalnızlaştırdığını görmek, sinemadan çıktıktan sonra telefonunuza bakış açınızı değiştirebilir. Ayrıca usta oyuncu Rasim Öztekin’i izlemek her zaman ayrı bir keyif.
Sanal vs. Gerçek: Ekranlardaki sahte mutluluklar ile hayatın yalın gerçekliği arasındaki uçurum.
Teknoloji Bağımlılığı: Dijital dünyanın bir araç olmaktan çıkıp bir amaç ve esaret haline dönüşmesi.
Kendi Olma Çabası: Takipçi sayıları ve beğeniler olmadan bir birey olarak var olabilmenin önemi.
Yüz Yüze İletişim: Mesajların ve emojilerin yerini alan gerçek duyguların gücü.
Eğer teknolojinin karanlık ve ironik tarafına ilgi duyuyorsanız, dünya genelinde büyük ses getiren Black Mirror serisi benzer bir sorgulama yaratacaktır. Yerli yapımlar arasında ise sosyal medyanın popülerlik hırsını işleyen Kocan Kadar Konuş veya gençlik dinamiklerini ele alan Sınav gibi filmler, Dijital Esaret ile benzer sosyolojik zeminlerde buluşan yapımlardır.
Film, Birol Güven’in gözlemlediği "akıllı telefon bağımlılığı" üzerine yazdığı bir senaryo projesi olarak hayata geçmiştir.
Çekimler, atmosferin izolasyon hissini güçlendirmek adına özel olarak seçilen bir açık cezaevi setinde gerçekleştirilmiştir.
Film, vizyona girdiği dönemde pek çok okul ve eğitim kurumu tarafından "dijital farkındalık" yaratmak adına tavsiye edilmiştir.
Hayır, film tür olarak "absürt komedi" ve "drama" öğelerini birleştirir. Güldürürken aynı zamanda toplumsal bir yarayı parmak basan bir hiciv niteliğindedir.
Rasim Öztekin, dijital suçlar nedeniyle cezaevine gelen gençleri rehabilite etmeye çalışan, teknolojiye mesafeli ama bilge bir cezaevi müdürünü canlandırmaktadır.
Karakterler; siber zorbalık, yasa dışı bahis, veri hırsızlığı veya sosyal medya üzerinden işlenen çeşitli etik ve yasal suçlar nedeniyle buraya gönderilmişlerdir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...