1692 yılında, Massachusetts'in Salem kasabasında bir grup genç kızın ormanda gizlice dans etmesi ve "büyü" ayini yaparken görülmesiyle büyük bir kaos başlar. Kızların elebaşı olan Abigail Williams, eski patronu John Proctor ile yaşadığı yasak aşkın devam etmesini istemekte ve Proctor'un eşi Elizabeth’in ölmesi için büyü yapmaktadır.
Olaylar ortaya çıkınca, kızlar cezadan kurtulmak için kasaba sakinlerini "şeytanla iş birliği yapmakla" suçlamaya başlar. Kasaba halkının dini bağnazlığı ve bastırılmış korkuları birleşince, basit bir yalan devasa bir cadı avına dönüşür. John Proctor, hem kendi onurunu korumak hem de masum insanları darağacından kurtarmak için bu deliliğe karşı durmak zorunda kalacaktır. Ancak Salem'de artık mantık değil, korku hüküm sürmektedir.
Daniel Day-Lewis (John Proctor): Onuru ve vicdanı arasında sıkışmış bir adamın acısını, öfkesini ve nihayetindeki asaletini her zamanki metod oyunculuğuyla iliklerimize kadar hissettiriyor.
Winona Ryder (Abigail Williams): Takıntılı, tehlikeli ve manipülatif genç kız rolünde kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor.
Joan Allen (Elizabeth Proctor): John'un "soğuk ama dürüst" eşi rolünde o kadar başarılıydı ki bu performansıyla Oscar adaylığı kazandı.
Paul Scofield (Yargıç Thomas Danforth): Kanunları ve otoriteyi temsil eden, geri adım atmayan sert yargıç rolünde devleşiyor.
Arthur Miller'ın İmzası: Yazar, bu oyunu aslında 1950'lerdeki McCarthy döneminin (ABD'deki komünist avı) bir alegorisi olarak yazmıştı. Film, bu toplumsal linç psikolojisinin her devirde nasıl tekerrür edebileceğini gösteriyor.
Atmosfer: Film, 17. yüzyılın o kasvetli, gri ve baskıcı atmosferini kostümlerden mekan tasarımına kadar kusursuz bir şekilde yansıtıyor.
Duygusal Yük: İzleyiciyi öfkelendiren, adaletsizlik karşısında çaresiz hissettiren ama finaliyle "onur" kavramını sorgulatan çok güçlü bir anlatıma sahip.
Tarihi dramları, mahkeme salonu gerilimlerini ve karakter odaklı güçlü oyunculukları sevenler için bu yabancı film bir klasiktir. Toplumsal psikoloji ve kitlelerin manipülasyonu üzerine kafa yoran izleyiciler için de ders niteliğindedir. PG-13 yaş sınırı, içerdiği ağır dramatik sahneler ve bazı rahatsız edici temalar nedeniyle belirlenmiştir.
Onur ve İsim: John Proctor'un "Adımı benden alırsanız geriye neyim kalır?" feryadıyla özetlenen onur mücadelesi.
Toplumsal Histeri: Korkunun ve yalanın bir toplumu nasıl ele geçirip komşuyu komşuya kırdırabildiği.
Dini İstismar: Dinin, kişisel intikamlar ve otorite kurmak için nasıl bir silah olarak kullanılabileceği.
John Proctor: "Çünkü o benim adım! Çünkü hayatta bir kez daha sahip olamam! Çünkü ben yalan söyleyip yalanlara imza atamam!"
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...