

Rıfat Bey
Hejar

Sakine

Müzeyyen Hanım

Evdo

Avukat Serpil
Erkek Militan
Kız Militan

Şef Polis

-
Büyük Adam Küçük Aşk, ideolojilerin ve dillerin ötesinde, insan olmanın en saf haliyle kurulan bir bağın öyküsüdür. Emekli bir yargıç olan Rıfat Bey, katı kuralları olan, Cumhuriyet ilkelerine sadık ve Türkçe dışındaki dillerin kamusal alanda varlığına mesafeli bir adamdır. Hayatın bu rutin ve disiplinli akışı, küçük bir kız çocuğu olan Hejar’ın hayatına girmesiyle altüst olur. Yakınlarını kaybeden ve İstanbul’un karmaşasında yapayalnız kalan Hejar, sadece Kürtçe bilmektedir.
Rıfat Bey, başlangıçta bu küçük kızı yetkililere teslim etmek istese de, vicdanı ve içinde saklı olan şefkat duygusu buna izin vermez. Biri sadece Türkçe, diğeri sadece Kürtçe bilen bu iki yabancı, aynı çatı altında iletişim kurmanın bir yolunu bulmak zorundadır. Kelimelerin yetersiz kaldığı yerde bakışlar, paylaşılan yemekler ve sessiz kabullenişler konuşmaya başlar. Film, önyargıların nasıl yıkıldığını ve sevginin hiçbir dile ihtiyaç duymadan nasıl köprüler kurduğunu epik bir dille anlatır.
Türk sinemasının usta ismi Şükran Güngör, Rıfat Bey rolünde kariyerinin en unutulmaz performanslarından birini sergiliyor. Katı bir bürokratın içindeki insani dönüşümü, o sert ama giderek yumuşayan mizacıyla muazzam bir derinlikle yansıtıyor. Güngör’ün performansı, filmin ideolojik zeminini insani bir seviyeye çekiyor.
Hejar rolündeki çocuk oyuncu Dilan Erçetin ise doğallığı ve masumiyetiyle filmin kalbini oluşturuyor. Hiçbir profesyonel oyunculuk eğitimi olmamasına rağmen, korkuyu ve merakı o kadar içten yansıtıyor ki izleyiciyle arasında kopmaz bir bağ kuruyor. Ayrıca Füsun Demirel ve İsmail Hakkı Şen gibi deneyimli isimler de hikayeye kattıkları toplumsal doku ve sıcaklıkla kadronun gücünü perçinliyor.
Yönetmen Handan İpekçi, Büyük Adam Küçük Aşk ile Türkiye’nin en hassas meselelerinden birini, dili ve kimliği, bir çocuğun ve bir yaşlı adamın dostluğu üzerinden incelikle işliyor. Film, didaktik bir dil kullanmaktan kaçınarak, siyasi olanı bireysel ve duygusal bir düzleme indiriyor. 2000’li yılların başında Türk sinemasında sosyal gerçekçiliğin en önemli temsilcilerinden biri olan yapım, minimalist sinematografisi ve güçlü diyaloglarıyla (ve diyalogsuz sahneleriyle) dikkat çekiyor.
Toplumsal meselelere duyarlı, insan psikolojisindeki değişimleri izlemekten keyif alan ve sosyal dram türünü seven herkes bu filmi izlemeli. Eğer "sevginin dili ortaktır" temasını işleyen, ajitasyondan uzak ama derinden etkileyen hikayelerden hoşlanıyorsanız bu yapım tam size göre. Ayrıca Türk sinemasının gelişim sürecini anlamak isteyenler için bu ödüllü film mutlaka görülmesi gerekenler listesindedir.
Bu film, bize önyargıların ne kadar yapay ve sevginin ne kadar evrensel olduğunu gösterdiği için izlenmeli. Büyük Adam Küçük Aşk, izleyicisine sadece bir hikaye anlatmıyor, aynı zamanda empati kurma yetisini yeniden hatırlatıyor. Rıfat Bey’in Hejar sayesinde kendi geçmişiyle ve inançlarıyla hesaplaşması, aslında toplumun her kesiminin kendinden bir parça bulabileceği bir ayna niteliğinde.
İletişim ve Dil: Farklı dilleri konuşan insanların, duygular aracılığıyla nasıl ortak bir dil yarattığı.
Önyargıların Yıkılması: Katı ideolojik kalıpların, insani bir temasla nasıl değişebileceği.
Yalnızlık ve Aidiyet: İki farklı kuşak ve kültürün, birbirlerinde buldukları teselli ve yuva hissi.
Filmin yarattığı dokunaklı atmosferi sevdiyseniz, şu yapımlara da göz atabilirsiniz:
Güneşe Yolculuk: Dostluk ve kimlik temalarını bir yol hikayesi üzerinden işleyen sarsıcı bir bağımsız film.
Babam ve Oğlum: Kuşak çatışmasını ve aile bağlarını duygusal bir dille ele alan yerli sinema klasiği.
Merkez Garı (Central Station): Yaşlı bir kadın ile küçük bir çocuğun yolculuğunu ve aralarındaki bağı anlatan bir dünya sineması örneği.
Film, vizyona girdiği dönemde büyük bir ilgiyle karşılanmış, 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Film" dahil 5 dalda ödül kazanmıştır. Türkiye’nin Oscar aday adayı olarak seçilen yapım, dünya genelinde pek çok festivalde gösterilmiş ve takdir toplamıştır. Filmin çekim sürecinde küçük Hejar'ın doğallığını korumak için çekimler kronolojik sırayla yapılmış ve oyuncuların birbirleriyle kurdukları bağın gerçekliği perdede bu sayede en üst seviyeye taşınmıştır.
Hayır, film Handan İpekçi tarafından kaleme alınmış kurgusal bir senaryodur; ancak dönemin toplumsal gerçeklerinden ve Türkiye'nin doğu-batı sentezinden esinlenilmiştir.
Filmde ana karakterlerin arasındaki iletişim engelini yansıtmak amacıyla hem Türkçe hem de Kürtçe dilleri kullanılmaktadır.
İsimdeki "Büyük Adam", Rıfat Bey'in hem yaşına hem de toplumdaki statüsüne; "Küçük Aşk" ise Hejar'ın masumiyetine ve aralarında kurulan o devasa sevgiye işaret etmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...