
Dram

Cassandra Rice

Steven Hall

Lakisha
Detective Brooks
Miss Thompson

Miss Harris
Officer Gomez
Nurse Davis
School Child
School Child
DeKalb Elementary, bir ilkokulun yönetim ofisinde geçen ve gerçek bir olaya dayanan, son derece gergin ve klostrofobik bir atmosfer sunuyor. Hikâye, Steven adında dengesiz ve silahlı genç bir adamın okula girip ateş açma tehdidiyle ofis çalışanlarını rehin almasıyla başlıyor. Olayın merkezinde ise ofis sekreteri Patricia duruyor. Patricia, namlunun ucunda olmasına rağmen panik yapmak yerine, saldırganla hiç beklenmedik bir bağ kurmaya çalışıyor.
Film, tipik bir okul baskını aksiyonu olmaktan ziyade, iki insan arasındaki psikolojik savaşı ve empatiyi işliyor. Patricia, Steven’ın öfkesinin ve çaresizliğinin arkasındaki insani boşluğu gördükçe, durumu kan dökülmeden çözebilmek için kendi hayatını riske atarak sakinliğini koruyor. Sadece birkaç metrekarelik bir odada geçen bu yapım, her saniyesinde izleyiciyi nefesini tutmaya zorlayan bir gerilim inşa ediyor.
Filmin başarısının en büyük mimarı, Patricia rolündeki Shinelle Azoroh. Azoroh, karakterinin içindeki o yoğun korkuyu bastırıp, bir anneymişçesine gösterdiği şefkati ve profesyonelliği muazzam bir doğallıkla yansıtıyor. Oyuncunun yüzündeki her bir mimik, durumun ciddiyetini ve Patricia’nın sergilediği inanılmaz cesareti izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Saldırgan Steven rolünde izlediğimiz Bo Mitchell ise, karakterin dengesiz ruh halini klişelere kaçmadan canlandırıyor. Mitchell, sadece bir "kötü adam" değil, sistemin dışına itilmiş, ne yapacağını bilemeyen ve aslında korkmuş bir gencin portresini başarıyla çiziyor. Bu iki oyuncu arasındaki dinamik, filmi bir platform filmi zirvesine taşıyarak izleyicide derin bir iz bırakıyor.
DeKalb Elementary, yönetmen Reed Van Dyk’ın sade ama bir o kadar keskin anlatımıyla öne çıkıyor. Müzik kullanımından kaçınılması ve sadece ofisteki telefon sesleri ile ortam gürültülerine odaklanılması, gerçekçilik duygusunu maksimize ediyor. Film, toplumsal şiddet ve ruh sağlığı gibi ağır konuları, bir biyografi kesiti netliğinde ele alırken, izleyiciyi yargılamaya değil anlamaya davet ediyor. Minimalist yapısına rağmen yarattığı devasa duygusal yük, onu 2017’nin en güçlü kısa filmlerinden biri yapıyor.
Psikolojik dramları, gerçek olaylardan esinlenen hikâyeleri ve gerilimi yüksek kısa yapımları seven herkes bu filmi izlemeli. Özellikle kriz yönetimi, empati ve insan psikolojisi üzerine düşünmeyi sevenler için bu yapım bir başyapıt niteliğinde. Şiddetin fiziksel boyutundan ziyade psikolojik boyutuna odaklanan sinemaseverler, bu sessiz ama güçlü direniş hikâyesinden çok etkilenecektir.
Filmi izlemek için en önemli sebep, şiddetin çözümünün her zaman daha büyük bir şiddet olmadığını gösteren o eşsiz empati anına tanıklık etmektir. Bir insanın sadece konuşarak ve karşısındakini "duyarak" neleri değiştirebileceğini görmek büyüleyici. Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Film adaylığı kazanan bu yapım, toplumsal bir yaraya parmak basarken sinemanın iyileştirici gücünü de hatırlatıyor.
Empati ve İletişim: En karanlık anlarda bile kurulan insani bağın kurtarıcı gücü.
Akıl Sağlığı ve Şiddet: Toplumdan dışlanmış bireylerin çaresizlik anındaki yıkıcı tepkileri.
Cesaret ve Soğukkanlılık: Sıradan bir insanın, olağanüstü bir durumda sergilediği sessiz kahramanlık.
Yalnızlık: Karakterlerin farklı kutuplarda olsalar da paylaştıkları o ortak boşluk hissi.
Bu filmin gergin ve gerçekçi atmosferini sevdiyseniz, yine bir rehine durumunu ve iletişimi odağına alan The Guilty (Den skyldige) filmine göz atabilirsiniz. Gerçek olaylara dayanan kısa dramlar ilginizi çekiyorsa, engelli bir çocuğun hak mücadelesini anlatan The Silent Child da listenizde yer almalı. Ayrıca toplumsal meseleleri merkezine alan spor filmi dışındaki derinlikli yapımlar da benzer bir tat bırakabilir.
Film, 2013 yılında Georgia’daki Ronald E. McNair Discovery Learning Academy'de yaşanan gerçek bir olaydan esinlenmiştir.
Yönetmen Reed Van Dyk, senaryoyu yazarken olayın 911 kayıtlarını ve Patricia Frist’in gerçek ifadelerini temel almıştır.
Film, sadece birkaç gün içinde ve son derece kısıtlı bir bütçeyle, olay örgüsündeki gerçekliğe sadık kalınarak çekilmiştir.
Evet, film gerçek hayatta yaşanmış olan mucizevi ve kan dökülmeden biten o olayın akışına büyük oranda sadık kalarak sonlanmaktadır.
Film boyunca saldırganın net bir siyasi veya kişisel hedefinden ziyade, genel bir umutsuzluk ve fark edilme isteği içinde olduğu, akıl sağlığı sorunlarıyla boğuştuğu hissedilmektedir.
Konusu gereği silahlı baskın ve yoğun gerilim içerdiği için küçük çocuklara uygun değildir; ancak genç yetişkinler ve yetişkinler için önemli bir toplumsal ders niteliğindedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...