

Scott Madison
Kessler Briggs

Lou

Jack

Claire
Holly
Cody

Davey

Vigo

Caruso
Uğursuzluklarla dolu geçmişini arkasında bırakıp daha huzurlu bir yaşam sürmek isteyen profesyonel suikastçı "Ladybug", kendisine verilen son bir görevi kabul eder. Görevi oldukça basittir: Tokyo'dan kalkan dünyanın en hızlı trenine sızmak, üzerinde belirli bir işaret bulunan bir çantayı ele geçirmek ve bir sonraki durakta trenden inmek. Ancak kaderin cilvesi ve Ladybug’ın bitmek bilmeyen şanssızlığı, bu yolculuğu beklediğinden çok daha karmaşık bir hale getirir.
Trenin vagonları arasında ilerledikçe Ladybug, kendisiyle aynı hedefin peşinde olan, birbirinden tehlikeli ve her birinin kendine has yöntemleri bulunan profesyonel suikastçılarla karşılaşır. Birbirinden habersiz gibi görünen bu ölümcül yolcuların yollarının kesişmesi, trenin hızına paralel olarak artan bir kaosun fitilini ateşler. Kapalı bir alanda, saatte yüzlerce kilometre hızla giden bu metal yığınının içinde hayatta kalmak, çantayı ele geçirmekten çok daha zor bir mücadeleye dönüşür.
Brad Pitt, Ladybug karakterine hayat verirken kariyerinin en enerjik ve sempatik performanslarından birini sergiliyor. Sürekli "pozitif kalmaya" çalışan, şiddetten kaçınmak isterken kendini tam ortasında bulan bir karakteri, kendine has karizmasıyla dengeliyor. Pitt’in bu naif ama usta dövüşçü tiplemesi, filmin mizah yükünü başarıyla sırtlanıyor.
Joey King, masum görünümlü ancak manipülatif ve acımasız "Prince" karakteriyle hikâyenin karanlık kanadını temsil ediyor. Aaron Taylor-Johnson (Tangerine) ve Brian Tyree Henry (Lemon) ikilisi ise filmin asıl yıldızlarından. Aralarındaki "meyve kardeşler" kimyası, hikâyeye hem duygusal bir derinlik hem de Thomas ve Arkadaşları üzerinden yürüyen unutulmaz bir mizah anlayışı katıyor. Ayrıca Andrew Koji ve efsanevi Hiroyuki Sanada, filme ciddiyet ve samuray onuru aşılayarak aksiyonun dozunu artırıyorlar.
John Wick ve Deadpool 2 gibi yapımlardan tanıdığımız David Leitch, Bullet Train ile türün tüm kurallarını esneten bir stilize aksiyon şöleni sunuyor. Filmin temposu, konu aldığı hızlı trenle yarışır nitelikte. Renkli paleti, yüksek enerjili kurgusu ve vagonlar arasında değişen atmosferiyle izleyiciyi bir an bile yerinde oturtmuyor. Leitch, koreografisi zor olan dar alanlarda yaratıcı dövüş sahneleri kurgulayarak aksiyonu bir tür dansa dönüştürüyor. Senaryo ise tesadüfler ve kader teması üzerine kurulu, zekice örülmüş bir yapbozu andırıyor.
Hızlı kurgudan hoşlanan, absürt mizahla harmanlanmış aksiyon filmleri tutkunları bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Guy Ritchie filmlerindeki gibi iç içe geçmiş olay örgüsü ve zekice diyalogları sevenler için Bullet Train biçilmiş kaftan. Aynı zamanda suç filmleri atmosferini neon ışıkları ve modern bir Japonya estetiğiyle görmek isteyen sinemaseverler de bu yolculuğa mutlaka katılmalı.
Film, sadece bir aksiyon yapımı olmanın ötesinde, karakter derinliği ve mizah zamanlamasıyla öne çıkıyor. Klasik "herkesin birbiriyle bağlantılı olduğu" hikâye anlatımını, klostrofobik bir mekânda son derece ferah bir görsel dille anlatmayı başarıyor. Aksiyon sahnelerinin yaratıcılığı, özellikle günlük objelerin birer silaha dönüşmesi filmi türdeşlerinden ayırıyor. Ladybug’ın bitmek bilmeyen şanssızlığının yarattığı komik durumlar, gerilimin en yüksek olduğu anlarda bile izleyiciyi gülümsetmeyi başarıyor.
Kader ve Şans: Karakterlerin başına gelenlerin ne kadarının şans, ne kadarının önceden yazılmış bir kader olduğu sürekli sorgulanıyor.
İntikam: Geçmişin hesaplaşmaları, tüm karakterleri aynı raylar üzerinde buluşturan temel motivasyon kaynağı.
Aile Bağları: "Limon ve Mandalina" arasındaki kardeşlikten, baba-oğul arasındaki onur mücadelesine kadar farklı aile dinamikleri işleniyor.
Dönüşüm: Ladybug karakteri üzerinden şiddet dolu bir hayattan huzur dolu bir felsefeye geçiş çabası anlatılıyor.
Eğer bu filmin enerjisini sevdiyseniz, yine David Leitch imzalı Deadpool 2 ve bolca absürt mizah barındıran Snatch filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, dar alanda geçen yüksek gerilimiyle Snowpiercer ve stilize şiddet sahneleriyle Kill Bill serisi, aksiyon gerilim kategorisinde benzer tatlar bırakacaktır.
Brad Pitt, filmdeki tehlikeli sahnelerin ve dublörlük gerektiren aksiyonların %95’ini bizzat kendisi gerçekleştirdi.
Film, Kōtarō Isaka’nın "Maria Beetle" adlı Japon romanından uyarlandı.
Filmin çekimleri salgın döneminde gerçekleştiği için, trenin geçtiği Japonya manzaralarının çoğu devasa LED ekranlar kullanılarak stüdyoda yaratıldı.
Şu an için resmi bir devam filmi duyurusu yapılmasa da evrenin genişlemesine uygun karakter yapısı ve hikâye sonu, olası bir devam halkasına kapı aralıyor.
Karakteri Ladybug (Uğur Böceği), isminin aksine girdiği her işte işlerin ters gitmesine neden olan bir bahtsızlığa sahip olduğuna inanıyor ve bu durum filmdeki mizahın temelini oluşturuyor.
Karakterlerden Lemon, insanları analiz etmek için bu çizgi filmdeki lokomotiflerin kişilik özelliklerini kullanıyor; bu da onun çocuksu ama ölümcül karakterini pekiştiren bir detay.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...