

Woman in Cinema (segment: Where Is My Romeo?)

Self

-

-

The Suicidal Man (segment "At the suicide of the last Jew ...")

(segment "World cinema")

The thief (segment "Recrudescence")
(segment "Irtebak")
Boy (segment "Anna")
Supporting
Cannes Film Festivali’nin 60. yıl dönümü şerefine hazırlanan bu antoloji projesi, dünya sinemasına yön veren 33 farklı yönetmenin üçer dakikalık kısa filmlerinden oluşuyor. "Işıklar sönüp film başladığında kalpte hissedilen o küçük kıpırtı" alt başlığıyla yola çıkan yapım, sinema salonunun fiziksel mekanından öte, izleyicinin ruhunda bıraktığı izi sorguluyor. Her yönetmen, kendi kültürel süzgecinden geçirerek sinemanın geçmişini, geleceğini ve o büyülü anın kendisi için ne ifade ettiğini anlatıyor.
Filmde kimi yönetmenler boş bir sinema salonunun hüzünlü sessizliğine odaklanırken, kimileri bir projeksiyon cihazının tıkırtısındaki romantizmi yakalıyor. Köy meydanlarında kurulan derme çatma perdelerden modern komplekslerin soğukluğuna kadar, yedinci sanatın evrensel dili bu kısa öyküler aracılığıyla yeniden inşa ediliyor. İzleyici, tek bir oturuşta sinema tarihinin yaşayan efsanelerinin gözünden dünyaya bakma şansı yakalıyor.
Bu devasa projede kamera arkasındaki isimler, oyuncular kadar ön plandadır. Theo Angelopoulos, Lars von Trier, Abbas Kiarostami, Takeshi Kitano, David Cronenberg ve Alejandro González Iñárritu gibi isimlerin her biri kendi kısa hikayesinin mimarıdır. Oyuncu kadrosunda ise yönetmenlerin kendi tarzlarına uygun olarak seçtiği pek çok yerel ve uluslararası isim yer alırken, bazı bölümlerde yönetmenlerin kendilerini veya profesyonel olmayan oyuncuları kullanarak samimi bir anlatı kurdukları görülüyor.
Film, bir antoloji olmanın ötesinde sinema sanatına yazılmış kolektif bir aşk mektubudur. Tempo, yönetmenden yönetmene değişse de filmin genel dokusunda melankolik bir sevgi hakimdir. Kimi sahneler absürt bir mizah barındırırken, kimileri derin bir felsefi sorgulama içerir. Tek bir bütün olarak izlendiğinde, sinemanın sadece bir eğlence aracı değil, insanlığın ortak hafızası olduğu gerçeği tokat gibi yüze çarpar.
Gerçek sinemaseverler, film okulu öğrencileri ve sinema tarihine ilgi duyanlar için bu yapım bir hazine niteliğindedir. Farklı anlatım tekniklerini bir arada görmek isteyenler ve dünya sineması örneklerini merak eden izleyiciler bu deneyimi kaçırmamalıdır. Eğer kısa formattaki hikayelerin yoğun duygusal etkisini seviyorsanız, bu film tam size göre.
Dünyanın en iyi yönetmenlerini aynı projede, üstelik en saf duygularıyla sinemayı anlatırken görmek başka hiçbir yapımda mümkün değildir. Her üç dakikada bir yeni bir dünyaya kapı açan film, izleyiciyi sıkmadan sürekli tazeleyen bir yapıya sahiptir. Sinemanın sadece bir endüstri değil, bir tutku olduğunu hatırlamak için bu film eşsiz bir kaynaktır.
Sinema Tutkusu: Filmin merkezinde yer alan, ışıklar söndüğünde başlayan o eşsiz heyecan.
Zamanın Ruhu: Sinemanın teknolojik ve toplumsal değişimlere nasıl ayak uydurduğu (veya uyduramadığı).
Kolektif Bellek: Farklı coğrafyalardaki insanların bir film perdesi önünde nasıl ortak bir duygu paylaştığı.
Yalnızlık ve Paylaşım: Sinema salonunun hem çok kişisel hem de çok toplumsal bir mekan olması.
Sinema sevgisini merkeze alan filmlerden hoşlanıyorsanız, bir klasik olan Cinema Paradiso (Cennet Sineması) mutlaka listenizde olmalı. Ayrıca yine antoloji formatında olan ve Paris’e duyulan sevgiyi anlatan Paris, je t'aime bu filmin yapısal bir benzeri olarak değerlendirilebilir.
Film, Cannes Film Festivali’nin 60. yıl kutlamaları kapsamında sipariş edilmiştir.
Bazı bölümlerde yönetmenler birbirlerine atıfta bulunur; örneğin bir yönetmenin filminde diğerinin eserinden bir kare görmek mümkündür.
Film, sinema salonlarının dijitalleşme ve kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, bu mekanların kutsallığını vurgulamak için yapılmıştır.
Filmde dünya çapında tanınmış toplam 33 farklı yönetmenin her biri üçer dakikalık kısa filmleri bulunmaktadır.
"Chacun son cinéma" Fransızca "Herkesin kendi sineması" anlamına gelir; "Ce petit coup au coeur..." ile başlayan alt başlık ise sinema başladığında kalpteki o küçük heyecanı tarif eder.
Hayır, bu bir kurmaca kısa film antolojisidir; ancak bazı bölümler belgesel estetiğine veya kişisel anılara çok yakın durmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...