

Zhanna

Officer

Doctor

Vika

Fucue
Ahmed
Ali
Lucy

Self

Fighter
1995 yılında, Birinci Çeçen Savaşı tüm hızıyla devam ederken, Çeçenistan sınırındaki bir akıl hastanesinin personeli, bombardıman korkusuyla hastaları terk edip kaçar. Dış dünyadaki yıkımdan tamamen habersiz olan hastalar, kendi küçük ve huzurlu dünyalarında yaşamaya devam ederken, hastane önce Çeçen direnişçiler, ardından Rus askerleri tarafından işgal edilir.
Hikayenin merkezinde, akordeon çalan ve Bryan Adams’ın kendisine aşık olduğuna ve bir gün gelip onu kurtaracağına inanan genç Zhanna vardır. Zhanna için savaş, sadece hastane bahçesine giren gürültülü makineler ve yabancı adamlardan ibarettir. Zhanna ve diğer hastaların "deliliği", dışarıdaki savaşın vahşi "mantığına" karşı en saf ve en insani sığınağa dönüşür. Film, savaşın anlamsızlığını, toplumun "akıllı" dediği insanların yarattığı kaos üzerinden sorgulayan benzersiz bir dram ve savaş filmidir.
Yuliya Vysotskaya, Zhanna rolünde sinema tarihinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Karakterin çocuksu heyecanını, sarsılmaz inancını ve savaşın ortasındaki o tekinsiz neşesini muazzam bir doğallıkla yansıtıyor.
Filmin en büyük sürprizlerinden biri ise dünyaca ünlü müzisyen Bryan Adams'ın bizzat kendisini (Zhanna’nın hayallerindeki versiyonuyla) canlandırmasıdır. Ayrıca usta oyuncu Sultan Islamov, Çeçen asker rolüyle savaşın insani ve trajik yüzünü temsil ederken; kadrodaki birçok yardımcı oyuncunun gerçek akıl hastalarıyla yapılan iş birliği sonucunda seçilmesi, filmin editoryal gerçekliğini en üst seviyeye taşıyor.
Andrey Konchalovskiy, bu filmle savaşın soğuk yüzünü bir masalın içine yerleştiriyor. "Asıl deli kim?" sorusunu sormadan edemediğiniz yapım, gerçekçi savaş sahneleri ile gerçeküstü hayal sahnelerini (özellikle Zhanna'nın Bryan Adams ile olan sekansları) kusursuz bir şekilde harmanlıyor. Sinematografik açıdan hastanenin soluk renkleri ile patlamaların alevi arasındaki tezatlık, savaşın absürtlüğünü vurgulayan bir görsellik sunuyor. Film, 2002 Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü kazanarak başarısını tescillemiştir.
Savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini merak edenler, klasik savaş filmlerinden farklı olarak daha felsefi ve sanatsal bir yaklaşım arayanlar bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer film izle listenize hem kalbinizi sızlatacak hem de "insanlık" kavramını yeniden düşündürecek bir yapıt eklemek istiyorsanız, Deliler Evi sizi derinden sarsacaktır.
Bu film, savaşın en karanlık anlarında bile hayal kurmanın ve müziğin insanı nasıl hayatta tutabileceğini kanıtlıyor. Bryan Adams'ın "Have You Ever Really Loved a Woman?" şarkısının eşlik ettiği sahneler, şiddetin ortasında açan bir çiçek gibi izleyiciye umut aşılıyor. Savaşın makro düzeydeki siyasetinden ziyade, mikro düzeyde bir grup "unutulmuş" insan üzerindeki etkisini izlemek paha biçilemez bir deneyim.
Akıl ve Delilik: Savaşın mantıksızlığı karşısında deliliğin bir savunma mekanizması olması.
Savaşın Absürtlüğü: Kimin kiminle neden savaştığını anlamayan masumların trajedisi.
Hayal Gücü: Gerçeklikten kaçmak için sığınılan fantezi dünyasının iyileştirici gücü.
İzolasyon: Toplumdan dışlanmış insanların, toplumun yarattığı yıkımla yüzleşmek zorunda kalması.
Deliler Evi’nin o kendine has trajikomik ve savaş karşıtı havasını sevdiyseniz, yine savaşın absürtlüğünü işleyen No Man's Land (Tarafsız Bölge) veya Emir Kusturica imzalı Underground (Yeraltı) ilginizi çekebilir. Ayrıca bir akıl hastanesindeki bireysel mücadeleyi anlatan One Flew Over the Cuckoo's Nest (Guguk Kuşu) da bir diğer alternatiftir.
Film, 1995 yılında Çeçenistan'daki bir akıl hastanesinde gerçekten yaşanmış olan bir olaydan esinlenerek kurgulanmıştır.
Çekimler Moskova yakınlarındaki gerçek bir psikiyatri kliniğinde yapılmış ve bazı hastalar çekim sürecine dahil edilmiştir.
Yönetmen Konchalovskiy, Bryan Adams'ı ikna etmek için ona uzun bir mektup yazmış; Adams ise senaryoyu okuduktan sonra projeyi o kadar beğenmiştir ki hiçbir ücret talep etmeden rolü kabul etmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...