
Savaş Türkyılmaz, "Deliormanlı" lakabıyla tanınan, bileği bükülmez bir Avrupa şampiyonu boksördür. Ancak eşini kaybettikten sonra derin bir yas sürecine girmiş, ringleri terk ederek gözlerden uzak, münzevi bir hayat yaşamaya başlamıştır. Annesinin ağır hastalığı ve tedavi masraflarının imkansızlığı, onu hayata döndüren tek sebep olur. Savaş, annesini kurtarmak için en iyi bildiği işe, yani boksa geri dönmeye karar verir.
Bu sırada ünlü ve başarılı televizyoncu Hülya Yiğit, Deliormanlı'nın bu geri dönüş hikayesini haberleştirmek için peşine düşer. Savaş ve Hülya arasındaki çatışmalı tanışma, zamanla derin bir bağa dönüşür. Ancak ringlerin ardında sadece spor yoktur; karanlık menajerler, şike teklifleri ve kirli oyunlarla dolu bir dünya Savaş'ı beklemektedir. Deliormanlı, hem ringdeki devasa rakipleriyle hem de dışarıdaki düşmanlarıyla amansız bir kavgaya girişir.
Filmin başrolünde yer alan Sarp Levendoğlu, fiziksel hazırlığı ve ringdeki inandırıcı performansıyla Deliormanlı karakterine can veriyor. Ona eşlik eden Birce Akalay, idealist gazeteci Hülya Yiğit rolünde hikayeye duygusal bir derinlik katarken; filmin ana kötüsü olan Tahsin Kara rolündeki Gürkan Uygun, soğukkanlı ve acımasız performansıyla izleyiciyi her an gergin tutmayı başarıyor. Kadroda ayrıca Danny Williams gibi gerçek boksörlerin yer alması, dövüş sahnelerinin gerçekçiliğini artırıyor.
Murat Şeker’in yönettiği yapım, Türk sinemasında örneğine az rastlanan "boks filmi" türünün en iddialı örneklerinden biridir. Film, sadece dövüş sahnelerine odaklanmak yerine, bir adamın onur mücadelesini ve aile bağlarını da ön plana çıkarıyor. Görsel dili ve antrenman sekanslarıyla Amerikan boks klasiklerine (Rocky gibi) selam gönderen yapım, aksiyon ile dramı dengeli bir şekilde harmanlıyor.
Boks ve dövüş sanatlarına ilgi duyan, "kahramanın dönüşü" temalı hikayelerden keyif alan ve yüksek adrenalinli aksiyon filmleri sevenler için bu film oldukça tatmin edicidir. Aynı zamanda içinde dokunaklı bir aşk ve aile hikayesi barındırdığı için geniş bir izleyici kitlesine hitap eden samimi bir yerli dram arayanlar da listede üst sıralara alabilir.
Film, Sarp Levendoğlu’nun bu rol için yaptığı etkileyici fiziksel dönüşüm ve profesyonel boksörleri aratmayan dövüş koreografileri için izlenmeye değer. Ringdeki sahnelerin temposu ve Gürkan Uygun’un yarattığı tekinsiz atmosfer, filmi sürükleyici kılan temel unsurlar arasında. "Kaybedecek bir şeyi kalmayan bir adamın neleri başarabileceğini" görmek isteyenler için ilham verici bir hikaye sunuyor.
Onur ve Gurur: Paradan ziyade, bir sporcunun kendi değerlerini koruma mücadelesi.
Anne Sevgisi: En sert adamları bile yumuşatan ve imkansızı başartan en güçlü motivasyon.
Yolsuzlukla Mücadele: Spor dünyasının arkasındaki kirli bahis ve şike düzenine karşı duruş.
Eğer ringdeki bu mücadele hoşunuza gittiyse, bir boksörün hayatını anlatan kült yapım Rocky serisini veya daha modern bir örnek olan Southpaw (Son Şans) filmini izleyebilirsiniz. Yerli sinemada benzer bir hırs ve başarı öyküsü arıyorsanız Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu da ilginizi çekebilir.
Sarp Levendoğlu, Deliormanlı rolü için gerçek boks hocalarıyla aylar süren profesyonel bir kamp süreci geçirmiştir.
Filmdeki boks sahnelerinde gerçek bir ağır sıklet boks şampiyonu olan Danny Williams rol almıştır.
Filmin çekimleri sırasında sahnelerin gerçekçi olması adına çoğu dövüş sekansı gerçek darbelerle kaydedilmiştir.
Bu lakap, tarihte balkanlarda yaşayan ve güreşçileriyle ünlü olan Türk topluluğu "Deliorman" bölgesine ve oranın hırçın sporcularına bir atıftır.
Hayır, Deliormanlı karakteri tamamen kurgusal bir karakterdir ancak yaratılırken pek çok şampiyon sporcunun yaşadığı zorluklardan ve hayat mücadelelerinden esinlenilmiştir.
Film, boks sporunun doğası gereği sert dövüş sahneleri içerir; ancak bu sahneler hikayenin dramatik yapısıyla desteklendiği için izleyiciyi yormayan bir tempoya sahiptir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...